Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

OTOGARLAR

Yıllar önce Ankara terminalinde okullar tatile girince yaz tatilinde çok kısa bir süre lokantada çalışmıştım. Ama bazen insan bir yerde kalmaz; bir gün durur, bakar ve görür. AŞTİ’de o gün şunu fark ettim: Ülkenin dört bir yanından, doğudan batıdan, kuzeyden güneyden otobüsler akın akın peronlara yanaşıyor. Ve birbirini hiç tanımayan yüzlerce, binlerce insan aynı anda aynı zemine basıyor. Aynı peronda… Kiminin elinde bavul, kiminin elinde çocuk, kiminin cebinde adres, kiminin sadece umut. Kapılar açılıyor. Önce bir tereddüt iniyor basamaklardan. Sonra insanlar. Bir aile geliyor; çocuk annesinin elini sıkı sıkı tutuyor. Bir genç kız kulaklığını takmış, kalabalığın içinde yalnız. Bir adam etrafa bakıyor; belli ki ilk kez büyük şehirle göz göze geliyor. Otogar dediğin yer sadece bir ulaşım noktası değil. Bir buluşma alanı. Aynı bankta üç ayrı hayat oturuyor: Biri iş arıyor. Biri okumaya gelmiş. Biri geri dönmemek üzere inmiş o merdivenlerden. Bir köşede kavuşma var. Sarılmalar uzun, gözler dolu. Diğer köşede ayrılık. Cümleler kısa: “Ararım.” “Dikkat et.” “Çabuk gel.” Otobüs motoru çalışınca kalpler de çalışıyor sanki. Büyük şehirler nüfus kâğıdıyla büyümez. Peron peron büyür. Göç dediğin şey istatistik değildir. Göç, bir annenin arkasından bakarken el sallamayı yarıda bırakmasıdır. Göç, çocukların camlara yapışmış yüzüdür. Göç, bir adamın cebindeki parayı sayıp tekrar cebine koymasıdır. O gün şunu anladım: Otogar kapalı bir mekân gibi görünür ama aslında açık bir sahnedir. Herkes rolünü oynar, kimsenin senaryosu hazır değildir. Aynı peronda bin farklı Türkiye vardır. Ben orada uzun kalmadım. Ama bir gün yetti. Çünkü bazı yerler zamana değil, bakışa ihtiyaç duyar. Ve hâlâ inanıyorum: Bir ülkenin ruhunu anlamak istiyorsanız vitrinlere değil, peronlara bakacaksınız. Kim geliyor? Kim gidiyor? Kim kalmaya cesaret ediyor? Hayat bazen bir adres değildir. Bazen sadece…bir peron numarasıdır.
Ekleme Tarihi: 24 Şubat 2026 -Salı

OTOGARLAR

Yıllar önce Ankara terminalinde okullar tatile girince yaz tatilinde çok kısa bir süre lokantada çalışmıştım.

Ama bazen insan bir yerde kalmaz; bir gün durur, bakar ve görür.

AŞTİ’de o gün şunu fark ettim:

Ülkenin dört bir yanından, doğudan batıdan, kuzeyden güneyden otobüsler akın akın peronlara yanaşıyor.

Ve birbirini hiç tanımayan yüzlerce, binlerce insan aynı anda aynı zemine basıyor.

Aynı peronda…

Kiminin elinde bavul, kiminin elinde çocuk, kiminin cebinde adres, kiminin sadece umut.

Kapılar açılıyor.

Önce bir tereddüt iniyor basamaklardan.

Sonra insanlar.

Bir aile geliyor; çocuk annesinin elini sıkı sıkı tutuyor.

Bir genç kız kulaklığını takmış, kalabalığın içinde yalnız.

Bir adam etrafa bakıyor; belli ki ilk kez büyük şehirle göz göze geliyor.

Otogar dediğin yer sadece bir ulaşım noktası değil.

Bir buluşma alanı.

Aynı bankta üç ayrı hayat oturuyor:

Biri iş arıyor.

Biri okumaya gelmiş.

Biri geri dönmemek üzere inmiş o merdivenlerden.

Bir köşede kavuşma var.

Sarılmalar uzun, gözler dolu.

Diğer köşede ayrılık.

Cümleler kısa:

“Ararım.”

“Dikkat et.”

“Çabuk gel.”

Otobüs motoru çalışınca kalpler de çalışıyor sanki.

Büyük şehirler nüfus kâğıdıyla büyümez.

Peron peron büyür.

Göç dediğin şey istatistik değildir.

Göç, bir annenin arkasından bakarken el sallamayı yarıda bırakmasıdır.

Göç, çocukların camlara yapışmış yüzüdür.

Göç, bir adamın cebindeki parayı sayıp tekrar cebine koymasıdır.

O gün şunu anladım:

Otogar kapalı bir mekân gibi görünür ama aslında açık bir sahnedir.

Herkes rolünü oynar, kimsenin senaryosu hazır değildir.

Aynı peronda bin farklı Türkiye vardır.

Ben orada uzun kalmadım.

Ama bir gün yetti.

Çünkü bazı yerler zamana değil, bakışa ihtiyaç duyar.

Ve hâlâ inanıyorum:

Bir ülkenin ruhunu anlamak istiyorsanız vitrinlere değil, peronlara bakacaksınız.

Kim geliyor?

Kim gidiyor?

Kim kalmaya cesaret ediyor?

Hayat bazen bir adres değildir.

Bazen sadece…bir peron numarasıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.