Özcan Öztürk-Şair-Yazar
Köşe Yazarı
Özcan Öztürk-Şair-Yazar
 

Okumadan Eleştiri

Ücret ödemediğim kitapları okumak nasıl bir duygu olduğunu anlamaya başladım. Kitapsızın birisi olarak; bana yakışanı tam zamanında yaptım. Kitapsızım derken sakın ha… İçim sızlar iki binin üste kitabım var kütüphanemde. Hepsini okudunuz mu? Dediğinizi duydum; evet dersem yalan söylemiş olurum. Daha kapağını açmadığım kitaplar var dört adet. Neden mi? Sırası gelince okunacak daha önceden aldığım bir serinin kitapları olduğu için. Gelelim konumuza. Bunca zamandır, zaman dediğin nedir ki elli yıldır su boşa akıtıyorum. Okuduğum kitap ve dergiler göz önüne alınca, neden boşuna okumuş olduğumu anladım. İşte cevabını birazdan okuyacağınız yazımda bulacaksınız. Okumadan Kitap Eleştirileri “Fatih Altınöz’ün denemeleri, kitapların kapakları çevrilmeksizin ön kapak ve arka kapaklarında yer alan yazı, resim ve illüstrasyonlarından yola çıkılarak el değmeden başka bir açı kullanılarak yazıldı. Bir kitap üzerine söylenebileceklerin tamamen sınırsız olduğunu ispatlayan bu yazı türünün belki de en önemli yanı, üslubu. Şizofrengi dergisinin karakteristik özelliklerini taşıyan bu üslup, okuyanların zihnine yeni bir bakış̧ hediye ediyor. Bir yandan ciddi, bir yandan komik, bir yandan anormalliği ti’ye alan anti-anormal, bir yandan terslik, bir yandan ise alışageldiğimiz gerçeklik duygusunu alabora eden hoş̧ bir dalga estiriyor.” Okumadan Kitap Eleştirileri kitabın ismi. Fatih Altınöz’ün yazdığı eserine aynı testi bende yapmış oldum. Ve bu kitabı üç yıl önce Ankara Kitap Fuarında almıştım. Bazı kitapları tekrar okumak başa dönmek iyidir. Güncelliğini yitirmeyen kitapladır. Çünkü ilk baskısı 1998 ikinci basımı 2021 aradan geçen çeyrek aşıra rağmen güncelliğini koruyor. Başka bir okur kitap hakkında yazısı: Fatih Altınöz’ün Psikiyatrist kimliği, "Güle Güle" filminin senaristliği ve 90'ların efsanevi Şizofrengi dergisinden gelen o sistem dışı, sorgulayıcı üslubuyla yazar, aslında çok özgün bir yöntem sunuyor. Kitapların kapağını bile açmadan, sadece ön-arka kapak tasarımları ve sunum biçimleri üzerinden bildiğim ya da hiç duymadığım eserlere ironik, analitik eleştiriler yöneltiyor. Mizahi-deneme türündeki bu yüz altmış sayfalık eser, akıcı dili sayesinde bir iki günde rahatlıkla bitebiliyor. Kitap okumayın arkadaşlar çok şey öğrenince size ne atkısı olacak. Her kitap bir insandır, o insanların duygu ve düşüncelerini öğrenir siniz. Şaşıp kaldığınızda olur o kahraman siz olursunuz, bir yakınınız olur. Samimi olup olmadığı görürsünüz. Okumayanların iki yüzlüğünü anlarsınız. Bu yaştan sonra okusam bana ne faydası var. Kitaba vereceğim paraya tavuk döner yer yanında ayran bedava. Okuyorum diyen ruh ikiziniz olur, eğrisiyle doğrusuyla… Tüm canlıların nasıl sömürüldüğünü görür, anlar ve yaşarsınız. Kötülerin dünyasında yaşadığınızı ve haksızlığın diz boyunu geçip bataklığa saplanmışları görmek huzurunuzu bozar. Cahillerin iktidar sahibi olduğunu. Çevrenizde insanların azaldığını, ödünç verdiğiniz okunsun diye kitapların geri dönmediğini, parçalandığını… Sizi anlayanların bir elin parmaklarını geçmediğini; anlamayanların koyun sürüsü içinde çoğaldığını görmek kahretse de… Okuyup ne olacaksın, okuyanlar ortada… Hele birde okuryazarsanız yani edebiyatçıysanız ve sizin kitap hediye etmenizi bekleyip aldıktan sonra üstüne üstelik okumuyorsa. Daha vahimi kitabınız hakkında yazı yazmak isteyenlere, emek hırsızlarına inanıp imzalayıp verdiğiniz kitapları sahafçı da gördüğünüzde ki kırılmanın felsefesi… Anlaşılan bu konuda sadece biz mustarip değilmişiz. Hani bilinen bir söz vardır. Edebiyatçı ve sanatçılar için sıkça söylenir. Çağının şahidi olmak, çağının çağdaşı olmak. Bu tanım tüm çağlara yansımış gözüküyor.  Ortaçağ kütüphanecileri ve kâtipleri, manastır raflarından alınan ve geri koyulmayan kitapları alan okurları doğrudan tehdit niteliğinde uyarılar yapıyorlarmış. Kitapları alan ve geri getirmeyen arkadaşlara okutmak lazım... 'Kim ki bu kitabı alıp götürürse, canı çıksın; ateşlerde yansın; hasta düşsün ve hummalara gark olsun; çarka gerilsin ve asılsın…'  
Ekleme Tarihi: 19 Temmuz 2026 -Pazar

Okumadan Eleştiri

Ücret ödemediğim kitapları okumak nasıl bir duygu olduğunu anlamaya başladım. Kitapsızın birisi olarak; bana yakışanı tam zamanında yaptım. Kitapsızım derken sakın ha… İçim sızlar iki binin üste kitabım var kütüphanemde. Hepsini okudunuz mu? Dediğinizi duydum; evet dersem yalan söylemiş olurum. Daha kapağını açmadığım kitaplar var dört adet. Neden mi? Sırası gelince okunacak daha önceden aldığım bir serinin kitapları olduğu için.

