PROF. DR. MUSTAFA ALTINTAŞ  ÜNİVERSİTEDEN BAKIŞ
Köşe Yazarı
PROF. DR. MUSTAFA ALTINTAŞ ÜNİVERSİTEDEN BAKIŞ
 

2 ABDÜLHAMİT’TEN MİTHAT PAŞA’YA, MİTHAT PAŞADAN 2. ABDÜLHAMİT’E (2)

(2.Abdülhamit sürdürüyor…) “Böylece, Osmanlılığı meydana getiren çeşitli kavimlerin (Aralarında töre, dil, kültür ve soy birliği bulunan insan topluluğu) uygar bir topluma yaraşır hak ve kazanımlara sahip olmalarıdır. Bu hak ve kazanımlarda, herkesin, özgürlük, adalet ve eşitlikten ayrılıksız yararlanmalarıdır. Bu da yasaların ve genel işlerin, meşru karşılıklı düşünce alış-verişi ve Meşrutiyet kurallarına bağlanması ile mümkün olacağından, bir Meclisin (Mebusan Meclisi) oluşturulması gereği, daha tahta çıkma bildirimizle duyurulmuştu. Bunun için gereken Anayasa (Kanun-i Esası), seçkin ve ileri Osmanlı ülkesinin her yanında, hareket ve yönetime esas elen alimlerimiz (bilim insanlarımız), vezirlerimiz(bakanlarımız) ve yüksek düzeydeki devlet hizmetlilerinden atanan özel bir toplulukta (Komisyon) konuşulup, tartışılarak, Vükela Meclisimizde de (Bakanlar Kurulunda) derinlikli olarak incelenerek kabul ve onaylanmıştır. Bunun maddeleri, yüce Hilafet ve Saltanat Makamımızın haklarına ve Osmanlıların özgürlük ve eşitliğine ve NAZIRLAR / BAKANLAR İLE MEBUSAN MECLİSİNİN HERŞEYİ BİLMEK HAKKINA ve MAHKEMELERİN ÖZGÜRLÜĞÜNE, DENK BÜTÇENİN DOĞRULUĞUNA ve VİLAYETLER YÖNETİMİNCE, MERKEZİN HAKLARINI KORUMAKLA BİRLİKTE, YEREL YETKİLERİNİ GENİŞLETME, YETKİ GENİŞLİĞİ YÖNTEMİNİN UYGULANMASINA ilişkindir. Bunlar ise, şeriat hükümlerine, ülke ve milletin bugünkü yetenek ve gereksinimlerine uygundur. Ve asıl düşünce ve gereksinimlerine uygundur. Ve asıl düşüncemiz olan mutluluk ve genel ilerleme ülküsüne uygunluk taşımaktadır. İşte, Tanrı’nın yardımına ve Peygamberin ruhaniyetine dayanarak, bu Anayasayı tarafınıza gönderdim. Osmanlı ülkesinin her yerinde, davranışlara ve yönetime esas olmak üzere duyurulması ile, bunun gerektirdiği yasaların bir an önce hazırlanması isteğimizdir. Tanrı, ülke ve milletin mutluluğuna çalışanların çabalarına yardımcı olsun”. 2.Abdülhamid’in Mithat Paşa’ya gönderdiği, 1876 Anayasası’nın Başlangıcı olarak tanımlanan mektubuna burada noktayı koyuyorum. ve “laik, demokratik ve sosyal hukuk Devleti” olarak tanımlanan Cumhuriyet Türkiyesi’nin, son Anayasası olan 1982 Anayasası’nın “Başlangıcı”’nı alıntılıyorum: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI1 Kanun No.: 2709 Kabul Tarihi: 7.11.1982 BAŞLANGIÇ (Değişik: 23/7/1995-4121/1 md.) Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.” Bu Anayasa; Kurucu Meclis tarafından 18/10/1982’de halkoylamasına sunulmak üzere kabul edilmiş ve 20/10/1982 tarihli ve 17844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 7/11/1982’de halk oylamasına sunulduktan sonra 9/11/1982 tarihli ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yeniden yayımlanmıştır. 18 (Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) (sürecek)
Ekleme Tarihi: 27 Ekim 2026 -Salı

