Birçoğumuz yaz gelince valizi kapar, “bu sene her şeyi unutacağım” diyerek kendimizi denizin kollarına bırakırız. Sanki deniz bir psikolog, kum bir terapi koltuğu, güneş de seans ücreti almayan bir danışman…
Gidersin…
Şezlongunu kurarsın…
Bir bakmışsın, bütün yılın yorgunluğu iki dalga arasında “bay bay” demiş.
Ama işin tuhaf tarafı şu:
Biz her yaz yenileniyoruz da… deniz hiç değişmiyor.
Aynı deniz.
Aynı kum.
Aynı sahil.
Değişen sadece biziz. Daha doğrusu… gelen giden yolcular.
Bir hafta kalan var, iki gün kaçan var, bir de sabah gelip akşam “deniz gördüm yeter” diyen günübirlik filozoflar…
Ama deniz orada.
Hiçbir yere gitmiyor.
Ne pasaport derdi var, ne otel rezervasyonu.
İnsanın aklına şu geliyor:
Acaba deniz bizi izliyor mu?
Mesela sabah tertemiz gelip akşam çekirdek kabuklarıyla, pet şişelerle, poşetlerle uğurladığımız sahile bakıp içinden ne diyor?
“Yine geldiler… Bu sene de medeniyetlerini unutarak…”
Belki de dalgalar o yüzden vuruyor kıyıya.
Romantik falan değil yani…
Sinirden!
Bir dalga geliyor: “Topla şunu!”
İkincisi geliyor: “Atma şunu!”
Üçüncüsü artık dayanamıyor: “Yeter be kardeşim!”
Ama biz hâlâ:
“Ne güzel ses yaaa… terapi gibi…”
Deniz terapi değil, aslında uyarı veriyor olabilir.
Bir de işin daha ağır tarafı var…
Kumsalı kirletmekle kalmıyoruz. Ormanları yakıyoruz. Doğayı talan ediyoruz.
Sonra da sosyal medyada “doğa çok önemli” diye story atıyoruz.
Doğa da izliyor.
Sessiz… ama not alıyor.
Çünkü doğa biraz devlete benzer…
Geç işlem yapar ama faiziyle alır.
Sen bugün bir ağacı kesersin…
Yarın sel gelir.
Öbür gün yangın çıkar.
Sonra dersin ki: “Bu nasıl oldu?”
Oldu işte…
Doğa WhatsApp grubu kurup haber vermiyor.
… ..
Bizde şöyle bir mantık var:
“Deniz hep burada, nasıl olsa temizlenir.”
“İnsanlarda vefa aramamak lazım.
Sıcaklarda ormanın gölgesine sığınır.
Soğuklar da aynı ormanı yakar, ağaçları keser ısınır”
“Orman nasıl olsa yeniden çıkar.”
“Bir şey olmaz…der”
Aynı mantık başka yerlerde de var aslında…
“Ekonomi düzelir…”
“Birileri çözer…”
“Bizden sonra tufan…”
Evet… tufan kısmı doğru olabilir.
Ama “bizden sonra” kısmı biraz iyimser.
Çünkü doğa öyle seçim takvimine göre çalışmaz.
Erken seçim de yapmaz, af da çıkarmaz.
…… .
Deniz orada…
Güneş orada…
Kum orada…
Ama sabrı azalıyor.
Biz hâlâ tatil planı yapıyoruz,
O ise bilanço çıkarıyor.
Ve bir gün…
O hesap kapandığında…
Ne şezlong kalır, ne serinlik, ne de o “terapi gibi” dediğimiz dalga sesi…
Doğa bize seslenir: “Ben size demiştim…”