Gelelim konumuza. Bunca zamandır, zaman dediğin nedir ki elli yıldır su boşa akıtıyorum. Okuduğum kitap ve dergiler göz önüne alınca, neden boşuna okumuş olduğumu anladım. İşte cevabını birazdan okuyacağınız yazımda bulacaksınız.

Okumadan Kitap Eleştirileri

“Fatih Altınöz’ün denemeleri, kitapların kapakları çevrilmeksizin ön kapak ve arka kapaklarında yer alan yazı, resim ve illüstrasyonlarından yola çıkılarak el değmeden başka bir açı kullanılarak yazıldı. Bir kitap üzerine söylenebileceklerin tamamen sınırsız olduğunu ispatlayan bu yazı türünün belki de en önemli yanı, üslubu. Şizofrengi dergisinin karakteristik özelliklerini taşıyan bu üslup, okuyanların zihnine yeni bir bakış̧ hediye ediyor. Bir yandan ciddi, bir yandan komik, bir yandan anormalliği ti’ye alan anti-anormal, bir yandan terslik, bir yandan ise alışageldiğimiz gerçeklik duygusunu alabora eden hoş̧ bir dalga estiriyor.”

Okumadan Kitap Eleştirileri kitabın ismi. Fatih Altınöz’ün yazdığı eserine aynı testi bende yapmış oldum. Ve bu kitabı üç yıl önce Ankara Kitap Fuarında almıştım. Bazı kitapları tekrar okumak başa dönmek iyidir. Güncelliğini yitirmeyen kitapladır. Çünkü ilk baskısı 1998 ikinci basımı 2021 aradan geçen çeyrek aşıra rağmen güncelliğini koruyor.

Başka bir okur kitap hakkında yazısı:

Fatih Altınöz’ün Psikiyatrist kimliği, "Güle Güle" filminin senaristliği ve 90'ların efsanevi Şizofrengi dergisinden gelen o sistem dışı, sorgulayıcı üslubuyla yazar, aslında çok özgün bir yöntem sunuyor. Kitapların kapağını bile açmadan, sadece ön-arka kapak tasarımları ve sunum biçimleri üzerinden bildiğim ya da hiç duymadığım eserlere ironik, analitik eleştiriler yöneltiyor. Mizahi-deneme türündeki bu yüz altmış sayfalık eser, akıcı dili sayesinde bir iki günde rahatlıkla bitebiliyor.

Kitap okumayın arkadaşlar çok şey öğrenince size ne atkısı olacak. Her kitap bir insandır, o insanların duygu ve düşüncelerini öğrenir siniz. Şaşıp kaldığınızda olur o kahraman siz olursunuz, bir yakınınız olur. Samimi olup olmadığı görürsünüz. Okumayanların iki yüzlüğünü anlarsınız. Bu yaştan sonra okusam bana ne faydası var. Kitaba vereceğim paraya tavuk döner yer yanında ayran bedava. Okuyorum diyen ruh ikiziniz olur, eğrisiyle doğrusuyla… Tüm canlıların nasıl sömürüldüğünü görür, anlar ve yaşarsınız. Kötülerin dünyasında yaşadığınızı ve haksızlığın diz boyunu geçip bataklığa saplanmışları görmek huzurunuzu bozar. Cahillerin iktidar sahibi olduğunu. Çevrenizde insanların azaldığını, ödünç verdiğiniz okunsun diye kitapların geri dönmediğini, parçalandığını… Sizi anlayanların bir elin parmaklarını geçmediğini; anlamayanların koyun sürüsü içinde çoğaldığını görmek kahretse de… Okuyup ne olacaksın, okuyanlar ortada…

Hele birde okuryazarsanız yani edebiyatçıysanız ve sizin kitap hediye etmenizi bekleyip aldıktan sonra üstüne üstelik okumuyorsa. Daha vahimi kitabınız hakkında yazı yazmak isteyenlere, emek hırsızlarına inanıp imzalayıp verdiğiniz kitapları sahafçı da gördüğünüzde ki kırılmanın felsefesi…

Anlaşılan bu konuda sadece biz mustarip değilmişiz. Hani bilinen bir söz vardır. Edebiyatçı ve sanatçılar için sıkça söylenir. Çağının şahidi olmak, çağının çağdaşı olmak. Bu tanım tüm çağlara yansımış gözüküyor.

 Ortaçağ kütüphanecileri ve kâtipleri, manastır raflarından alınan ve geri koyulmayan kitapları alan okurları doğrudan tehdit niteliğinde uyarılar yapıyorlarmış. Kitapları alan ve geri getirmeyen arkadaşlara okutmak lazım...

'Kim ki bu kitabı alıp götürürse, canı çıksın; ateşlerde yansın; hasta düşsün ve hummalara gark olsun; çarka gerilsin ve asılsın…'

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İrade Şahiner
(19.07.2026 12:08 - #6023)
öye net vurgulamış sınız ki katılıyorum yazınıza Özcan Hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Vedat Yazıcı
(19.07.2026 13:40 - #6025)
Geçerli bir konuya parmak basan bir yazı. Özcan kardeşimi kutluyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.