Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

PLASTİK HÂKİMİYETİ

Bir zamanlar dünya daha sadeydi. Süt cam şişede gelirdi, gazoz kapağı açılınca “çıt” diye bir ses çıkarırdı, yoğurt kapları cam olurdu; hatta mahalledeki bakkal “şişeyi getir, yenisini götür” diye tembih ederdi. Dünya o zamanlar plastikle değil, biraz da akılla kaplıydı. Sonra bir gün birileri oturdu ve dedi ki: “Biz bu gezegeni biraz daha naylon yapalım.” Öyle de yaptılar. Bir baktık ki sabah kalkıyoruz plastik diş fırçası, plastik ambalaj, plastik poşet, plastik bardak… Hatta bazen öyle bir noktaya geldik ki, insanın kendisi hariç her şey plastik oldu. İnsan hâlâ karbon bazlı ama çevresi tamamen petrol bazlı. Denizler de bu büyük plastik devriminden payını aldı tabii. Bir zamanlar balıkların yüzdüğü yerlerde şimdi pet şişeler yüzüyor. Kaplumbağalar denizanası sanıp poşet yutuyor, foklar plastik ağlara takılıyor. Balıkçılar ağ çekiyor, içinden balık mı çıkacak yoksa deterjan şişesi mi, sürpriz yumurta gibi. Hatta gidişata bakarsanız yakında şu diyalogları duymamız mümkün: “Bugün denizde ne var?” “Levrek yok ama iki adet kola şişesi ve bir adet yoğurt kabı tuttuk.” Tabii bu plastik mucizesinin mimarları boş durmadı. Dünya ekonomisinin yeni sloganı adeta şöyle oldu: “Doğayı yok edelim ama ambalajı çok şık yapalım.” Şimdi yeni yeni akıllar başlara gelmeye başladı. Birileri diyor ki: “Cam kullanalım, ahşap kullanalım, karton kullanalım.” Yani aslında dedikleri şu: Dedelerimizin bildiği şeyi 60 yıl sonra yeniden keşfettik. Bilim dünyası adına büyük başarı gerçekten. Tabii işin bir de siyaset tarafı var. İktidarlar plastik konusunda genelde şöyle bir yöntem izler: Önce plastik fabrikalarına izin ver. Sonra doğa kirlendi diye toplantı yap. Sonra “Çevreyi koruyoruz” diye kampanya başlat. Sonra kampanyanın afişini… Plastik pankarta bas. Buna da politika diyoruz. Ama umut yok mu? Var. Dünyanın birçok yerinde plastik yasakları konuşuluyor. Cam şişeler geri geliyor, bez torbalar moda oldu. İnsanlık sanki yavaş yavaş şu gerçeği hatırlıyor: Dünya bize ait değil, biz dünyaya misafiriz. Misafir de ev sahibinin halısını yakmaz. Belki bir gün tekrar o eski günlere döneriz. Denizlerde plastik değil balık yüzer. Marketlerde poşet değil file olur. Çocuklar kaplumbağayı sadece belgeselde değil, denizde de görür. Ama o güne kadar sanırım şu gerçekle yaşamaya devam edeceğiz: İnsanlık doğayı kurtarmaya çalışıyor… Ama doğa hâlâ insanlıktan kurtulmaya çalışıyor. ….. Savaşsız bir Dünya'da yaşamak hepimizin hakkı. Bayramınızı en içten duygularla kutluyorum.
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2026 -Salı

PLASTİK HÂKİMİYETİ

Bir zamanlar dünya daha sadeydi.

Süt cam şişede gelirdi, gazoz kapağı açılınca “çıt” diye bir ses çıkarırdı, yoğurt kapları cam olurdu; hatta mahalledeki bakkal “şişeyi getir, yenisini götür” diye tembih ederdi. Dünya o zamanlar plastikle değil, biraz da akılla kaplıydı.

Sonra bir gün birileri oturdu ve dedi ki:

“Biz bu gezegeni biraz daha naylon yapalım.”

Öyle de yaptılar.

Bir baktık ki sabah kalkıyoruz plastik diş fırçası, plastik ambalaj, plastik poşet, plastik bardak… Hatta bazen öyle bir noktaya geldik ki, insanın kendisi hariç her şey plastik oldu. İnsan hâlâ karbon bazlı ama çevresi tamamen petrol bazlı.

Denizler de bu büyük plastik devriminden payını aldı tabii.

Bir zamanlar balıkların yüzdüğü yerlerde şimdi pet şişeler yüzüyor.

Kaplumbağalar denizanası sanıp poşet yutuyor, foklar plastik ağlara takılıyor. Balıkçılar ağ çekiyor, içinden balık mı çıkacak yoksa deterjan şişesi mi, sürpriz yumurta gibi.

Hatta gidişata bakarsanız yakında şu diyalogları duymamız mümkün:

“Bugün denizde ne var?”

“Levrek yok ama iki adet kola şişesi ve bir adet yoğurt kabı tuttuk.”

Tabii bu plastik mucizesinin mimarları boş durmadı.

Dünya ekonomisinin yeni sloganı adeta şöyle oldu:

“Doğayı yok edelim ama ambalajı çok şık yapalım.”

Şimdi yeni yeni akıllar başlara gelmeye başladı.

Birileri diyor ki:

“Cam kullanalım, ahşap kullanalım, karton kullanalım.”

Yani aslında dedikleri şu:

Dedelerimizin bildiği şeyi 60 yıl sonra yeniden keşfettik.

Bilim dünyası adına büyük başarı gerçekten.

Tabii işin bir de siyaset tarafı var.

İktidarlar plastik konusunda genelde şöyle bir yöntem izler:

Önce plastik fabrikalarına izin ver.

Sonra doğa kirlendi diye toplantı yap.

Sonra “Çevreyi koruyoruz” diye kampanya başlat.

Sonra kampanyanın afişini…

Plastik pankarta bas.

Buna da politika diyoruz.

Ama umut yok mu? Var.

Dünyanın birçok yerinde plastik yasakları konuşuluyor. Cam şişeler geri geliyor, bez torbalar moda oldu. İnsanlık sanki yavaş yavaş şu gerçeği hatırlıyor:

Dünya bize ait değil, biz dünyaya misafiriz.

Misafir de ev sahibinin halısını yakmaz.

Belki bir gün tekrar o eski günlere döneriz.

Denizlerde plastik değil balık yüzer.

Marketlerde poşet değil file olur.

Çocuklar kaplumbağayı sadece belgeselde değil, denizde de görür.

Ama o güne kadar sanırım şu gerçekle yaşamaya devam edeceğiz:

İnsanlık doğayı kurtarmaya çalışıyor…

Ama doğa hâlâ insanlıktan kurtulmaya çalışıyor.

…..

Savaşsız bir Dünya'da yaşamak hepimizin hakkı.

Bayramınızı en içten duygularla kutluyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.