Özcan Öztürk-Şair-Yazar
Köşe Yazarı
Özcan Öztürk-Şair-Yazar
 

ULUS’TA SANAT

Merhaba kıymetli Ulus okurları. Ulus’ta Sanat Röportaj Serisinin ilk konuğu olarak beni davet edip onurlandıran gazetemiz yazarlarından Merve Filizcan Kabakuş’a emeği geçen yazar, şair ve gazeteci arkadaşlarıma sonsuz teşekkürü borç bilirim. Benimle daha önce de yapılan söyleşilerde Başkent TV. Betül BAŞAR (Kitap Dünyası), Başkent TV. Betül BAŞAR (Biz Bize). YOLTV Funda YÜCEL ile (YOLTV Funda İle Hoş Sohbet Programı) Gazetemiz yazarlarından opera sanatçısı TV6 Ali YILMAZ Yapımcı ve yönetmen (İpek Yolu Programı 2015). Gazetemiz yazarlar, şair ve araştırmacı Arzu KÖK (Sanattan Yasımalar 2023) Başkent Postası TV. Yapımcı olarak beni davet etmişlerdi. Yeni yayımlanan eserlerimi paylaşmış, önümüzdeki yıllarda yapmayı planladığım projeler, eserler hakkında güzel çalışma ve sohbetler olmuştu. Çok verimli olan bu röportajların geleceğe bir iz bırakması, yapılması gerekli olan çalışmalarımızın bir özeti oluyor. Eksi ve artılarımızı görmek, gelişim ve geleceğe dönüşümü görmemizi olanaklı kılıyor. Yeri gelmişken hepsinin ayrı ayrı emeklerine, özverileri için ayrıca çok teşekkür etmek isterim. Günümüzün edebiyatı olsun sanatsal çalışmalar olsun edebiyatçı ve sanatçısını tanımak, tanıtmak, verdiği nitelikli eserleri duyurmak bir yerde zorunluluk olmaya başladı. Verilen emeği çabayı görünür kıldıkları için var olsunlar. Bir slogana dönüşmüş olan Bertolt Brecht’in sürgünde yazdığı Svendborg Şiirleri adını taşıyan kitabında yer alan ve Almanca orijinal adıyla “Keiner oder Alle” olan ve A. Kadir ve Asım Bezirci tarafından Türkçeye “Ya Hep Beraber Ya da Hiçbirimiz” adıyla çevrilen şiirdir. Ya Hep Beraber Ya da Hiçbirimiz. Bize ait olan birlik, beraberlik ve dayanışma ile ilgili pek çok atasözü ve deneyim söylemek mümkündür. Toplumumuzda birliğin ve beraberliğin sağlanması amacı ile değerli olan bu sözler söylenmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Anca beraber, kanca beraber. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Birlikten kuvvet doğar. El el ile değirmen yel ile. Sürüden ayrılanı kurt kapar.  Nerede birlik orada dirlik. Son olarakta Hace Bektaş-ı Veli’nin bir birinden kıymetli öğütlerinden birini paylaşmak isterim. Bir olalım, iri olalım, diri olalım… Nitelikli eserler aradan ne kadar zamanda geçse mutlaka okurunu, seyircisi bulur. Ulus Gazetesinin yazar kadrosuna baktığınızda bir birinden kıymetli akademisyenler, hukukçular, eğitimciler, araştırmacıların yazıları ufkunuzu açacaktır. Yazı kadrosunun güçlü oluşu her bir yazarımızın kendi alanında bilgi, deneyimlerini, öngörülerini sizlere aktarmak için canla başla çalışıyorlar. Her birinin asli görevlerinin dışında siz okurların ve takipçilerinin önerilerine, eleştirilerine her zaman açık olması, gelişime, dönüşüme katkı sağlamasını önemsiyorlar. Biz yazarların köşelerinde yaptığınız yorumlar bunun en açık örneği. Yazarlarımızın nitelikli olması siz okurların sorup, sorgulamanız bizlerin üretimine katkısı inanılmaz. Her geçen gün artan okurlarımıza ulaşmanın yollarını çoğaltıyoruz. Sosyal medya ayağıyla olsun YouTube kanalıyla olsun yeni konu ve konukları sizlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Benim için inanılmaz bir program oldu. Elli yıl önce altı yaşında ikin dedeme Gençlik Parkının karşısında Rüzgârlı Sokaktan Ulus Gazetesini getirip akşam baskısını aldığımızı ve evde okumaya çalıştığımız günlerden bugüne Ulus Gazetesinin bir yazarı olmak rüyadan öte hayalini bile kurması heyecan vericiyken… Yaşamak muhteşem. Bizlere destek olan siz kıymetli okur ve izleyiciler hepimiz bir aileyiz. Bunun bilinciyle yazmaya devam ediyoruz. Elbette her insanı memnun edemeyiz. Her bireyin kendi dünyasında neler yaşadığını bilmek imkânsız. Memnuniyetle ilgili geçenlerde okuduğum bir metni sizinle paylaşmak isterim. People pleaser. Yani insanları memnun etme eğilimi olan kişiler çoğu zaman bunu bilinçli bir seçimle değil, erken dönem ilişkisel deneyimlerin bir sonucu olarak geliştirirler. Çocuklukta ya da önemli bağlanma ilişkilerinde sevgi, kabul ve güvenli bağın koşullu deneyimlenmesi, kişinin “uyumlu olursam sevilirim” inancını içselleştirmesine yol açabilir. Bu durumda uyum, hayatta kalma stratejisine dönüşür. Kişi, bağını korumak için kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenir. Burada önemli ayrım şudur: Nezaket ve şefkat her zaman sorunlu değildir. Sağlıklı bir iyilik hali, kişinin hem başkalarına duyarlı olması hem de kendi sınırlarının farkında olmasıyla birlikte var olur. Yani kişi empatik olabilir, yardımsever olabilir; fakat aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını tanır, “hayır” diyebilir ve gerektiğinde öfkesini ifade edebilir. Bu durumda iyilik, bütünlükten gelir. Risk oluşturan ise bastırmaya dayalı iyiliktir. Kişi çatışmadan kaçınmak, reddedilmemek ya da terk edilmemek için sürekli uyum sağlar. Zamanla kendi duygularını tanıyamama, kronik stres, bedensel gerilim, tükenmişlik ve pasif öfke gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını öncelemek, otonom sinir sistemi üzerinde kalıcı bir alarm hali yaratabilir. Dışarıdan “çok iyi” görünen kişi, içsel olarak yoğun bir kaygı ve değersizlik korkusu taşıyor olabilir. Bu nedenle mesele “iyi olmak” değildir; iyiliğin kaynağıdır. Kişinin davranışı özgür bir seçimden mi, yoksa bağ kaybı korkusundan mı doğuyor? Sağlıklı psikolojik işleyişte birey hem ilişkide kalabilir hem de benliğini koruyabilir. Bastırmaya dayalı uyumda ise ilişki korunurken benlik aşınabilir. Evet, iyilik iyidir ama siz herkesin iyilik meleği olamazsınız. İyilik meleği olduğunuz zaman karşı taraf sizi devamlı sömürür. Beklentileri artar. Hayır demeyi öğrenmeliyiz. Tek taraflı verici olmak sizi yorar, yıpratır, değersizleştirir. Geleceği aydınlık umutla bakmaya çalışanlara selam olsun. Haftaya görüşmek dileğiyle. https://www.youtube.com/watch?v=9tHVviAIDJ0
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

