Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, her yıl aralık ayının son günlerinde alevlenen yılbaşı ve Noel tartışmalarına, İslamiyet öncesi Türklerin Nardugan bayramını da dahil ederek tarihsel açıdan bir bilgi de ben düşmek istedim.
Hepimizin bildiği gibi Noel ile yılbaşı aynı şey değil. Noel, İsa Peygamber'in doğumunun kutlandığı 25 Aralık günü Hristiyanlara özgü bir bayramken, yılbaşı bir dini bayram olmayıp, dünya genelinde birçok ülkede bir yılın bitip, diğerinin başlamasının kutlandığı gecedir. Hatta Suudi Arabistan Prensi Salman bu yıl artık ülkesinde yılbaşının kutlanabileceğini açıklamıştır.
Moğol dilindeki Nar (Güneş), Türk dilindeki Tuqan (Doğan) sözcüklerinden oluşan Nardugan İslamiyet öncesi Türklerin “Yeniden Doğuş” bayramıdır. 21 Aralık’ta gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı günlerde başlar. Eski Türk inancına göre gece ile gündüz sürekli bir mücadele halindedir. Çünkü inanışa göre bu tarih güneşin karanlığa karşı zafer kazandığı andır. Bu zafer, doğanın ve hayatın yeniden doğuşudur. Umut, bereket ve yeniden başlama anlamına da gelir.
Türk mitolojisinde, yer ile gök arasındaki bağı simgeleyen ve “Hayat Ağacı” olarak bilinen akçam kutsaldır. Nardugan’da insanlar bu kutsal ağacın dallarına renkli kumaşlar bağlar, dilekler diler, ağacın altına Tanrı Ülgen’e sunulmak üzere hediyeler bırakırdı. Evler temizlenir, en güzel giysiler giyilir, yaşlılar ziyaret edilir, aileler bir araya gelirdi. Kısacası bugün “yılbaşı ruhu” diye tanımladığımız pek çok unsur, yüzyıllar önce Türk toplumunda vardı.
Ayrıca; Orta Asya Türk mitolojisinde, kışın ortaya çıkan, yoksullara yardım eden, insanları sevindiren; uzun sakallı, kaftanlı, iyilik dağıtan Ayaz Ata figürü vardı. Ayaz Ata, Türk toplumunun dayanışma, paylaşım ve merhamet anlayışının bir yansıması gibidir. Nardugan Bayramı da Türklerin doğayı, zamanı ve toplumsal birlikteliği nasıl anlamlandırdığı konusunda yüzyıllar ötesinden bize kıymetli ipuçları sunmaktadır.
Bu çerçeveden bakıldığında; Noel’i simgeleyen pek çok unsurun, çok daha erken dönemlerde Türk geleneğinde var olduğu görülmektedir.
Bu konuya ilişkin Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, “Çam Bayramı (Noel mi Nardugan mı?)” adlı eserinde, Nardugan Bayramı ile Noel arasındaki benzerliklere dikkat çekerek; yılbaşında ağaç süsleme geleneğinin Türklerden Hristiyanlığa geçtiğini, Noel Baba figürünün ise Türk kültüründeki Ayaz Ata adlı karakterden devşirildiğini iddia etmiştir.
Bugün kullandığımız takvimler, inançlar, bayramlar anlayışları değişmiş olsa da kültürel hafızamızı da unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Dini açıdan Noel’i kutlamak anlamlı olmayabilir; fakat geçmişimizde böyle bir geleneğimiz olduğunu bilmek, yeni yıl dilekleri dilemek, sevdiklerimizle bir araya gelmek gibi uygulamaların bize yabancı olmadığını da kabul etmek gerekir.
Nardugan’ı hatırlamak, başka bir kültüre ait bir bayramı kendimize mal etmek demek değildir. Kendi tarihsel birikimimizi ve kültürümüzü tanımak ve anlamaya çalışmaktır. Çünkü fikrimce bir toplum, geçmişini bildiği ölçüde geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edebilir.
