Abdülkerim Ağa/ Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Abdülkerim Ağa/ Araştırmacı, Yazar
 

IRAK TÜRKMENLERİ TARİHTEN SİLİNMİYOR; TARİHLERİ SİLİNMEYE ÇALIŞILIYOR!

Irak Türkmenleri, Irak tarihinin seyircisi değildir. Bu ülkenin tarihini yapan asli unsurlardan biridir. Musul’dan Erbil’e, Kerkük’ten Tuzhurmatu ve Telafer’e kadar Türkmenlerin siyasi, askerî ve kültürel varlığı yüzyıllara uzanmaktadır. Musul, Zengîler döneminde bölgenin en önemli siyasi ve askerî merkezlerinden biri olmuş; İmadeddin Zengî ve ardından Nureddin Zengî, Irak ve Suriye tarihinin en önemli siyasi ve askerî süreçlerine damga vurmuştur. Buna rağmen bugün Türkmenler, kendi tarihî bölgelerinin geleceği hakkında yapılan siyasi ve güvenlik pazarlıklarında çoğu zaman yok sayılan taraf hâline getirilmektedir. Bu artık kabul edilemez! 2003 SONRASI DENGELER VE TÜRKMENLER 2003 sonrasında Irak’ın siyasi dengeleri kökten değişti. Bazı Kürt siyasi güçleri ABD’nin desteği ve uluslararası koruma sayesinde büyük siyasi, askerî ve ekonomik kazanımlar elde etti. Türkmenler ise aynı ölçüde güvenlik ve siyasi destekten mahrum kaldı. Burada sorulması gereken çok açık bir soru var: Türkmenler, Türkiye ile ABD arasında 2003 yılında yaşanan siyasi krizin bedelini mi ödedi? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a geçmesine izin vermeyen kararı Türkiye’nin kendi siyasi tercihiydi. Türkmenler bu kararın tarafı değildi. Dolayısıyla Türkiye’nin herhangi bir dış politika kararının bedelini Irak Türkmenlerine ödetmek büyük bir haksızlık olur. Bu nedenle 2003 sonrası oluşan dengeler tarihçiler ve siyasetçiler tarafından belgeler ışığında yeniden incelenmelidir. TÜRKİYE’NİN ÇIKARI TÜRKMENLERİ GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİLDİR Türkiye’nin Irak’taki çıkarı, Türkmenlerin haklarını geri plana atmak değildir. Türkiye’nin çıkarı, Türkmenleri Erbil ile Kerkük arasındaki siyasi dengelerin dışında bırakmak değildir. Türkiye’nin çıkarı, Türkmenleri Sünni ve Şii diye bölmek hiç değildir. Türkmenler önce Türkmen, sonra Sünni veya Şiidir. Türkmenlerin mezhep üzerinden parçalanması, onların siyasi gücünü zayıflatır ve bundan yalnızca başkaları faydalanır. Türkiye’nin yapması gereken Türkmenleri bölmek değil, hakları etrafında birleştirmektir. DAVUTOĞLU’NUN KERKÜK ZİYARETİNDEN DAHA FAZLASI GEREKİYOR Türkiye’nin Türkmen politikasının yalnızca Erbil’den Kerkük’e yapılan ziyaretlerden ibaret kalması yeterli değildir. Türkmenlerin geleceği fotoğraf kareleriyle değil, kalıcı diplomatik ve siyasi politikalarla güvence altına alınmalıdır. Ankara, Bağdat ve Erbil ile ilişkilerinde Türkmenlerin haklarını açık ve kararlı biçimde gündeme getirmelidir. Kerkük ve Tuzhurmatu’nun geleceği Türkmenler olmadan belirlenmemelidir. Türkmenlerin yaşadığı bölgelerin güvenliği, Bağdat ile Erbil arasındaki pazarlıklara terk edilmemelidir. MUSUL VE MİSAK-I MİLLÎ UNUTULMAMALIDIR Türk siyasetçileri bir tarihî gerçeği de unutmamalıdır: Musul, Misak-ı Millî’nin temel başlıklarından biridir. Elbette Misak-ı Millî’nin bugünkü uluslararası sınırları tek başına belirleyen güncel bir hukuk belgesi olmadığı açıktır. Ancak Musul meselesinin Türk milletinin tarihî ve siyasi hafızasındaki yerini kimse inkâr edemez. Bu tarih sadece Türkiye’ye değil, Irak’ın bütün siyasi aktörlerine hatırlatılmalıdır. Araplara da, Kürtlere de, Türkmenlere de. Musul’un tarihi hiçbir grubun tekelinde değildir. Musul Türkmenlerin de tarihidir. Kerkük Türkmenlerin de tarihidir. Tuzhurmatu Türkmenlerin de geleceğidir. TÜRKİYE ARTIK SADECE KONUŞMAMALI Ankara artık yalnızca “Türkmenlerin yanındayız” demekle yetinmemelidir. Türkiye’nin diplomatik gücü Bağdat’ta, Erbil’de, Washington’da ve uluslararası platformlarda Türkmenlerin meşru haklarının korunması için kullanılmalıdır. Bu, Irak’ın içişlerine müdahale etmek değildir. Bu, başka bir topluluğun haklarını gasp etmek de değildir. Bu, Irak Türkmenlerinin diğer Irak vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmasını savunmaktır. Türkiye’nin çıkarı, Türkmenlerin zayıflığında değil; güçlü, birlik içinde, demokratik ve Irak’ın eşit vatandaşı olan bir Türkmen toplumunun varlığındadır. ARTIK TÜRKMENLER BAŞKALARININ HESAPLARININ BEDELİNİ ÖDEMEMELİDİR Türkmenler ne Ankara ile Washington arasındaki anlaşmazlığın, ne Bağdat ile Erbil arasındaki rekabetin, ne de bölgesel güçlerin hesaplarının bedelini ödemelidir. Hiçbir siyasi anlaşma Türkmenlerin yok sayılması pahasına yapılamaz. Hiçbir güvenlik düzenlemesi Türkmenlerin iradesi dışında dayatılamaz. Hiçbir güç Türkmenleri tarihinden silemez. Irak Türkmenleri dün vardı, bugün var ve yarın da var olacaktır. Onlar Türkiye’nin siyasi aracı değildir. Onlar herhangi bir grubun düşmanı değildir. Onlar Irak’ın asli unsurlarından biridir. Ve artık açıkça söylenmelidir: TÜRKMENLER YOK SAYILIRSA, IRAK’TA ADALETTEN SÖZ EDİLEMEZ. TÜRKMENLER GÜÇLENDİRİLMEDEN IRAK’TA GERÇEK ORTAKLIKTAN SÖZ EDİLEMEZ. TÜRKİYE TÜRKMENLERİ YALNIZ BIRAKIRSA, KENDİ TARİHÎ VE STRATEJİK ÇIKARLARINI DA ZAYIFLATIR.
Ekleme Tarihi: 17 Ağustos 2026 -Pazartesi

