Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
 

ATATÜRK’ÜN KIZLARI GİBİ MÜCADELECİ OLALIM, ATAMIZA VE ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKALIM

Halkımız neden perişan; neden hakkına, hukukuna sahip çıkamıyor, neden ayaklar altında eziliyor? Bunun birçok nedeni var: Birincisi, halkımız bilinçli olarak eğitimsiz, cahil bırakılıyor ve hurafelerle beyni yıkanıyor. Bu yüzden o, her olaya din penceresinden bakıyor.  Aç da kalsa, açık da kalsa kendilerini yönetenleri suçlamıyor. Mollalar onları diledikleri gibi yönlendiriyorlar. Kendileri milyarlar içinde Lale Devrini yaşarken, pahalılığı Allah’ın yaptığını ileri sürüyorlar. Bir grup daha var ki bütün bu olaylar olup biterken onlar sadece seyrediyorlar; etliye sütlüye karışmıyorlar. Şöyle konuşuyorlar: “Ben tarafsızım, ideolojik konularla uğraşmam. Siyasetle ilgilenmem, politikadan ve politikacılardan nefret ederim. Siyaset benim ilgi alanımın dışındadır. Bana mı kaldı dünyayı düzeltmek…  Bana dokunmayan yılan bin yaşasın…” Bu konuşmaları sık sık duyarız. Üstelik bu kişiler, çok iyi bir iş yapıyormuş gibi, bu sözleri gururla, övünçle söylerler… Hem de devrimcileri, Atatürkçüleri küçümseyerek, aşağılayarak, onlara alaycı gözlerle bakarak bu işi yaparlar… Voleybolcu millilerimiz, “Biz Atatürk’ün kızlarıyız” sözünü filenin sultanlarına tercih ediyoruz” diyerek yobazlara ve tüm dünyaya karşı ulusumuzu ve Mustafa Kemal’i yücelttiler. Bu arada şu gerçeği de vurgulayalım:  Toplum içerisinde yaşayan bir kimse asla tarafsız olamaz. “Ben tarafsızım” diyen bir kimse bile aslında taraf tutmaktadır. O, tepkisiz kalarak, namussuzları, hırsızları görmezden gelerek, sömürü çarkının soygunculardan, talancılardan tarafa dönmesini sağlamaktadır…  Onlar, bir zamanlar 4+4+4 eğitim sisteminin uygulanmasına “TARAFSIZ VE SESSİZ” kalmayıp, karşı çıksalardı, bugün, “Ben çocuğumu zorunlu din dersine göndermek istemiyorum…  Çocuğumu benden izinsiz, uzaktaki bir okula kaydettiler… Benim çocuğum ilkokula başlamak için daha çok küçük…” diye feryatlar koparmayacaklar, dizlerini dövmeyeceklerdi… Yeri gelmişken hemen burada, yaşanmış bir olaydan söz edeyim. Olaylara tepkisiz kalmış birisi diyor ki: Önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim. Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım. Sonra benim için geldiler. Ses çıkaracak kimse kalmamıştı...” İkincisi, günümüzde iktidarı ve muhalefeti yönetenler yoksullardan yana görünseler de gerçekte bir avuç mutlu azınlıktan yana politik bir çizgi izlemektedirler. Hiç köprüden geçmeyen, ama müteahhit çetelere devlet bütçesinden milyarlar ödeyen halkımızın bu zararını önlemek için peki, muhalefet partileri ne yaptılar? Halkımızdan alınan çoklu motor taşıt vergilerini önlemek için bir çaba sarf ettiler mi? Önleyebildiler mi? Bugün yapılacak tek şey var: Atatürk’ün kızları gibi mücadeleci olmak ve sonunda mutlaka kazanmak… Ulusal olmak… Bağıra bağıra İstiklal Marşını okumak… TC’yi, ulus devleti, Atatürk’ü savunmak… Milli voleybolcu kızlarımız gibi “Biz Atatürk’ün kızlarıyız, Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demek… 0kullara 'manevi danışman' adı atlında molla atanmasına, tarikatlarla protokol yapılmasına karşı çıkmak… Ne demişti İsmet Paşa, “Arkadaşlar, bir ülkede namus sahipleri, en az şer ehli, yani namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket mutlaka batar!” Ama bu engellemeyi mikrofon başında bağırıp, çağırarak, masaya yumruk vurarak değil, filenin Sultanları gibi ayağa kalkarak, mücadele ederek, demokratik direniş haklarımızı kullanarak yapmalıyız…
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı

