Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
 

SEVGİSİZ İNSAN, SEVGİSİZ İKTİDAR OLMAZ, OLAMAZ…

Her şey sevgidir. Her şeyin temelinde, harcında sevgi olmalıdır. Her şey sevgiyle başlar. Sevginin olmadığı yerde korku vardır, güvensizlik vardır. Kuşku vardır. Hepsinden önemlisi düşmanlık ve acımasızlık vardır. Sevgisiz yaşam olmaz. Sevgisiz toplum olmaz. Sevgisizliğin egemen olduğu toplumlarda her yanı çürüme, yozlaşma, ahlaksızlık, sömürü sarmıştır. Orada insanın, hayvanın, doğanın değeri yoktur. Orada tek yol gösterici insanların çıkarıdır. Orada nefret, tiksinti tohumları ekilmiştir. Böyle toplumlarda fuhuşlar, tacizler, tecavüzler, cinayetler günlük olaylardan sayılır. Böyle toplumlarda kadınlara saldırırlar, kedilere saldırırlar, köpeklere saldırırlar. Taşlarla, sopalarla kemiklerini kırarlar. Geçenlerde saldırıya uğramış ve bir gözünü kaybetmiş bir kedi yavrusu gördüm İnternette. Hayvan sever dostlar hemen olaya el koymuşlar. Tedavisini yaptırmışlar. Şimdi o dünyaya tek gözüyle bakıyor. Yine de sevgiyle bakıyor. Kimseye kötülük düşünmüyor. Bakışlarında, tek gözünde, kendisini tekmeleyen kadar nefret yok… Sevgisiz insan olmaz. Tüm kötülüklerin temelinde, kaynağında sevgisizlik vardır. Yüreğinde ve beyninde sevgi taşımayan insan, insan değildir. O, dünyaya ve insanlara nefretle bakar. Menfaat penceresinden bakar. Başkalarının hakkına, hukukuna saygı göstermez. Sevgi, sadece insanların birbirine duyduğu aşk değildir. Sevgi sadece çocuklara, eşlere, akrabalara gösterilen bir duygu değildir. Sevgi, sadece iki karşıt cinsin ilişkilerinde şekillenmez. Yaşam, birçok sevginin birleşmesinden, bütünleşmesinden, iç içe geçmesinden oluşur. İnsan, doğa, hayvan, vatan, bayrak… Vb. sevgiler gibi… Bunların tümünü yüreğinde, düşüncesinde taşıyanlar ancak “insan olma”, “adam olma” yüceliğine erişirler. Ayrıca sevgi emektir. Üretmektir. Sevmenin ve sevilmenin doruğuna çıkmış bir yüce adamı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü işte bu nedenle dincisi, mandacısı, satılmışı, haini, bu halkın yüreğinden söküp atamıyor. Yok edemiyor. Güneşin doğuşu kadar kesindir ki, onu yok etmek isteyenler yok olup gidecek; Atatürk güçlenerek, artarak, çoğalarak yüreklerde, beyinlerde yaşamasını sürdürecektir… Öğretmenlere baskı, zulüm uygulamak ülkemizde günlük olaylardan oldu artık. Peki, onun anasına, o yaşını başını almış kadınlara niçin şiddetle karşı koyuyorsunuz? Sizin ananız, bacınız, yavrunuz yok mu? Balzac, “Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır” der. Çocuğuna ücretli askerlik yaptıranlar ya da “çürük raporu” alanlar, şehit analarının hayatını nasıl yaşasın, yürek yangınını nereden bilsin… O zaman ülkeyi yönetenlere sormazlar mı? “Peki, siz, vatandaşların sorunlarını çözmeyecektiniz, çözemeyecektiniz de neden iktidara talip oldunuz? Neden üniversite bitirmiş gençleri sokaklara attınız ya da yurt dışına kaçmalarını görmezden geldiniz? Hapishaneler yazarlar, çizerler, gazeteciler, politikacılarla dolu. Baskıyla, zorbalıkla insanları korkutarak ne politikacılar ne devleti yönetenler iktidarlarını sürdürebildiler. Hepsinin de sonu hüsranla, acıyla bitecektir… Bu kesin. Çünkü sadaka, sabır ekonomileri ile devlet yönetilmez, yönetilemez.
Ekleme Tarihi: 19 Temmuz 2026 -Pazar

SEVGİSİZ İNSAN, SEVGİSİZ İKTİDAR OLMAZ, OLAMAZ…

Her şey sevgidir. Her şeyin temelinde, harcında sevgi olmalıdır.

