Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
 

BU AÇLIK, YOKSULLUK, ADALETSİZLİK DÜZENİNİN TEK SUÇLUSU İKTİDAR MI?

Kimler bizi bu hallere düşürdü? Elbette, en başta emperyalistlerle, tarikatlarla, cemaatlerle işbirliği yapan; laikliği, Atatürk’ü, ulusal bütünlüğü yok eden iktidar ve yönetimle birlikte hareket eden sağcı, solcu yandaş tüm muhalefet… Ta başından beri, olaylar karşısında muhalefetin tepkisiz, sessiz kalması yönetimi cesaretlendirdi… Hem de bu eylemsizlik, AKP’nin iktidar olmasının hemen ardından başladı. 2010’da Deniz Baykal’ın istifasının ardından Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010 tarihinde genel başkan oldu. Onun 13 yıllık genel başkanlığında kurumlar, devlet daireleri, adalet birer birer teslim alındı. Ordu, emniyet, eğitim sessiz, sedasız yeniden düzenlendi. Muhalefetten “ses” çıkmadı. Onlar sadece seyretti. Son aylarda daha kötü günler yaşamaya başladık. Belediye başkanlarını şafak operasyonları ile gözaltına almak artık olağan hale geldi. Eski muhalefet biçimi ve yöntemleriyle bu girişimler önlenemez. Bu ortamda muhalefet, yeni mücadele yöntemleri bulmak zorundadır… Özellikle ana muhalefet, her şeyden önce baskılar karşısında Atatürk gibi ödün vermeden “Dik” durmalı, ilkeli hareket etmelidir. Bundan sonra belediye başkanları iktidara yem edilmemeli; kayyumluk uygulamasına son vermek için her çeşit demokratik  mücadele yapılmalıdır… Sessiz sedasız, pısırık durma, olayları normal görme, hele hele “Normalleşme” dönemi artık geride kalmıştır. Bundan sonra faşizme “DUR DEME”; haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında demokratik direniş dönemi başlamıştır. Bu ülke 24 yıldır cehennem hayatı yaşıyor. Peki, bunun tek suçlusu sadece iktidar mı? Muhalefetin hiç suçu yok mu? Torunlarımız genç kız, delikanlı oldu… Ne onlar çocukluklarını, gençliklerini yaşayabildiler ne de onların anaları, babaları, dedeleri, nineleri aydınlık günler gördüler. Hep güneşin doğuşunu beklediler… Şafakları beklediler… Atatürk’ü beklediler… ATAMIZIN kanla, canla, başla kurduğu cumhuriyeti muhalefet ve iktidar el ele verip yerle yeksan eyledi. Laiklik, demokrasi, uygarlık ayaklar altında çiğnenirken; vatan çekirge sürüleri gibi cemaatlerle, tarikatlarla, sığınmacılarla doldurulurken; yani ülkemiz Arabistan’a dönüştürülürken muhalefet ne yaptı? Ordunun Atatürkçü komutanları sudan, uydurma sebeplerle, komplolarla zindanlara atılırken, askeri okullar, askeri hastaneler kapatılırken muhalefet ne yaptı? Neredeydi onlar, neyle meşguldüler? Açık açık soruyorum şimdi, açık açık cevap verin. Ormanlar, yer altı ve yerüstü zenginliklerimiz, fabrikalarımız, topraklarımız haraç mezat satılırken ne yapıyordunuz? 5’li çetenin servetine servet katılırken, vergileri affedilirken ama tarımcıların, köylülerin, üreticilerin küçücük borçları yüzünden traktörlerine el konulurken parmağınızı bile oynatmadınız? Çok net söylüyorum: Siz hep 24 yıldır konuştunuz. Tiyatro oynadınız. Ülkenin sahnelerinde hokkabazlık rolüne soyundunuz. Bu beladan hem muhalefetin, hem ülkenin kurtulabilmesi için bir tek yol kaldı şimdi: Atatürk ilkelerine, ALTI OKA yeniden dönmek, kapı arkalarında görüşmeler, anlaşmalar yapmak yerine, pisliklerle, bataklıklarla adam gibi mücadele etmek…
Ekleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 -Salı

BU AÇLIK, YOKSULLUK, ADALETSİZLİK DÜZENİNİN TEK SUÇLUSU İKTİDAR MI?

