Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

SİYAH ÖNLÜĞÜ KİM ÇIKARDI?

Bazen insanın aklına olmadık sorular geliyor. Mesela... Siyah önlüğü kim kaldırdı? Hayır, gerçekten merak ediyorum. Bir kumaş parçasıydı belki ama, meğer ne çok şeyi örtüyormuş. Biz ilkokula başladığımızda herkes aynıydı. Siyah önlük... Beyaz yaka... Sırtımızda çoğu zaman annemizin diktiği ya da ağabeyimizden, ablamızdan kalan okul çantası... O yıllarda okul bahçesinde kimsenin montunun markası konuşulmazdı. Çünkü montlar teneffüste zaten kale direği olurdu. Çantalar moda ürünü değil, seksek taşı ve misket taşıma aracıydı. Çocuk, çocuktu. Bugün ise daha okulun ilk günü bazı çocuklar birbirini ayakkabısından, çantasından, kalem kutusundan tanımaya başlıyor. "Benimki şu marka." "Benim çantam ışıklı." "Benim suluk konuşuyor." Bizim suluğumuz konuşmazdı ama düşerse bütün okul duyardı! Siyah önlük, işte bütün bu farkları biraz olsun gizliyordu. Zengini de aynı görünüyordu. Yoksulu da... Köyden gelen de... Şehrin göbeğinde oturan da... Belki evlerimiz farklıydı ama okulun kapısından girince hepimiz aynı hikâyenin kahramanı oluyorduk. Sonra birileri çıktı. Her gelen yönetim, eğitimi biraz kendi zevkine göre şekillendirdi. Önlük değişti... Sistem değişti... Kitaplar değişti... Sınavlar değişti... Ama değişmeyen tek şey, çocukların masumiyeti oldu. Asıl korunması gereken de oydu. Elbette zaman değişir. Teknoloji değişir. Kıyafetler değişir. Kimse yıllar öncesine birebir dönelim demiyor. Ama eşitlik duygusunu kaybetmeyelim diyor. Çünkü okul, çocukların ilk kez "Ben kimim?" sorusunu sorduğu yerdir. O sorunun cevabı hiçbir zaman ayakkabı numarası, mont markası ya da çanta fiyatı olmamalıdır. Biz siyah önlükle büyüdük. Öğretmenimizi görünce ayağa kalkmayı öğrendik. Arkadaşımızın kalemi kırıldığında kendi kalemimizi ikiye bölmeyi öğrendik. Beslenme çantasını evde unutan arkadaşımıza simidimizi paylaşmayı öğrendik. Bunların hiçbirini siyah önlük öğretmedi. Ama siyah önlük, bunları öğrenmemize sessizce eşlik etti. Belki de bu yüzden onu özlüyoruz. Önlüğü değil... Onun temsil ettiği eşitliği... Paylaşmayı... Ve çocukların birbirini cebindeki paraya göre değil, oyun arkadaşlığına göre seçtiği o güzel günleri... Bugün eski okul fotoğraflarına baktığımda onlarca siyah önlük görüyorum. Ama dikkat edince hepsinin içinden farklı bir umut gülümsüyor. Demek ki mesele önlüğün rengi değilmiş. Mesele, çocukların geleceğini aynı renkte hayal edebilmekmiş. Belki yeniden siyah önlük giyilir, belki hiç giyilmez. Ama keşke hiçbir çocuk, daha ilkokul sırasındayken "Benimkisi daha pahalı." ya da "Benimki daha ucuz." demeyi öğrenmese. Çünkü eğitimin ilk dersi matematik ya da Türkçe değil... "Siyah önlüğün rengi karaydı ama çocukların geleceğini aydınlatan en beyaz fikirlerden biriydi: Hepimiz aynı sıranın öğrencisiydik.”
Ekleme Tarihi: 04 Ağustos 2026 -Salı

SİYAH ÖNLÜĞÜ KİM ÇIKARDI?

Bazen insanın aklına olmadık sorular geliyor.

Mesela...

Siyah önlüğü kim kaldırdı?

Hayır, gerçekten merak ediyorum.

Bir kumaş parçasıydı belki ama, meğer ne çok şeyi örtüyormuş.