ULUS’TA SANAT

Merhaba kıymetli Ulus okurları. Ulus’ta Sanat Röportaj Serisinin ilk konuğu olarak beni davet edip onurlandıran gazetemiz yazarlarından Merve Filizcan Kabakuş’a emeği geçen yazar, şair ve gazeteci arkadaşlarıma sonsuz teşekkürü borç bilirim. Benimle daha önce de yapılan söyleşilerde Başkent TV. Betül BAŞAR (Kitap Dünyası), Başkent TV. Betül BAŞAR (Biz Bize). YOLTV Funda YÜCEL ile (YOLTV Funda İle Hoş Sohbet Programı) Gazetemiz yazarlarından opera sanatçısı TV6 Ali YILMAZ Yapımcı ve yönetmen (İpek Yolu Programı 2015). Gazetemiz yazarlar, şair ve araştırmacı Arzu KÖK (Sanattan Yasımalar 2023) Başkent Postası TV. Yapımcı olarak beni davet etmişlerdi. Yeni yayımlanan eserlerimi paylaşmış, önümüzdeki yıllarda yapmayı planladığım projeler, eserler hakkında güzel çalışma ve sohbetler olmuştu. Çok verimli olan bu röportajların geleceğe bir iz bırakması, yapılması gerekli olan çalışmalarımızın bir özeti oluyor. Eksi ve artılarımızı görmek, gelişim ve geleceğe dönüşümü görmemizi olanaklı kılıyor.

Yeri gelmişken hepsinin ayrı ayrı emeklerine, özverileri için ayrıca çok teşekkür etmek isterim. Günümüzün edebiyatı olsun sanatsal çalışmalar olsun edebiyatçı ve sanatçısını tanımak, tanıtmak, verdiği nitelikli eserleri duyurmak bir yerde zorunluluk olmaya başladı. Verilen emeği çabayı görünür kıldıkları için var olsunlar.