Her şey sevgiyle başlar.

Sevginin olmadığı yerde korku vardır, güvensizlik vardır. Kuşku vardır.

Hepsinden önemlisi düşmanlık ve acımasızlık vardır.

Sevgisiz yaşam olmaz. Sevgisiz toplum olmaz.

Sevgisizliğin egemen olduğu toplumlarda her yanı çürüme, yozlaşma, ahlaksızlık, sömürü sarmıştır. Orada insanın, hayvanın, doğanın değeri yoktur. Orada tek yol gösterici insanların çıkarıdır.

Orada nefret, tiksinti tohumları ekilmiştir. Böyle toplumlarda fuhuşlar, tacizler, tecavüzler, cinayetler günlük olaylardan sayılır.

Böyle toplumlarda kadınlara saldırırlar, kedilere saldırırlar, köpeklere saldırırlar. Taşlarla, sopalarla kemiklerini kırarlar.

Geçenlerde saldırıya uğramış ve bir gözünü kaybetmiş bir kedi yavrusu gördüm İnternette. Hayvan sever dostlar hemen olaya el koymuşlar. Tedavisini yaptırmışlar.

Şimdi o dünyaya tek gözüyle bakıyor. Yine de sevgiyle bakıyor. Kimseye kötülük düşünmüyor.

Bakışlarında, tek gözünde, kendisini tekmeleyen kadar nefret yok…

Sevgisiz insan olmaz. Tüm kötülüklerin temelinde, kaynağında sevgisizlik vardır. Yüreğinde ve beyninde sevgi taşımayan insan, insan değildir. O, dünyaya ve insanlara nefretle bakar. Menfaat penceresinden bakar.

Başkalarının hakkına, hukukuna saygı göstermez.

Sevgi, sadece insanların birbirine duyduğu aşk değildir. Sevgi sadece çocuklara, eşlere, akrabalara gösterilen bir duygu değildir. Sevgi, sadece iki karşıt cinsin ilişkilerinde şekillenmez.

Yaşam, birçok sevginin birleşmesinden, bütünleşmesinden, iç içe geçmesinden oluşur. İnsan, doğa, hayvan, vatan, bayrak… Vb. sevgiler gibi…

Bunların tümünü yüreğinde, düşüncesinde taşıyanlar ancak “insan olma”, “adam olma” yüceliğine erişirler.

Ayrıca sevgi emektir. Üretmektir.

Sevmenin ve sevilmenin doruğuna çıkmış bir yüce adamı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü işte bu nedenle dincisi, mandacısı, satılmışı, haini, bu halkın yüreğinden söküp atamıyor. Yok edemiyor.

Güneşin doğuşu kadar kesindir ki, onu yok etmek isteyenler yok olup gidecek; Atatürk güçlenerek, artarak, çoğalarak yüreklerde, beyinlerde yaşamasını sürdürecektir…

Öğretmenlere baskı, zulüm uygulamak ülkemizde günlük olaylardan oldu artık. Peki, onun anasına, o yaşını başını almış kadınlara niçin şiddetle karşı koyuyorsunuz? Sizin ananız, bacınız, yavrunuz yok mu?

Balzac, “Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır” der.

Çocuğuna ücretli askerlik yaptıranlar ya da “çürük raporu” alanlar, şehit analarının hayatını nasıl yaşasın, yürek yangınını nereden bilsin…

O zaman ülkeyi yönetenlere sormazlar mı? “Peki, siz, vatandaşların sorunlarını çözmeyecektiniz, çözemeyecektiniz de neden iktidara talip oldunuz?

Neden üniversite bitirmiş gençleri sokaklara attınız ya da yurt dışına kaçmalarını görmezden geldiniz?

Hapishaneler yazarlar, çizerler, gazeteciler, politikacılarla dolu.

Baskıyla, zorbalıkla insanları korkutarak ne politikacılar ne devleti yönetenler iktidarlarını sürdürebildiler. Hepsinin de sonu hüsranla, acıyla bitecektir… Bu kesin.

Çünkü sadaka, sabır ekonomileri ile devlet yönetilmez, yönetilemez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.