Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
 

Atatürkçü İzmir Dimdik Ayaktadır. Transfer Çabalarınız Boşunadır...

Adam bir taraftan “Açım, açıktayım, evime ekmek götüremiyorum” diyor, bir taraftan da kendisini o hallere düşüren liderlerin peşinden gidiyor.  Sol kesimde de sağ kesimde de bu gelenek bozulmamıştır.  Hiç seçim kazanamayan, oy oranını yüzde 25’lerin üstüne çıkaramayan Kemal Kılıçdaroğlu’na CHP’liler 13 yıl oy vermiş; hem partinin hem halkın canına okumuştu. Ne çekiyorsak bunlardan çekiyoruz. Bir zamanlar, Bay Kemal’in yandaşlığını, iktidara nasıl destek olduğunu ortaya koyan aydınlara, yazarlara, çizerlere de ağza alınmayacak küfürlerle saldırmışlardı.  Sonra da Kılıçdaroğlu’nun halka ve partisine yaptığı ihanetleri görünce “Yanıldık, kusura bakmayın” diye özür dilemişlerdi.  Ama ne yazık ki atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Nitekim Seçimle kazanılan Üsküdar vb. belediyelere ayak oyunları ile şimdi el konuldu. AKP adım adım ilerlemektedir. Seçimle alamadığı belediyeleri tehditle, korkutarak, yargı sopasıyla almaya çalışmaktadır. İzmir’den sonra sıra İstanbul’a gelmiştir. Ben bundan önceki makalemde bir soru sormuştum. Şimdi onun yanıtını vereyim. Çünkü tam zamanı... Ne demiştim? Bu kadar kişiliksiz, dirençsiz insanı nasıl oldu da Atatürk’ün partisine doldurdunuz? Bu doldurma işi Kemal Kılıçdaroğlu ile başladı ve çırakları tarafından devam ettirildi. 2010 yılında genel başkan olunca, Bay Kemal’in yaptığı ilk iş, “Yeni CHP” adı altında “Atatürkçü yöneticileri” çil yavrusu gibi dağıtmak oldu. Ardından partiyi tarikatçı, cemaatçi ve PKK sempatizanları ile doldurdu. Partiye yönetici olarak aldığı kişilerin çoğu Atatürk ve cumhuriyet düşmanı idi. İçlerinde ısrarla Atatürk adını kullanmayanlar bile vardı… İşte bu nedenlerle bu yöneticiler Kemal Bey’in AKP’ye verdiği desteğe 13 yıl ses çıkarmadılar. İtiraz etmediler. Onunla kardeş kardeş geçindiler. Butlan Kemal genel başkanlığı kaybedince çırakları onun yolundan gitmeye devam ettiler. Halkın istemediği ama başkanın ya da parti yöneticilerinin istediği adayları zorla seçimlere soktular. Bu gerçeği hem İzmir’de hem Hatay’da gördük. Örneğin Lütfü Savaş, 6 Şubat depremleri sonrası kentteki yoğun protesto ve tepkilere rağmen, yeniden CHP’nin tercihi olarak 2024 seçimlerinde aday gösterilmişti. Bunun sonucunda seçimi AKP adayı Mehmet Öntürk kazanmıştı. CHP, Cemil Tugay’ı İzmir belediyesine aday gösterdiğinde halk ayağa kalkmış, istememişti. Ama her nedense(?) bu aday üzerinde yönetim ısrarcı olmuş, “Yönetici benim, dilediğimi seçerim” demişti. Aynı uygulamayı Hatay’da da yapmıştı.  Aslında Hatay belediye başkanı Lütfü Savaş AKP’li idi. 2009 yılında Hatay belediye başkanı olmuştu. Ama 2014 seçimlerinde AKP, Sadullah Ergin’i aday gösterince Savaş AKP’den ayrılıp CHP’ye geçiş yaptı. Ne var ki 6 Şubat depremlerindeki davranışları ve yanlış uygulamaları nedeni ile halk onu tutmadı. Buna rağmen CHP yönetimi 31 Mart 2024 seçimlerinde yine,(?) ısrarla Lütfü Savaş’ı aday gösterdi.  Depremzedeler Savaş’ı yuhaladılar ve parti yöneticilerine tepki gösterdiler.  Bu tür tercihlerin, zorlamaların sonu her zaman hüsran olmuştur… Ama son sözümüz şu: Sol olsun, sağ olsun; kim ki Atatürk devrimlerine aykırı hareket ederse; karşısında kayalar kadar sağlam Atatürkçüleri bulur.  Ne AKP ne Cemil Tugay boşuna sevinmesin. Bir Cemil Efendi AKP’ye geçti diye İzmir bizim oldu sanmasın. İzmir dimdik ayaktadır. İleride bu gerçeği yaşayarak göreceksiniz…
Ekleme Tarihi: 08 Ekim 2026 -Perşembe

Atatürkçü İzmir Dimdik Ayaktadır. Transfer Çabalarınız Boşunadır...