Bir slogana dönüşmüş olan Bertolt Brecht’in sürgünde yazdığı Svendborg Şiirleri adını taşıyan kitabında yer alan ve Almanca orijinal adıyla “Keiner oder Alle” olan ve A. Kadir ve Asım Bezirci tarafından Türkçeye “Ya Hep Beraber Ya da Hiçbirimiz” adıyla çevrilen şiirdir. Ya Hep Beraber Ya da Hiçbirimiz. Bize ait olan birlik, beraberlik ve dayanışma ile ilgili pek çok atasözü ve deneyim söylemek mümkündür. Toplumumuzda birliğin ve beraberliğin sağlanması amacı ile değerli olan bu sözler söylenmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Anca beraber, kanca beraber. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Birlikten kuvvet doğar. El el ile değirmen yel ile. Sürüden ayrılanı kurt kapar.  Nerede birlik orada dirlik. Son olarakta Hace Bektaş-ı Veli’nin bir birinden kıymetli öğütlerinden birini paylaşmak isterim. Bir olalım, iri olalım, diri olalım…

Nitelikli eserler aradan ne kadar zamanda geçse mutlaka okurunu, seyircisi bulur. Ulus Gazetesinin yazar kadrosuna baktığınızda bir birinden kıymetli akademisyenler, hukukçular, eğitimciler, araştırmacıların yazıları ufkunuzu açacaktır. Yazı kadrosunun güçlü oluşu her bir yazarımızın kendi alanında bilgi, deneyimlerini, öngörülerini sizlere aktarmak için canla başla çalışıyorlar. Her birinin asli görevlerinin dışında siz okurların ve takipçilerinin önerilerine, eleştirilerine her zaman açık olması, gelişime, dönüşüme katkı sağlamasını önemsiyorlar.

Biz yazarların köşelerinde yaptığınız yorumlar bunun en açık örneği. Yazarlarımızın nitelikli olması siz okurların sorup, sorgulamanız bizlerin üretimine katkısı inanılmaz. Her geçen gün artan okurlarımıza ulaşmanın yollarını çoğaltıyoruz. Sosyal medya ayağıyla olsun YouTube kanalıyla olsun yeni konu ve konukları sizlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Benim için inanılmaz bir program oldu. Elli yıl önce altı yaşında ikin dedeme Gençlik Parkının karşısında Rüzgârlı Sokaktan Ulus Gazetesini getirip akşam baskısını aldığımızı ve evde okumaya çalıştığımız günlerden bugüne Ulus Gazetesinin bir yazarı olmak rüyadan öte hayalini bile kurması heyecan vericiyken… Yaşamak muhteşem. Bizlere destek olan siz kıymetli okur ve izleyiciler hepimiz bir aileyiz. Bunun bilinciyle yazmaya devam ediyoruz.

Elbette her insanı memnun edemeyiz. Her bireyin kendi dünyasında neler yaşadığını bilmek imkânsız. Memnuniyetle ilgili geçenlerde okuduğum bir metni sizinle paylaşmak isterim.

People pleaser. Yani insanları memnun etme eğilimi olan kişiler çoğu zaman bunu bilinçli bir seçimle değil, erken dönem ilişkisel deneyimlerin bir sonucu olarak geliştirirler. Çocuklukta ya da önemli bağlanma ilişkilerinde sevgi, kabul ve güvenli bağın koşullu deneyimlenmesi, kişinin “uyumlu olursam sevilirim” inancını içselleştirmesine yol açabilir. Bu durumda uyum, hayatta kalma stratejisine dönüşür. Kişi, bağını korumak için kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenir. Burada önemli ayrım şudur: Nezaket ve şefkat her zaman sorunlu değildir. Sağlıklı bir iyilik hali, kişinin hem başkalarına duyarlı olması hem de kendi sınırlarının farkında olmasıyla birlikte var olur. Yani kişi empatik olabilir, yardımsever olabilir; fakat aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını tanır, “hayır” diyebilir ve gerektiğinde öfkesini ifade edebilir. Bu durumda iyilik, bütünlükten gelir. Risk oluşturan ise bastırmaya dayalı iyiliktir. Kişi çatışmadan kaçınmak, reddedilmemek ya da terk edilmemek için sürekli uyum sağlar. Zamanla kendi duygularını tanıyamama, kronik stres, bedensel gerilim, tükenmişlik ve pasif öfke gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını öncelemek, otonom sinir sistemi üzerinde kalıcı bir alarm hali yaratabilir. Dışarıdan “çok iyi” görünen kişi, içsel olarak yoğun bir kaygı ve değersizlik korkusu taşıyor olabilir. Bu nedenle mesele “iyi olmak” değildir; iyiliğin kaynağıdır. Kişinin davranışı özgür bir seçimden mi, yoksa bağ kaybı korkusundan mı doğuyor? Sağlıklı psikolojik işleyişte birey hem ilişkide kalabilir hem de benliğini koruyabilir. Bastırmaya dayalı uyumda ise ilişki korunurken benlik aşınabilir.

Evet, iyilik iyidir ama siz herkesin iyilik meleği olamazsınız. İyilik meleği olduğunuz zaman karşı taraf sizi devamlı sömürür. Beklentileri artar. Hayır demeyi öğrenmeliyiz. Tek taraflı verici olmak sizi yorar, yıpratır, değersizleştirir.

Geleceği aydınlık umutla bakmaya çalışanlara selam olsun. Haftaya görüşmek dileğiyle.

https://www.youtube.com/watch?v=9tHVviAIDJ0

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Merve Kabakuş Filizcan
(18.02.2026 12:09 - #5096)
Bazı sohbetler iz bırakır. Kıymetli hocam sizinle bu röportajı gerçekleştirmek benim için onurdu. Kelimelerinizle açtığınız ufuk için teşekkür ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.