IRAK TÜRKMENLERİ TARİHTEN SİLİNMİYOR; TARİHLERİ SİLİNMEYE ÇALIŞILIYOR!

Irak Türkmenleri, Irak tarihinin seyircisi değildir. Bu ülkenin tarihini yapan asli unsurlardan biridir.

Musul’dan Erbil’e, Kerkük’ten Tuzhurmatu ve Telafer’e kadar Türkmenlerin siyasi, askerî ve kültürel varlığı yüzyıllara uzanmaktadır. Musul, Zengîler döneminde bölgenin en önemli siyasi ve askerî merkezlerinden biri olmuş; İmadeddin Zengî ve ardından Nureddin Zengî, Irak ve Suriye tarihinin en önemli siyasi ve askerî süreçlerine damga vurmuştur.

Buna rağmen bugün Türkmenler, kendi tarihî bölgelerinin geleceği hakkında yapılan siyasi ve güvenlik pazarlıklarında çoğu zaman yok sayılan taraf hâline getirilmektedir.

Bu artık kabul edilemez!

2003 SONRASI DENGELER VE TÜRKMENLER

2003 sonrasında Irak’ın siyasi dengeleri kökten değişti. Bazı Kürt siyasi güçleri ABD’nin desteği ve uluslararası koruma sayesinde büyük siyasi, askerî ve ekonomik kazanımlar elde etti.

Türkmenler ise aynı ölçüde güvenlik ve siyasi destekten mahrum kaldı.

Burada sorulması gereken çok açık bir soru var:

Türkmenler, Türkiye ile ABD arasında 2003 yılında yaşanan siyasi krizin bedelini mi ödedi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a geçmesine izin vermeyen kararı Türkiye’nin kendi siyasi tercihiydi. Türkmenler bu kararın tarafı değildi.

Dolayısıyla Türkiye’nin herhangi bir dış politika kararının bedelini Irak Türkmenlerine ödetmek büyük bir haksızlık olur.

Bu nedenle 2003 sonrası oluşan dengeler tarihçiler ve siyasetçiler tarafından belgeler ışığında yeniden incelenmelidir.

TÜRKİYE’NİN ÇIKARI TÜRKMENLERİ GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİLDİR

Türkiye’nin Irak’taki çıkarı, Türkmenlerin haklarını geri plana atmak değildir.

