Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
Köşe Yazarı
Ali YILMAZ - Yazar - Program Yapımcı
 

LEYLEKLER…

Baharın resmî elçileri. Meteorolojiye hiç bakmadan, takvim karıştırmadan, sadece gökyüzüne göz ucuyla bakarak “hah, geldi” dedirten canlılar. Soğuk iklimlerden sıcak diyarlara göç ederler. Üstelik öyle rastgele değil, her yıl aynı yolları, aynı çatıları, aynı bacaları yoklarlar. Bence bu, “biz unutsak da onlar unutmuyor” hâlidir. İçlerinde bir harita değil; sevgi var, hafıza var, sadakat var. Bizde bu hikâyenin en dokunaklı örneklerinden biri, Bursa’nın Eskikaraağaç köyünde yaşanıyor. Orada bir leylek Yaren ve Adem amca. Yaren her bahar Adem amcanın balıkçı teknesine konuyor, eski dostunu selamlıyor, sonra da sanki “tamam, memleket yerinde” der gibi köyün üzerinden bir tur atıyor. Köy halkı, çocuklar, kameralar, sosyal medya… herkes hazır bekliyor. Leylek geliyor, bahar geliyor, kalpler yumuşuyor. Bakın, bu ülkede ekonomi konuşuyoruz, siyaset konuşuyoruz, zam konuşuyoruz… Ama bir leyleğin bir tekneye konması hepimize aynı anda “oh” dedirtebiliyor. Demek ki hâlâ umut var. Benim kişisel bahar ölçütüm ise Ankara’da, Kızılcahamam bölgesi eski İstanbul yolu üzerinde. Kaya duvarlarına düzenli olarak leylek çizen bir ressam var. Kimdir, nedir, leylekle arasında nasıl bir gönül bağı vardır bilemem. Ama her geçişimde o kayaların üstünde duran beyaz, siyah kuşlara bakıp şunu düşünüyorum: “Bazı insanlar baharı beklemez… çizer.” Belki o ressamın çocukluğu bir köyde geçti. Belki bir bacaya yuva yapan leyleği hiç unutamadı. Belki de sadece şunu biliyor: Bu ülkede bazen bir leylek resmi, on sayfalık köşe yazısından daha çok moral verir. Bir de halk arasında söylenen o tatlı rivayet vardır: Leyleği havada görürsen, o yıl bol bol seyahat edersin. Çocukluğumuzdan beri kulağımıza çalınan bu söz, belki de en masum yolculuk kehanetidir. Gökyüzünde süzülen bir leyleği görünce insanın içi kıpırdar; “Demek yollar bana açık,” diye geçirir içinden. Belki gerçekten şehir değiştirirsin, belki sadece ruhun dolaşmaya başlar. Ama o anda umut, kanat takar. Leylekler sevgiyi taşır. Sıcaklığı taşır. Baharı taşır. Biz ise çoğu zaman yalnızca poşet taşırız. Leylekler sınır tanımaz; pasaport sormaz, vize kuyruğuna girmez, uçuş iptaline takılmaz. Biz bir şehirden diğerine giderken üç uygulama açıyoruz, onlar Afrika’dan Anadolu’ya kanat çırpıyor. Aradaki fark bu. Bahar geldiğinde herkes çiçekten, polenden, alerjiden söz eder. Ben leylekten söz ederim. Çünkü leylek gelmişse, hâlâ dünyada iyi şeyler oluyordur. Bir balıkçıyla bir kuş dost kalabiliyorsa, bir ressam kayalara leylek çizmeye devam ediyorsa, biz de umudumuzu yitirmeyelim. Gökyüzünde bir leylek gördüğünüzde durun. Bir saniye bakın. Sonra yere de bakın… Çünkü leylek Afrika’dan gelip yuvasını buluyor, biz marketten dönüp ay sonunu bulamıyoruz. Onlar sınır tanımadan uçuyor, biz mahalleden çıkarken bile bütçeyle pazarlık yapıyoruz. Belki hayat da o sırada size küçük bir selam veriyordur. Özetle Gökyüzünde bir leylek gördüğünüzde durun. Bir saniye bakın. Belki hayat da o sırada size küçük bir selam veriyordur.
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2026 -Salı

LEYLEKLER…

Baharın resmî elçileri. Meteorolojiye hiç bakmadan, takvim karıştırmadan, sadece gökyüzüne göz ucuyla bakarak “hah, geldi” dedirten canlılar.

