Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

TÜRKÜ SÖYLEMEK LAZIM

Tarihe baktığımızda bazı insanların en büyük eserlerini, en büyük buluşlarını ya da en önemli adımlarını genç yaşlarında değil, hayatın olgunluk dönemlerinde attığını görürüz. Kristof Kolomb yeni kıtaya ulaştığında 50 yaşındaydı. Pasteur kuduz aşısı üzerine çalıştığında 60’ına yaklaşmıştı. Mimar Sinan, Selimiye gibi bir şaheseri 80’li yaşlarında tamamladı. Goethe, Faust’u ileri yaşlarında olgunlaştırdı. Demek ki insanın takvim yaşı başka, üretme yaşı başka. Bizde ise insan ellisine gelince çevreden sesler yükselmeye başlar: “Bu saatten sonra mı?” Evet, bu saatten sonra! Çünkü insanın içindeki merak ölmediyse, öğrenme isteği tükenmediyse, kalbi hâlâ bir şeye heyecan duyuyorsa o saat henüz geç değildir. Önemli olan düşünmek, karar vermek ve ilk adımı atmaktır. Çünkü hayat, yerinde duranlara değil, yürümeye cesaret edenlere yol açar. Yaş bazen engel değil, tam tersine sermayedir. İnsan yıllar içinde deneyim biriktirir, sabrı öğrenir, neyin değerli olduğunu daha iyi anlar. Gençliğin acelesi azalır ama yerine derinlik gelir. Ben de kendi hayatımda gördüm: Küçük bir adım, bazen koskoca bir kapıyı açabiliyor. Bir şiir, bir yazı, bir türkü, bir cümle… Derken insan bakıyor ki “Ben bunu yapamam” dediği şeyin tam ortasında yürüyor. O yüzden yaşla ilgili yanlış düşünceleri kıralım. Geç kalmadık. Sadece bazen biraz fazla bekledik. Ama beklemek, yola çıkmaya engel değil. Takvim yaprakları yaşımızı gösterir; hayallerimiz ise hâlâ ne kadar genç olduğumuzu. Ve ben diyorum ki: Henüz nefes alıyorsak, henüz merak ediyorsak, henüz öğrenmek istiyorsak… Daha yazacak çok cümlemiz, söyleyecek çok türkümüz, atacak çok adımımız var.
Ekleme Tarihi: 16 Haziran 2026 -Salı

TÜRKÜ SÖYLEMEK LAZIM

Tarihe baktığımızda bazı insanların en büyük eserlerini, en büyük buluşlarını ya da en önemli adımlarını genç yaşlarında değil, hayatın olgunluk dönemlerinde attığını görürüz.

Kristof Kolomb yeni kıtaya ulaştığında 50 yaşındaydı. Pasteur kuduz aşısı üzerine çalıştığında 60’ına yaklaşmıştı. Mimar Sinan, Selimiye gibi bir şaheseri 80’li yaşlarında tamamladı. Goethe, Faust’u ileri yaşlarında olgunlaştırdı.

Demek ki insanın takvim yaşı başka, üretme yaşı başka.

Bizde ise insan ellisine gelince çevreden sesler yükselmeye başlar:

“Bu saatten sonra mı?”

Evet, bu saatten sonra!

Çünkü insanın içindeki merak ölmediyse, öğrenme isteği tükenmediyse, kalbi hâlâ bir şeye heyecan duyuyorsa o saat henüz geç değildir.

Önemli olan düşünmek, karar vermek ve ilk adımı atmaktır. Çünkü hayat, yerinde duranlara değil, yürümeye cesaret edenlere yol açar.

Yaş bazen engel değil, tam tersine sermayedir. İnsan yıllar içinde deneyim biriktirir, sabrı öğrenir, neyin değerli olduğunu daha iyi anlar. Gençliğin acelesi azalır ama yerine derinlik gelir.

Ben de kendi hayatımda gördüm: Küçük bir adım, bazen koskoca bir kapıyı açabiliyor. Bir şiir, bir yazı, bir türkü, bir cümle… Derken insan bakıyor ki “Ben bunu yapamam” dediği şeyin tam ortasında yürüyor.

O yüzden yaşla ilgili yanlış düşünceleri kıralım.

Geç kalmadık.

Sadece bazen biraz fazla bekledik.

Ama beklemek, yola çıkmaya engel değil.

Takvim yaprakları yaşımızı gösterir; hayallerimiz ise hâlâ ne kadar genç olduğumuzu.

Ve ben diyorum ki:

Henüz nefes alıyorsak, henüz merak ediyorsak, henüz öğrenmek istiyorsak…

Daha yazacak çok cümlemiz, söyleyecek çok türkümüz, atacak çok adımımız var.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.