Türkiye’nin çıkarı, Türkmenleri Erbil ile Kerkük arasındaki siyasi dengelerin dışında bırakmak değildir.

Türkiye’nin çıkarı, Türkmenleri Sünni ve Şii diye bölmek hiç değildir.

Türkmenler önce Türkmen, sonra Sünni veya Şiidir.

Türkmenlerin mezhep üzerinden parçalanması, onların siyasi gücünü zayıflatır ve bundan yalnızca başkaları faydalanır.

Türkiye’nin yapması gereken Türkmenleri bölmek değil, hakları etrafında birleştirmektir.

DAVUTOĞLU’NUN KERKÜK ZİYARETİNDEN DAHA FAZLASI GEREKİYOR

Türkiye’nin Türkmen politikasının yalnızca Erbil’den Kerkük’e yapılan ziyaretlerden ibaret kalması yeterli değildir.

Türkmenlerin geleceği fotoğraf kareleriyle değil, kalıcı diplomatik ve siyasi politikalarla güvence altına alınmalıdır.

Ankara, Bağdat ve Erbil ile ilişkilerinde Türkmenlerin haklarını açık ve kararlı biçimde gündeme getirmelidir.

Kerkük ve Tuzhurmatu’nun geleceği Türkmenler olmadan belirlenmemelidir.

Türkmenlerin yaşadığı bölgelerin güvenliği, Bağdat ile Erbil arasındaki pazarlıklara terk edilmemelidir.

MUSUL VE MİSAK-I MİLLÎ UNUTULMAMALIDIR

Türk siyasetçileri bir tarihî gerçeği de unutmamalıdır:

Musul, Misak-ı Millî’nin temel başlıklarından biridir.

Elbette Misak-ı Millî’nin bugünkü uluslararası sınırları tek başına belirleyen güncel bir hukuk belgesi olmadığı açıktır. Ancak Musul meselesinin Türk milletinin tarihî ve siyasi hafızasındaki yerini kimse inkâr edemez.

Bu tarih sadece Türkiye’ye değil, Irak’ın bütün siyasi aktörlerine hatırlatılmalıdır.

Araplara da, Kürtlere de, Türkmenlere de.

Musul’un tarihi hiçbir grubun tekelinde değildir.

Musul Türkmenlerin de tarihidir.

Kerkük Türkmenlerin de tarihidir.

Tuzhurmatu Türkmenlerin de geleceğidir.

TÜRKİYE ARTIK SADECE KONUŞMAMALI

Ankara artık yalnızca “Türkmenlerin yanındayız” demekle yetinmemelidir.

Türkiye’nin diplomatik gücü Bağdat’ta, Erbil’de, Washington’da ve uluslararası platformlarda Türkmenlerin meşru haklarının korunması için kullanılmalıdır.

Bu, Irak’ın içişlerine müdahale etmek değildir.

Bu, başka bir topluluğun haklarını gasp etmek de değildir.

Bu, Irak Türkmenlerinin diğer Irak vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmasını savunmaktır.

Türkiye’nin çıkarı, Türkmenlerin zayıflığında değil; güçlü, birlik içinde, demokratik ve Irak’ın eşit vatandaşı olan bir Türkmen toplumunun varlığındadır.

ARTIK TÜRKMENLER BAŞKALARININ HESAPLARININ BEDELİNİ ÖDEMEMELİDİR

Türkmenler ne Ankara ile Washington arasındaki anlaşmazlığın,

ne Bağdat ile Erbil arasındaki rekabetin,

ne de bölgesel güçlerin hesaplarının bedelini ödemelidir.

Hiçbir siyasi anlaşma Türkmenlerin yok sayılması pahasına yapılamaz.

Hiçbir güvenlik düzenlemesi Türkmenlerin iradesi dışında dayatılamaz.

Hiçbir güç Türkmenleri tarihinden silemez.

Irak Türkmenleri dün vardı, bugün var ve yarın da var olacaktır.

Onlar Türkiye’nin siyasi aracı değildir.

Onlar herhangi bir grubun düşmanı değildir.

Onlar Irak’ın asli unsurlarından biridir.

Ve artık açıkça söylenmelidir:

TÜRKMENLER YOK SAYILIRSA, IRAK’TA ADALETTEN SÖZ EDİLEMEZ.

TÜRKMENLER GÜÇLENDİRİLMEDEN IRAK’TA GERÇEK ORTAKLIKTAN SÖZ EDİLEMEZ.

TÜRKİYE TÜRKMENLERİ YALNIZ BIRAKIRSA, KENDİ TARİHÎ VE STRATEJİK ÇIKARLARINI DA ZAYIFLATIR.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.