Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

PENCERE ÖNÜNDEKİ DÜNYA

Bir gazetecinin kamerası bazen dünyanın en büyük gerçeğini gösterir. Ne sarayları ne zirveleri ne de diplomatik salonları… Bazen sadece bir pencereyi. Pencerenin kenarına konmuş iki güvercin. Bir insan elinden dökülen birkaç kırıntı. Güvercinler ürkek ama umutlu. İnsanla göz göze gelmişler; sanki aralarında sessiz bir anlaşma var. “Ben sana zarar vermem, sen de bana…” Aşağıda küçük bir çocuk var. Kedisine mama veriyor. Kedinin kuyruğu havada, çocuk kahkahalarla gülüyor. Biraz ileride bir köpek, çocuğun gözlerinin içine bakıyor. O tanıdık bakışla: “Bana da biraz verir misin?” Dünya aslında bu kadar basit bir yer. Bir çocuk, bir kedi, bir köpek ve birkaç güvercin. Ama aynı dünya, biraz ileride devasa toplantı masalarında bambaşka bir şekilde çiziliyor. Haritalar açılıyor, sınırlar çiziliyor, düğmeler tartışılıyor. Birileri “strateji” diyor, birileri “güç dengesi.” Ve sonra… Bir ses. Bir bomba. Bir füze. O pencere artık yok. Güvercinler panikle gökyüzüne savruluyor; nereye çarpacaklarını bilmeden. Kedi korkuyla çocuğun önünden fırlayıp duvara çarpıyor. Köpek avazı çıktığı kadar havlıyor. Çocuk ise iki elini başına siper etmiş, toz ve dumanın içinde kaçacak bir yer arıyor. Ama savaşta çoğu zaman kaçacak bir yer yoktur. Televizyon ekranlarında bu sahnelere bazen “operasyon”, bazen “misilleme”, bazen de “jeopolitik gelişme” deniyor. Kelimeler büyüdükçe gerçek küçülüyor. Oysa savaşın gerçek yüzü çok daha basittir: Bir çocuğun korkusu, Bir hayvanın panik çığlığı, Bir pencerenin kırılan camı. Dünya bugün yine kaynayan bir kazan gibi. Büyük devletler satranç oynuyor. Ama satranç tahtasındaki taşlar insanlar, çocuklar ve sessiz hayvanlar. Ve o gazetecinin kamerası bize şunu hatırlatıyor: Bu gezegen aslında bir pencere kenarı kadar küçük ve bir güvercin kadar kırılgan. Ve sonunda yine aynı gerçeğe geliyoruz: Savaşın kazananı yoktur. Gözyaşı dünyanın her yerinde aynı şekilde akar.
Ekleme Tarihi: 24 Mart 2026 -Salı

PENCERE ÖNÜNDEKİ DÜNYA

Bir gazetecinin kamerası bazen dünyanın en büyük gerçeğini gösterir. Ne sarayları ne zirveleri ne de diplomatik salonları… Bazen sadece bir pencereyi.

Pencerenin kenarına konmuş iki güvercin.

Bir insan elinden dökülen birkaç kırıntı.

Güvercinler ürkek ama umutlu. İnsanla göz göze gelmişler; sanki aralarında sessiz bir anlaşma var. “Ben sana zarar vermem, sen de bana…”

Aşağıda küçük bir çocuk var.

Kedisine mama veriyor. Kedinin kuyruğu havada, çocuk kahkahalarla gülüyor.

Biraz ileride bir köpek, çocuğun gözlerinin içine bakıyor. O tanıdık bakışla:

“Bana da biraz verir misin?”

Dünya aslında bu kadar basit bir yer.

Bir çocuk, bir kedi, bir köpek ve birkaç güvercin.

Ama aynı dünya, biraz ileride devasa toplantı masalarında bambaşka bir şekilde çiziliyor. Haritalar açılıyor, sınırlar çiziliyor, düğmeler tartışılıyor. Birileri “strateji” diyor, birileri “güç dengesi.”

Ve sonra…

Bir ses.

Bir bomba.

Bir füze.

O pencere artık yok.

Güvercinler panikle gökyüzüne savruluyor; nereye çarpacaklarını bilmeden.

Kedi korkuyla çocuğun önünden fırlayıp duvara çarpıyor.

Köpek avazı çıktığı kadar havlıyor.

Çocuk ise iki elini başına siper etmiş, toz ve dumanın içinde kaçacak bir yer arıyor.

Ama savaşta çoğu zaman kaçacak bir yer yoktur.

Televizyon ekranlarında bu sahnelere bazen “operasyon”, bazen “misilleme”, bazen de “jeopolitik gelişme” deniyor. Kelimeler büyüdükçe gerçek küçülüyor.

Oysa savaşın gerçek yüzü çok daha basittir:

Bir çocuğun korkusu,

Bir hayvanın panik çığlığı,

Bir pencerenin kırılan camı.

Dünya bugün yine kaynayan bir kazan gibi. Büyük devletler satranç oynuyor. Ama satranç tahtasındaki taşlar insanlar, çocuklar ve sessiz hayvanlar.

Ve o gazetecinin kamerası bize şunu hatırlatıyor:

Bu gezegen aslında bir pencere kenarı kadar küçük ve bir güvercin kadar kırılgan.

Ve sonunda yine aynı gerçeğe geliyoruz:

Savaşın kazananı yoktur.

Gözyaşı dünyanın her yerinde aynı şekilde akar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.