2 ABDÜLHAMİT’TEN MİTHAT PAŞA’YA, MİTHAT PAŞADAN 2. ABDÜLHAMİT’E (2)

(2.Abdülhamit sürdürüyor…) “Böylece, Osmanlılığı meydana getiren çeşitli kavimlerin (Aralarında töre, dil, kültür ve soy birliği bulunan insan topluluğu) uygar bir topluma yaraşır hak ve kazanımlara sahip olmalarıdır. Bu hak ve kazanımlarda, herkesin, özgürlük, adalet ve eşitlikten ayrılıksız yararlanmalarıdır. Bu da yasaların ve genel işlerin, meşru karşılıklı düşünce alış-verişi ve Meşrutiyet kurallarına bağlanması ile mümkün olacağından, bir Meclisin (Mebusan Meclisi) oluşturulması gereği, daha tahta çıkma bildirimizle duyurulmuştu. Bunun için gereken Anayasa (Kanun-i Esası), seçkin ve ileri Osmanlı ülkesinin her yanında, hareket ve yönetime esas elen alimlerimiz (bilim insanlarımız), vezirlerimiz(bakanlarımız) ve yüksek düzeydeki devlet hizmetlilerinden atanan özel bir toplulukta (Komisyon) konuşulup, tartışılarak, Vükela Meclisimizde de (Bakanlar Kurulunda) derinlikli olarak incelenerek kabul ve onaylanmıştır.

Bunun maddeleri, yüce Hilafet ve Saltanat Makamımızın haklarına ve Osmanlıların özgürlük ve eşitliğine ve NAZIRLAR / BAKANLAR İLE MEBUSAN MECLİSİNİN HERŞEYİ BİLMEK HAKKINA ve MAHKEMELERİN ÖZGÜRLÜĞÜNE, DENK BÜTÇENİN DOĞRULUĞUNA ve VİLAYETLER YÖNETİMİNCE, MERKEZİN HAKLARINI KORUMAKLA BİRLİKTE, YEREL YETKİLERİNİ GENİŞLETME, YETKİ GENİŞLİĞİ YÖNTEMİNİN UYGULANMASINA ilişkindir. Bunlar ise, şeriat hükümlerine, ülke ve milletin bugünkü yetenek ve gereksinimlerine uygundur. Ve asıl düşünce ve gereksinimlerine uygundur. Ve asıl düşüncemiz olan mutluluk ve genel ilerleme ülküsüne uygunluk taşımaktadır.

İşte, Tanrı’nın yardımına ve Peygamberin ruhaniyetine dayanarak, bu Anayasayı tarafınıza gönderdim. Osmanlı ülkesinin her yerinde, davranışlara ve yönetime esas olmak üzere duyurulması ile, bunun gerektirdiği yasaların bir an önce hazırlanması isteğimizdir. Tanrı, ülke ve milletin mutluluğuna çalışanların çabalarına yardımcı olsun”.

2.Abdülhamid’in Mithat Paşa’ya gönderdiği, 1876 Anayasası’nın Başlangıcı olarak tanımlanan mektubuna burada noktayı koyuyorum. ve “laik, demokratik ve sosyal hukuk Devleti” olarak tanımlanan Cumhuriyet Türkiyesi’nin, son Anayasası olan 1982 Anayasası’nın “Başlangıcı”’nı alıntılıyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI1 Kanun No.: 2709 Kabul Tarihi: 7.11.1982

BAŞLANGIÇ (Değişik: 23/7/1995-4121/1 md.)

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

Bu Anayasa; Kurucu Meclis tarafından 18/10/1982’de halkoylamasına sunulmak üzere kabul edilmiş ve 20/10/1982 tarihli ve 17844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 7/11/1982’de halk oylamasına sunulduktan sonra 9/11/1982 tarihli ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yeniden yayımlanmıştır. 18 (Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) (sürecek)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.