Soğuk iklimlerden sıcak diyarlara göç ederler. Üstelik öyle rastgele değil, her yıl aynı yolları, aynı çatıları, aynı bacaları yoklarlar. Bence bu, “biz unutsak da onlar unutmuyor” hâlidir.

İçlerinde bir harita değil; sevgi var, hafıza var, sadakat var.

Bizde bu hikâyenin en dokunaklı örneklerinden biri, Bursa’nın Eskikaraağaç köyünde yaşanıyor. Orada bir leylek Yaren ve Adem amca.

Yaren her bahar Adem amcanın balıkçı teknesine konuyor, eski dostunu selamlıyor, sonra da sanki “tamam, memleket yerinde” der gibi köyün üzerinden bir tur atıyor.

Köy halkı, çocuklar, kameralar, sosyal medya… herkes hazır bekliyor. Leylek geliyor, bahar geliyor, kalpler yumuşuyor.

Bakın, bu ülkede ekonomi konuşuyoruz, siyaset konuşuyoruz, zam konuşuyoruz…

Ama bir leyleğin bir tekneye konması hepimize aynı anda “oh” dedirtebiliyor.

Demek ki hâlâ umut var.

Benim kişisel bahar ölçütüm ise Ankara’da, Kızılcahamam bölgesi eski İstanbul yolu üzerinde. Kaya duvarlarına düzenli olarak leylek çizen bir ressam var. Kimdir, nedir, leylekle arasında nasıl bir gönül bağı vardır bilemem. Ama her geçişimde o kayaların üstünde duran beyaz, siyah kuşlara bakıp şunu düşünüyorum:

“Bazı insanlar baharı beklemez… çizer.”

Belki o ressamın çocukluğu bir köyde geçti.

Belki bir bacaya yuva yapan leyleği hiç unutamadı.

Belki de sadece şunu biliyor:

Bu ülkede bazen bir leylek resmi, on sayfalık köşe yazısından daha çok moral verir.

Bir de halk arasında söylenen o tatlı rivayet vardır: Leyleği havada görürsen, o yıl bol bol seyahat edersin. Çocukluğumuzdan beri kulağımıza çalınan bu söz, belki de en masum yolculuk kehanetidir. Gökyüzünde süzülen bir leyleği görünce insanın içi kıpırdar; “Demek yollar bana açık,” diye geçirir içinden. Belki gerçekten şehir değiştirirsin, belki sadece ruhun dolaşmaya başlar. Ama o anda umut, kanat takar.

Leylekler sevgiyi taşır.

Sıcaklığı taşır.

Baharı taşır.

Biz ise çoğu zaman yalnızca poşet taşırız.

Leylekler sınır tanımaz; pasaport sormaz, vize kuyruğuna girmez, uçuş iptaline takılmaz.

Biz bir şehirden diğerine giderken üç uygulama açıyoruz, onlar Afrika’dan Anadolu’ya kanat çırpıyor.

Aradaki fark bu.

Bahar geldiğinde herkes çiçekten, polenden, alerjiden söz eder.

Ben leylekten söz ederim.

Çünkü leylek gelmişse, hâlâ dünyada iyi şeyler oluyordur.

Bir balıkçıyla bir kuş dost kalabiliyorsa, bir ressam kayalara leylek çizmeye devam ediyorsa, biz de umudumuzu yitirmeyelim.

Gökyüzünde bir leylek gördüğünüzde durun.

Bir saniye bakın.

Sonra yere de bakın…

Çünkü leylek Afrika’dan gelip yuvasını buluyor, biz marketten dönüp ay sonunu bulamıyoruz.

Onlar sınır tanımadan uçuyor, biz mahalleden çıkarken bile bütçeyle pazarlık yapıyoruz.

Belki hayat da o sırada size küçük bir selam veriyordur.

Özetle

Gökyüzünde bir leylek gördüğünüzde durun.

Bir saniye bakın.

Belki hayat da o sırada size küçük bir selam veriyordur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.