Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

ALTMIŞ YAŞINDA BİR İNSAN: UYGARLIK

Bazen düşünüyorum… İnsanlık dediğimiz şey aslında tek bir insan olsaydı, nasıl bir hayat yaşardı diye… Dedim ki kendi kendime: “Hadi bunu 60 yaşında bir insan gibi düşünelim.” Ortaya öyle bir tablo çıktı ki… İnsan ister istemez hem gülüyor hem de başını iki yana sallıyor. Düşünün… Bu insanın ilk yılları… 7 yaşına kadar yaptığı en önemli şey ne? Taş yontmak! Yani çocuk eline bir taş almış, “Oyuncak yapayım mı, kırayım mı?” derdinde. 25 yaşına geliyor… Birdenbire ateşi buluyor. Şimdi durup burada biraz düşünelim… 25 yaşına kadar ateş yok! Bugün 25 yaşındaki birine “Telefonunu bir gün bırak” desen kriz geçirir. Bu arkadaş 25 yıl karanlıkta yaşamış! 55 yaşına geliyor… Yeni yeni “Ölüleri gömelim, avlanalım” diyor. Yani 55’inde hayatın temel meselelerini çözmeye çalışıyor. Bizim mahallede olsa “Bu çocuk biraz ağır gelişmiş” derler. 58 yaşında… Birden toparlanıyor: Tarım, çömlek, hayvancılık… Demek ki neymiş? İnsanlık da bizim gibi… Ancak belli bir yaştan sonra “Artık düzenli yaşayalım” moduna geçiyor. 59 yaşında… İş ciddiye biniyor: Madenler, tapınaklar, şehirler… Yani “Ben artık büyüdüm” demeye başlamış. Ama asıl hikâye son bir yılda… Sanki içine bir şey kaçmış bunun! Alfabeyi buluyor… İlyada yazılıyor… Parthenon yapılıyor… İsa dünyaya geliyor… Johannes Gutenberg matbaayı icat ediyor… Sonra da durmak bilmiyor… Buhar makinesi… Elektrik… Motor… Telgraf… Telefon… Radyo… Televizyon… Derken… Hop! Uzaya çıkıyor. Şimdi burada insanın aklına şu geliyor: 60 yaşına gelmiş bir adam düşün… 57 yıl neredeyse yerinde saymış… Son 1 yılda dünyayı değiştirmiş! Ben buradan şunu anlıyorum: İnsanlık geç kalmış değil… Sadece geç uyanmış. Ama işin ilginç tarafı şu… Bu kadar şeyi yapmış, Gökyüzüne çıkmış, Dünyayı avucunun içine almış… Ama hâlâ bazı şeyleri çözememiş: Savaşmayı bırakmayı… Adil olmayı… Doğayla barışık yaşamayı… Yani kısacası… Taşı yontan çocuk gitmiş, Uzaya çıkan insan gelmiş… Ama içimizdeki o eski çocuk Hâlâ aynı soruyu soruyor: “Ben ne yapıyorum?” Belki de asıl mesele şu: Uygarlık 60 yaşında… Ama hâlâ olgunlaşma sürecinde.
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

ALTMIŞ YAŞINDA BİR İNSAN: UYGARLIK

Bazen düşünüyorum…

İnsanlık dediğimiz şey aslında tek bir insan olsaydı, nasıl bir hayat yaşardı diye…

Dedim ki kendi kendime: “Hadi bunu 60 yaşında bir insan gibi düşünelim.”

Ortaya öyle bir tablo çıktı ki…

İnsan ister istemez hem gülüyor hem de başını iki yana sallıyor.

Düşünün…

Bu insanın ilk yılları…

7 yaşına kadar yaptığı en önemli şey ne?

Taş yontmak!

Yani çocuk eline bir taş almış,

“Oyuncak yapayım mı, kırayım mı?” derdinde.

25 yaşına geliyor…

Birdenbire ateşi buluyor.

Şimdi durup burada biraz düşünelim…

25 yaşına kadar ateş yok!

Bugün 25 yaşındaki birine “Telefonunu bir gün bırak” desen kriz geçirir.

Bu arkadaş 25 yıl karanlıkta yaşamış!

55 yaşına geliyor…

Yeni yeni “Ölüleri gömelim, avlanalım” diyor.

Yani 55’inde hayatın temel meselelerini çözmeye çalışıyor.

Bizim mahallede olsa “Bu çocuk biraz ağır gelişmiş” derler.

58 yaşında…

Birden toparlanıyor: Tarım, çömlek, hayvancılık…

Demek ki neymiş?

İnsanlık da bizim gibi…

Ancak belli bir yaştan sonra “Artık düzenli yaşayalım” moduna geçiyor.

59 yaşında…

İş ciddiye biniyor: Madenler, tapınaklar, şehirler…

Yani “Ben artık büyüdüm” demeye başlamış.

Ama asıl hikâye son bir yılda…

Sanki içine bir şey kaçmış bunun!

Alfabeyi buluyor…

İlyada yazılıyor…

Parthenon yapılıyor…

İsa dünyaya geliyor…

Johannes Gutenberg matbaayı icat ediyor…

Sonra da durmak bilmiyor…

Buhar makinesi…

Elektrik…

Motor…

Telgraf… Telefon… Radyo… Televizyon…

Derken…

Hop! Uzaya çıkıyor.

Şimdi burada insanın aklına şu geliyor:

60 yaşına gelmiş bir adam düşün…

57 yıl neredeyse yerinde saymış…

Son 1 yılda dünyayı değiştirmiş!

Ben buradan şunu anlıyorum:

İnsanlık geç kalmış değil…

Sadece geç uyanmış.

Ama işin ilginç tarafı şu…

Bu kadar şeyi yapmış,

Gökyüzüne çıkmış,

Dünyayı avucunun içine almış…

Ama hâlâ bazı şeyleri çözememiş:

Savaşmayı bırakmayı…

Adil olmayı…

Doğayla barışık yaşamayı…

Yani kısacası…

Taşı yontan çocuk gitmiş,

Uzaya çıkan insan gelmiş…

Ama içimizdeki o eski çocuk

Hâlâ aynı soruyu soruyor: “Ben ne yapıyorum?”

Belki de asıl mesele şu: Uygarlık 60 yaşında…

Ama hâlâ olgunlaşma sürecinde.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.