Dr. Serpil GÜRER - Yazar - Edebiyat Doktoru
Köşe Yazarı
Dr. Serpil GÜRER - Yazar - Edebiyat Doktoru
 

Bir Kez Daha Ortadoğu, Bir Kez Daha Kadınlar

Savaşın hiçbir zaman kazananı yoktur. Buna rağmen dünya, neredeyse nefes alacak bir an bile bulamadan savaşların, çatışmaların ve kaosun içinde savrulmaya devam ediyor. Bugün yine yanı başımızda, İran’da yaşananlar; ölüm, acı ve belirsizlik. Ve yine sahnede Amerika var. “Özgürlük”, “insan hakları” ve “demokrasi” gibi kulağa umut dolu gelen kavramlar eşliğinde, Ortadoğu’da bir ülke daha ateş hattında. Elbette bu tablonun tek sorumlusu dış müdahaleler değil. İran’ın yıllardır kendi halkına, özellikle de kadınlara reva gördüğü baskı politikaları, bugün yaşananların zeminini hazırlayan önemli unsurlardan biri. Din gerekçesiyle Kadın kimliği üzerinden kurulan tahakküm, bir iç mesele olmaktan çıkıyor ve fırsat kollayan küresel güçlerin “müdahale” gerekçesi üretmesine de imkân tanıyor. İran’da kadınlar, yıllardır temel hak ve özgürlükler için mücadele ediyor. Hani dinde zorlama yoktu? Nasıl giyineceklerinden nasıl yaşayacaklarına birçok alanda sıkı bir denetim altında tutuluyorlar. Başörtüsü zorunluluğu, kamusal alanlardaki kısıtlamalar,  ağır cezalar kadınların hayatını çekilmez hale getirirken, aslında dine de zarar vererek, özellikle gençlerin dini sorgulanmasına neden oluyor. Ancak ne yazık ki tarih bize defalarca göstermiştir ki; Küresel Güçler, kadınların ve mazlumların acılarını gerçekten dindirmek için değil, kendi çıkarlarını korumak için harekete geçiyorlar. Sözde “Özgürlük” getirilen tüm ülkelerden (Irak’tan Afganistan’a) geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar, travmalar, acılar ve işgal edilen ülkeler kalmıştır. Bugün İran için kurulan cümleler de bu yüzden endişe verici. Bu kaos ortamında en ağır bedeli yine kadınlar, çocuklar ödüyor. “Özgürlük” adı altında çıkılan yolda, bombalar yalnızca binaları değil; umutları, hayalleri ve geleceği de yerle bir ediyor. Erkek egemen iktidarların hem içeride hem dışarıda yürüttüğü güç savaşları, kadınları iki kez mağdur ediyor: önce kendi devletlerinin baskısının, sonra da küresel hesaplaşmaların kurbanı oluyorlar. İran’da yaşananlar,  Atatürk’ün ne denli ileri görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. İleri görüşlülüğü, kararlılığı ve milletine kazandırdıkları sayesinde, özellikle de bugün kadın olarak sahip olduğumuz değerlerin ne denli kıymetli olduğu açıktır. Bu sayede küresel güçlerin dayattığı oyunları bozarak,   yalnızca bağımsızlık mücadelesi vermekle kalmamış, çağının çok ötesinde bir bakış açısıyla kadına, “senin yerin ayaklar altında değil, göklerdedir” desturuyla kadını toplumun onurlu, eşit ve vazgeçilmez bir öznesi hâline getirmiştir. O halde görüyoruz ki; özgürlük tanklarla, füzelerle yaptırımlarla,  demokrasi de küresel güçlerin müdahalesiyle gelmiyor. Bu nedenle İranlıların ve İranlı kadınlarının mücadelesi, ne Amerika’nın ne de başka bir gücün propaganda malzemesi olmalıdır. Bu mücadele, yalnızca onların sesine kulak verilerek ve onların talepleri merkeze alınarak çözülebilir.  Aksi halde bir kez daha “özgürlük” adına yakılan ateş kadınları, çocukları ve ülkenin tamamını yakmaya devam edecektir.
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2026 -Cumartesi

Bir Kez Daha Ortadoğu, Bir Kez Daha Kadınlar

Savaşın hiçbir zaman kazananı yoktur. Buna rağmen dünya, neredeyse nefes alacak bir an bile bulamadan savaşların, çatışmaların ve kaosun içinde savrulmaya devam ediyor.

