Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

GÖRÜLMEYEN EMEKLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Bazen en büyük yalnızlık, kalabalığın ortasında yaşanır. Bir etkinliğin içindeydik… Edebiyat vardı, şiir vardı, müzik vardı… Sait Faik Abasıyanık’ın ruhu dolaşıyordu salonda. Kelimeler nefes alıyor, notalar duvara çarpıp kalbe düşüyordu. Biz oradaydık. Emek veriyorduk. Üretiyorduk. Ama… Bir eksik vardı. Sessiz ama çok gürültülü bir eksiklik… Bu etkinlik AKSP’nin bir etkinliği değildi, ama biz iki kişi platformun içindeyiz. Yıllardır içinde bulunduğumuz bir platform var. Adı “kültür”, içinde “sanat” geçiyor. Paylaşımlar, destekler, alkışlar havada uçuşuyor… Ama bir şartla: Eğer “onlardan biriysen.” İşte biz, o gün… “Onlardan biri” olamadık. Aynı platform, başka etkinlikleri her gün, her saat, her fırsatta paylaşırken, bizim emeğimiz sanki görünmez mürekkeple yazılmış gibiydi. Ne bir duyuru ne bir destek ne de bir “elinize sağlık…” Sadece iki kişi… İki insanın çabasıyla ayakta duran bir etkinlik. Ve koca bir sessizlik. Şunu anladım o gün: Bazı platformlar, isim olarak “birlik”tir… Ama ruh olarak yalnızlıktır. Bazı dostluklar, yan yana durduğunda değil, yanında durmadığında kendini belli eder. Biz yine üretiriz. Yine yazarız. Yine çalarız. Çünkü bizim derdimiz görünmek değil, anlatmak. Ama insan yine de soruyor: Aynı çatı altında durduğun insanlar, yağmur yağdığında neden şemsiyeni paylaşmaz? Belki de mesele şudur: Herkes sanatın içinde olabilir… Ama herkes “sanatın yanında” olamaz. Biz o gün yalnız değildik aslında… Şiir vardı bizimle, müzik vardı ve en önemlisi içimiz rahattı. Ama şunu da unutmayacağız: Sessizlik de bir tercihtir. Ve bazı sessizlikler çok şey anlatır.
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2026 -Salı

GÖRÜLMEYEN EMEKLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Bazen en büyük yalnızlık, kalabalığın ortasında yaşanır.

Bir etkinliğin içindeydik…

Edebiyat vardı, şiir vardı, müzik vardı…

Sait Faik Abasıyanık’ın ruhu dolaşıyordu salonda.

Kelimeler nefes alıyor, notalar duvara çarpıp kalbe düşüyordu.

Biz oradaydık.

Emek veriyorduk.

Üretiyorduk.

Ama…

Bir eksik vardı.

Sessiz ama çok gürültülü bir eksiklik…

Bu etkinlik AKSP’nin bir etkinliği değildi, ama biz iki kişi platformun içindeyiz.

Yıllardır içinde bulunduğumuz bir platform var.

Adı “kültür”, içinde “sanat” geçiyor.

Paylaşımlar, destekler, alkışlar havada uçuşuyor…

Ama bir şartla:

Eğer “onlardan biriysen.”

İşte biz, o gün…

“Onlardan biri” olamadık.

Aynı platform, başka etkinlikleri her gün, her saat, her fırsatta paylaşırken, bizim emeğimiz sanki görünmez mürekkeple yazılmış gibiydi.

Ne bir duyuru ne bir destek ne de bir “elinize sağlık…”

Sadece iki kişi…

İki insanın çabasıyla ayakta duran bir etkinlik.

Ve koca bir sessizlik.

Şunu anladım o gün: Bazı platformlar, isim olarak “birlik”tir…

Ama ruh olarak yalnızlıktır.

Bazı dostluklar, yan yana durduğunda değil, yanında durmadığında kendini belli eder.

Biz yine üretiriz.

Yine yazarız.

Yine çalarız.

Çünkü bizim derdimiz görünmek değil, anlatmak.

Ama insan yine de soruyor: Aynı çatı altında durduğun insanlar, yağmur yağdığında neden şemsiyeni paylaşmaz?

Belki de mesele şudur: Herkes sanatın içinde olabilir…

Ama herkes “sanatın yanında” olamaz.

Biz o gün yalnız değildik aslında…

Şiir vardı bizimle, müzik vardı ve en önemlisi içimiz rahattı.

Ama şunu da unutmayacağız: Sessizlik de bir tercihtir.

Ve bazı sessizlikler çok şey anlatır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.