Biz ilkokula başladığımızda herkes aynıydı.

Siyah önlük...

Beyaz yaka...

Sırtımızda çoğu zaman annemizin diktiği ya da ağabeyimizden, ablamızdan kalan okul çantası...

O yıllarda okul bahçesinde kimsenin montunun markası konuşulmazdı. Çünkü montlar teneffüste zaten kale direği olurdu. Çantalar moda ürünü değil, seksek taşı ve misket taşıma aracıydı.

Çocuk, çocuktu.

Bugün ise daha okulun ilk günü bazı çocuklar birbirini ayakkabısından, çantasından, kalem kutusundan tanımaya başlıyor.

"Benimki şu marka."

"Benim çantam ışıklı."

"Benim suluk konuşuyor."

Bizim suluğumuz konuşmazdı ama düşerse bütün okul duyardı!

Siyah önlük, işte bütün bu farkları biraz olsun gizliyordu.

Zengini de aynı görünüyordu.

Yoksulu da...

Köyden gelen de...

Şehrin göbeğinde oturan da...

Belki evlerimiz farklıydı ama okulun kapısından girince hepimiz aynı hikâyenin kahramanı oluyorduk.

Sonra birileri çıktı.

Her gelen yönetim, eğitimi biraz kendi zevkine göre şekillendirdi.

Önlük değişti...

Sistem değişti...

Kitaplar değişti...

Sınavlar değişti...

Ama değişmeyen tek şey, çocukların masumiyeti oldu.

Asıl korunması gereken de oydu.

Elbette zaman değişir.

Teknoloji değişir.

Kıyafetler değişir.

Kimse yıllar öncesine birebir dönelim demiyor.

Ama eşitlik duygusunu kaybetmeyelim diyor.

Çünkü okul, çocukların ilk kez "Ben kimim?" sorusunu sorduğu yerdir.

O sorunun cevabı hiçbir zaman ayakkabı numarası, mont markası ya da çanta fiyatı olmamalıdır.

Biz siyah önlükle büyüdük.

Öğretmenimizi görünce ayağa kalkmayı öğrendik.

Arkadaşımızın kalemi kırıldığında kendi kalemimizi ikiye bölmeyi öğrendik.

Beslenme çantasını evde unutan arkadaşımıza simidimizi paylaşmayı öğrendik.

Bunların hiçbirini siyah önlük öğretmedi.

Ama siyah önlük, bunları öğrenmemize sessizce eşlik etti.

Belki de bu yüzden onu özlüyoruz.

Önlüğü değil...

Onun temsil ettiği eşitliği...

Paylaşmayı...

Ve çocukların birbirini cebindeki paraya göre değil, oyun arkadaşlığına göre seçtiği o güzel günleri...

Bugün eski okul fotoğraflarına baktığımda onlarca siyah önlük görüyorum.

Ama dikkat edince hepsinin içinden farklı bir umut gülümsüyor.

Demek ki mesele önlüğün rengi değilmiş.

Mesele, çocukların geleceğini aynı renkte hayal edebilmekmiş.

Belki yeniden siyah önlük giyilir, belki hiç giyilmez.

Ama keşke hiçbir çocuk, daha ilkokul sırasındayken "Benimkisi daha pahalı." ya da "Benimki daha ucuz." demeyi öğrenmese.

Çünkü eğitimin ilk dersi matematik ya da Türkçe değil...

"Siyah önlüğün rengi karaydı ama çocukların geleceğini aydınlatan en beyaz fikirlerden biriydi: Hepimiz aynı sıranın öğrencisiydik.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sultan sultan
(04.08.2026 12:12 - #6086)
Güzel yazı emeğinize sağlık hocam neleri kaybettik öğretmeni görünce heyecanlanırdık ama şu geldi sklıma siyah önlük rengi solunca ben üzülürdüm keşke üzüntüler öyle olsaydı büyüde gör sevgiler
Ali yılmaz Çok teşekkür ederim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aynur
(04.08.2026 14:21 - #6088)
Güzel bir yazı olmuş keşke yine önlükler siyah olsaydı da umutlar hep var olsaydı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.