Bugün yine yanı başımızda, İran’da yaşananlar; ölüm, acı ve belirsizlik. Ve yine sahnede Amerika var. “Özgürlük”, “insan hakları” ve “demokrasi” gibi kulağa umut dolu gelen kavramlar eşliğinde, Ortadoğu’da bir ülke daha ateş hattında.

Elbette bu tablonun tek sorumlusu dış müdahaleler değil. İran’ın yıllardır kendi halkına, özellikle de kadınlara reva gördüğü baskı politikaları, bugün yaşananların zeminini hazırlayan önemli unsurlardan biri. Din gerekçesiyle Kadın kimliği üzerinden kurulan tahakküm, bir iç mesele olmaktan çıkıyor ve fırsat kollayan küresel güçlerin “müdahale” gerekçesi üretmesine de imkân tanıyor.

İran’da kadınlar, yıllardır temel hak ve özgürlükler için mücadele ediyor. Hani dinde zorlama yoktu? Nasıl giyineceklerinden nasıl yaşayacaklarına birçok alanda sıkı bir denetim altında tutuluyorlar. Başörtüsü zorunluluğu, kamusal alanlardaki kısıtlamalar,  ağır cezalar kadınların hayatını çekilmez hale getirirken, aslında dine de zarar vererek, özellikle gençlerin dini sorgulanmasına neden oluyor.

Ancak ne yazık ki tarih bize defalarca göstermiştir ki; Küresel Güçler, kadınların ve mazlumların acılarını gerçekten dindirmek için değil, kendi çıkarlarını korumak için harekete geçiyorlar. Sözde “Özgürlük” getirilen tüm ülkelerden (Irak’tan Afganistan’a) geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar, travmalar, acılar ve işgal edilen ülkeler kalmıştır. Bugün İran için kurulan cümleler de bu yüzden endişe verici.

Bu kaos ortamında en ağır bedeli yine kadınlar, çocuklar ödüyor. “Özgürlük” adı altında çıkılan yolda, bombalar yalnızca binaları değil; umutları, hayalleri ve geleceği de yerle bir ediyor.

Erkek egemen iktidarların hem içeride hem dışarıda yürüttüğü güç savaşları, kadınları iki kez mağdur ediyor: önce kendi devletlerinin baskısının, sonra da küresel hesaplaşmaların kurbanı oluyorlar.

İran’da yaşananlar,  Atatürk’ün ne denli ileri görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. İleri görüşlülüğü, kararlılığı ve milletine kazandırdıkları sayesinde, özellikle de bugün kadın olarak sahip olduğumuz değerlerin ne denli kıymetli olduğu açıktır. Bu sayede küresel güçlerin dayattığı oyunları bozarak,   yalnızca bağımsızlık mücadelesi vermekle kalmamış, çağının çok ötesinde bir bakış açısıyla kadına, “senin yerin ayaklar altında değil, göklerdedir” desturuyla kadını toplumun onurlu, eşit ve vazgeçilmez bir öznesi hâline getirmiştir.

O halde görüyoruz ki; özgürlük tanklarla, füzelerle yaptırımlarla,  demokrasi de küresel güçlerin müdahalesiyle gelmiyor. Bu nedenle İranlıların ve İranlı kadınlarının mücadelesi, ne Amerika’nın ne de başka bir gücün propaganda malzemesi olmalıdır.