Kimler bizi bu hallere düşürdü?

Elbette, en başta emperyalistlerle, tarikatlarla, cemaatlerle işbirliği yapan; laikliği, Atatürk’ü, ulusal bütünlüğü yok eden iktidar ve yönetimle birlikte hareket eden sağcı, solcu yandaş tüm muhalefet…

Ta başından beri, olaylar karşısında muhalefetin tepkisiz, sessiz kalması yönetimi cesaretlendirdi…

Hem de bu eylemsizlik, AKP’nin iktidar olmasının hemen ardından başladı.

2010’da Deniz Baykal’ın istifasının ardından Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010 tarihinde genel başkan oldu.

Onun 13 yıllık genel başkanlığında kurumlar, devlet daireleri, adalet birer birer teslim alındı. Ordu, emniyet, eğitim sessiz, sedasız yeniden düzenlendi. Muhalefetten “ses” çıkmadı. Onlar sadece seyretti.

Son aylarda daha kötü günler yaşamaya başladık. Belediye başkanlarını şafak operasyonları ile gözaltına almak artık olağan hale geldi.

Eski muhalefet biçimi ve yöntemleriyle bu girişimler önlenemez. Bu ortamda muhalefet, yeni mücadele yöntemleri bulmak zorundadır… Özellikle ana muhalefet, her şeyden önce baskılar karşısında Atatürk gibi ödün vermeden “Dik” durmalı, ilkeli hareket etmelidir.

Bundan sonra belediye başkanları iktidara yem edilmemeli; kayyumluk uygulamasına son vermek için her çeşit demokratik  mücadele yapılmalıdır…

Sessiz sedasız, pısırık durma, olayları normal görme, hele hele “Normalleşme” dönemi artık geride kalmıştır.

Bundan sonra faşizme “DUR DEME”; haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında demokratik direniş dönemi başlamıştır.

Bu ülke 24 yıldır cehennem hayatı yaşıyor. Peki, bunun tek suçlusu sadece iktidar mı?

Muhalefetin hiç suçu yok mu?

Torunlarımız genç kız, delikanlı oldu… Ne onlar çocukluklarını, gençliklerini yaşayabildiler ne de onların anaları, babaları, dedeleri, nineleri aydınlık günler gördüler.

Hep güneşin doğuşunu beklediler…

Şafakları beklediler…

Atatürk’ü beklediler…

ATAMIZIN kanla, canla, başla kurduğu cumhuriyeti muhalefet ve iktidar el ele verip yerle yeksan eyledi.

Laiklik, demokrasi, uygarlık ayaklar altında çiğnenirken; vatan çekirge sürüleri gibi cemaatlerle, tarikatlarla, sığınmacılarla doldurulurken; yani ülkemiz Arabistan’a dönüştürülürken muhalefet ne yaptı?

Ordunun Atatürkçü komutanları sudan, uydurma sebeplerle, komplolarla zindanlara atılırken, askeri okullar, askeri hastaneler kapatılırken muhalefet ne yaptı?

Neredeydi onlar, neyle meşguldüler?

Açık açık soruyorum şimdi, açık açık cevap verin.

Ormanlar, yer altı ve yerüstü zenginliklerimiz, fabrikalarımız, topraklarımız haraç mezat satılırken ne yapıyordunuz? 5’li çetenin servetine servet katılırken, vergileri affedilirken ama tarımcıların, köylülerin, üreticilerin küçücük borçları yüzünden traktörlerine el konulurken parmağınızı bile oynatmadınız?

Çok net söylüyorum: Siz hep 24 yıldır konuştunuz.

Tiyatro oynadınız. Ülkenin sahnelerinde hokkabazlık rolüne soyundunuz.

Bu beladan hem muhalefetin, hem ülkenin kurtulabilmesi için bir tek yol kaldı şimdi: Atatürk ilkelerine, ALTI OKA yeniden dönmek, kapı arkalarında görüşmeler, anlaşmalar yapmak yerine, pisliklerle, bataklıklarla adam gibi mücadele etmek…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.