ATATÜRK’ÜN KIZLARI GİBİ MÜCADELECİ OLALIM, ATAMIZA VE ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKALIM

Halkımız neden perişan; neden hakkına, hukukuna sahip çıkamıyor, neden ayaklar altında eziliyor? Bunun birçok nedeni var:
Birincisi, halkımız bilinçli olarak eğitimsiz, cahil bırakılıyor ve hurafelerle beyni yıkanıyor. Bu yüzden o, her olaya din penceresinden bakıyor. 
Aç da kalsa, açık da kalsa kendilerini yönetenleri suçlamıyor. Mollalar onları diledikleri gibi yönlendiriyorlar. Kendileri milyarlar içinde Lale Devrini yaşarken, pahalılığı Allah’ın yaptığını ileri sürüyorlar.
Bir grup daha var ki bütün bu olaylar olup biterken onlar sadece seyrediyorlar; etliye sütlüye karışmıyorlar. Şöyle konuşuyorlar:
“Ben tarafsızım, ideolojik konularla uğraşmam. Siyasetle ilgilenmem, politikadan ve politikacılardan nefret ederim. Siyaset benim ilgi alanımın dışındadır. Bana mı kaldı dünyayı düzeltmek… 
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın…”
Bu konuşmaları sık sık duyarız. Üstelik bu kişiler, çok iyi bir iş yapıyormuş gibi, bu sözleri gururla, övünçle söylerler… Hem de devrimcileri, Atatürkçüleri küçümseyerek, aşağılayarak, onlara alaycı gözlerle bakarak bu işi yaparlar…
Voleybolcu millilerimiz, “Biz Atatürk’ün kızlarıyız” sözünü filenin sultanlarına tercih ediyoruz” diyerek yobazlara ve tüm dünyaya karşı ulusumuzu ve Mustafa Kemal’i yücelttiler.
Bu arada şu gerçeği de vurgulayalım: 
Toplum içerisinde yaşayan bir kimse asla tarafsız olamaz. “Ben tarafsızım” diyen bir kimse bile aslında taraf tutmaktadır. O, tepkisiz kalarak, namussuzları, hırsızları görmezden gelerek, sömürü çarkının soygunculardan, talancılardan tarafa dönmesini sağlamaktadır…
 Onlar, bir zamanlar 4+4+4 eğitim sisteminin uygulanmasına “TARAFSIZ VE SESSİZ” kalmayıp, karşı çıksalardı, bugün, “Ben çocuğumu zorunlu din dersine göndermek istemiyorum…  Çocuğumu benden izinsiz, uzaktaki bir okula kaydettiler… Benim çocuğum ilkokula başlamak için daha çok küçük…” diye feryatlar koparmayacaklar, dizlerini dövmeyeceklerdi…
Yeri gelmişken hemen burada, yaşanmış bir olaydan söz edeyim. Olaylara tepkisiz kalmış birisi diyor ki:
Önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim. Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım. Sonra benim için geldiler. Ses çıkaracak kimse kalmamıştı...”
İkincisi, günümüzde iktidarı ve muhalefeti yönetenler yoksullardan yana görünseler de gerçekte bir avuç mutlu azınlıktan yana politik bir çizgi izlemektedirler.
Hiç köprüden geçmeyen, ama müteahhit çetelere devlet bütçesinden milyarlar ödeyen halkımızın bu zararını önlemek için peki, muhalefet partileri ne yaptılar? Halkımızdan alınan çoklu motor taşıt vergilerini önlemek için bir çaba sarf ettiler mi? Önleyebildiler mi?
Bugün yapılacak tek şey var: Atatürk’ün kızları gibi mücadeleci olmak ve sonunda mutlaka kazanmak…
Ulusal olmak… Bağıra bağıra İstiklal Marşını okumak… TC’yi, ulus devleti, Atatürk’ü savunmak…
Milli voleybolcu kızlarımız gibi “Biz Atatürk’ün kızlarıyız, Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demek…
0kullara 'manevi danışman' adı atlında molla atanmasına, tarikatlarla protokol yapılmasına karşı çıkmak…
Ne demişti İsmet Paşa, “Arkadaşlar, bir ülkede namus sahipleri, en az şer ehli, yani namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket mutlaka batar!”
Ama bu engellemeyi mikrofon başında bağırıp, çağırarak, masaya yumruk vurarak değil, filenin Sultanları gibi ayağa kalkarak, mücadele ederek, demokratik direniş haklarımızı kullanarak yapmalıyız…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.