Adam bir taraftan “Açım, açıktayım, evime ekmek götüremiyorum” diyor, bir taraftan da kendisini o hallere düşüren liderlerin peşinden gidiyor. 
Sol kesimde de sağ kesimde de bu gelenek bozulmamıştır. 
Hiç seçim kazanamayan, oy oranını yüzde 25’lerin üstüne çıkaramayan Kemal Kılıçdaroğlu’na CHP’liler 13 yıl oy vermiş; hem partinin hem halkın canına okumuştu. Ne çekiyorsak bunlardan çekiyoruz.
Bir zamanlar, Bay Kemal’in yandaşlığını, iktidara nasıl destek olduğunu ortaya koyan aydınlara, yazarlara, çizerlere de ağza alınmayacak küfürlerle saldırmışlardı. 
Sonra da Kılıçdaroğlu’nun halka ve partisine yaptığı ihanetleri görünce “Yanıldık, kusura bakmayın” diye özür dilemişlerdi. 
Ama ne yazık ki atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Nitekim Seçimle kazanılan Üsküdar vb. belediyelere ayak oyunları ile şimdi el konuldu.
AKP adım adım ilerlemektedir. Seçimle alamadığı belediyeleri tehditle, korkutarak, yargı sopasıyla almaya çalışmaktadır. İzmir’den sonra sıra İstanbul’a gelmiştir.
Ben bundan önceki makalemde bir soru sormuştum. Şimdi onun yanıtını vereyim. Çünkü tam zamanı... Ne demiştim?
Bu kadar kişiliksiz, dirençsiz insanı nasıl oldu da Atatürk’ün partisine doldurdunuz?
Bu doldurma işi Kemal Kılıçdaroğlu ile başladı ve çırakları tarafından devam ettirildi.
2010 yılında genel başkan olunca, Bay Kemal’in yaptığı ilk iş, “Yeni CHP” adı altında “Atatürkçü yöneticileri” çil yavrusu gibi dağıtmak oldu.
Ardından partiyi tarikatçı, cemaatçi ve PKK sempatizanları ile doldurdu. Partiye yönetici olarak aldığı kişilerin çoğu Atatürk ve cumhuriyet düşmanı idi. İçlerinde ısrarla Atatürk adını kullanmayanlar bile vardı…
İşte bu nedenlerle bu yöneticiler Kemal Bey’in AKP’ye verdiği desteğe 13 yıl ses çıkarmadılar. İtiraz etmediler. Onunla kardeş kardeş geçindiler.
Butlan Kemal genel başkanlığı kaybedince çırakları onun yolundan gitmeye devam ettiler.
Halkın istemediği ama başkanın ya da parti yöneticilerinin istediği adayları zorla seçimlere soktular.
Bu gerçeği hem İzmir’de hem Hatay’da gördük. Örneğin Lütfü Savaş, 6 Şubat depremleri sonrası kentteki yoğun protesto ve tepkilere rağmen, yeniden CHP’nin tercihi olarak 2024 seçimlerinde aday gösterilmişti. Bunun sonucunda seçimi AKP adayı Mehmet Öntürk kazanmıştı.
CHP, Cemil Tugay’ı İzmir belediyesine aday gösterdiğinde halk ayağa kalkmış, istememişti. Ama her nedense(?) bu aday üzerinde yönetim ısrarcı olmuş, “Yönetici benim, dilediğimi seçerim” demişti.
Aynı uygulamayı Hatay’da da yapmıştı. 
Aslında Hatay belediye başkanı Lütfü Savaş AKP’li idi. 2009 yılında Hatay belediye başkanı olmuştu. Ama 2014 seçimlerinde AKP, Sadullah Ergin’i aday gösterince Savaş AKP’den ayrılıp CHP’ye geçiş yaptı.
Ne var ki 6 Şubat depremlerindeki davranışları ve yanlış uygulamaları nedeni ile halk onu tutmadı. Buna rağmen CHP yönetimi 31 Mart 2024 seçimlerinde yine,(?) ısrarla Lütfü Savaş’ı aday gösterdi. 
Depremzedeler Savaş’ı yuhaladılar ve parti yöneticilerine tepki gösterdiler. 
Bu tür tercihlerin, zorlamaların sonu her zaman hüsran olmuştur… Ama son sözümüz şu:
Sol olsun, sağ olsun; kim ki Atatürk devrimlerine aykırı hareket ederse; karşısında kayalar kadar sağlam Atatürkçüleri bulur. 
Ne AKP ne Cemil Tugay boşuna sevinmesin. Bir Cemil Efendi AKP’ye geçti diye İzmir bizim oldu sanmasın. İzmir dimdik ayaktadır. İleride bu gerçeği yaşayarak göreceksiniz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.