Bu mücadele, yalnızca onların sesine kulak verilerek ve onların talepleri merkeze alınarak çözülebilir.  Aksi halde bir kez daha “özgürlük” adına yakılan ateş kadınları, çocukları ve ülkenin tamamını yakmaya devam edecektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (15)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nevzat
(17.01.2026 09:15 - #4559)
Bu yazınızda çevrenizi, memleketimizi, dünyayı ve her şeyden önce kendinizi ne kadar iyi bildiğinizi bir kez daha gösterdi. Bu güzelliklerinin devamı gelsin insallah Sevgili Yazar.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
BULUT
(17.01.2026 09:28 - #4560)
Dr. Serpil Gürer, bu yazısında derin tarihsel bilinci, vicdani duruşu ve kadın merkezli bakışı ustalıkla birleştirerek son derece güçlü bir metne imza atmış. Sade ama çarpıcı diliyle, sahte özgürlük söylemlerini sorgulatırken gerçek özgürlüğün ancak halkların ve kadınların iradesiyle mümkün olduğunu etkileyici biçimde ortaya koyuyor. Emeğinize sağlık Hocam.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mavi
(17.01.2026 10:20 - #4561)
“Kaleminize sağlık hocam… Her cümlenizde, coğrafyası acıyla sınanan kadınların sesi duyuluyor. Anlatımınız hem vicdana hem akla dokunuyor.”
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nevzat Ersoy
(17.01.2026 12:04 - #4565)
Emeğinize sağlık yüreğinize sağlık Serpil hocam çok güzel. Kutluyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Beril
(17.01.2026 13:23 - #4567)
Yürekten tebrikler hocam… Kadınların hem devletlerin hem de küresel güçlerin arasında nasıl ezildiğini bu kadar net anlatan çok az yazı var.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Elira
(17.01.2026 14:16 - #4568)
“Doğduğun yer kaderindir” Bu kader, en çok da kadınlar ve çocuklar üzerinde belirleyici oluyor, Çünkü kriz zamanlarında ilk vazgeçilen haklar onlarınkidir. Eğitimden koparılan çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar, göç yollarında kaybolan hayatlar… Tüm bunlar bireysel başarısızlıkların değil, coğrafyanın ve onu yöneten sistemlerin sonucudur. Aynı dünyada, sadece farklı bir yerde doğdukları için insanların yaşam ihtimallerinin bu kadar farklı olması, “kader” kavramını sorgulamayı zorunlu kılıyor malesef…..bu güzel ve duyarlı yazınızdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.. Serpil Hanım…
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Asya
(18.01.2026 02:04 - #4574)
Hocam, yazınız kadınların Ortadoğu’da neden hâlâ en ağır bedelin taşıyıcısı olduğunu çarpıcı bir gerçeklikle ortaya koyuyor. Sözleriniz sadece analiz değil; bir vicdan çağrısı.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
sude
(18.01.2026 02:11 - #4575)
Oldukça başarılı bir metin. Hem dili hem de yaklaşımıyla Ortadoğu’da kadınların yaşadığı sorunları güçlü bir biçimde görünür kılıyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
neşe
(18.01.2026 02:18 - #4577)
Çok güzel ve sarsıcı bir yazı. Ortadoğu’da kadınların taşıdığı ağır yükü insanın içine işleyen bir anlatımla aktarıyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
umut
(18.01.2026 02:21 - #4579)
Emeğinize sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aren
(18.01.2026 09:55 - #4582)
“Hocam, bu yazı umut vermekten çok gerçeği yüzümüze çarpıyor. ‘Özgürlük’ adı altında kurulan her cümlede, yıkılan şehirlerin enkazından önce kadınların hayatlarının gömüldüğünü hatırlatıyorsunuz. İç baskıyla dış müdahalenin aynı karanlıkta buluştuğu Ortadoğu’da, kadınlar hem susturuluyor hem de ‘kurtarılacak’ birer nesneye indirgeniyor. Bu metin bir analiz değil; kanıksadığımız acılara tutulmuş sert bir ayna.”
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
nara
(18.01.2026 10:10 - #4583)
Hocam, sözleriniz Ortadoğu’nun karanlığını sessizce gösteriyor… En çok da kadınların taşıdığı görünmez yükleri. Kaleminize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Pinarcooking
(18.01.2026 11:39 - #4584)
İran gibi derin bir kültüre ve tarihe sahip ülkenin kendi içersinde kadınıyla, erkeğiyle sorunlarını çözüp hak ettikleri şekilde yaşamaları dileğiyle…teşekkürler.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ada
(20.01.2026 09:03 - #4610)
Dr. Serpil Gürer, Ortadoğu’daki krizlerin gerçek bedelinin kadınlara ödetildiğini; iç baskılar ve küresel müdahalelerin “özgürlük” söylemiyle meşrulaştırılamayacağını net ve güçlü bir dille ortaya koyuyor.Emeğinize sağlık hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Özgür
(20.01.2026 09:05 - #4611)
Dr. Serpil Gürer’e bu değerli analiz için teşekkür ederim; Ortadoğu’da yaşanan acıların en derininde yine kadınların olduğunu güçlü bir dille hatırlatıyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.