Bizlere bırakılan miras nedir? Maddi mi yoksa manevi mi?
İlk aklımıza gelen maddiyat oluyor. Yaşadığımız çağ olsun geçmiş çağlar olsun bu böyle. Acı ama gerçek yaşayarak öğreniyoruz. Diğer taraftan maneviyat açısından bakarsak hayalperest ve romantik insanların dünyası olarak görülür. Kültür mirasımıza sahip çıkmak olunca işin rengi değişiyor. Kültürel miras maddi ve manevi olarak ayırmak; yaşadığımız coğrafyada bizden önce kurulmuş medeniyetlerin el sanatları, mimarisi ve kültürünün bıraktığı izler zenginliğimiz oluyor. Sözlü miraslar ise sözlü kültür türküler, masallar, fıkralar, müzik.
Yazılı eserleri anlatmama ve yazmama gerek kalmayacak kadar ucu bucağı olmayan derin bir mevzu. Bugün bizlerin yarına bırakacağı eserleri okuyup bilgi ve duygu dünyamızı besleyen kitaplık ve kütüphaneler. Kitapevleri ve sahaflar ise aracı kurumlar. Edebi eser vermek için çaba harcayan edebiyatçılar ve yayınevleri insanların ilgi alanları için yelpazeyi geniş tutmaya çalışıyorlar.
Kimin evinde bir kitaplık ve kütüphanesi var desem; çok az. Kendimden başlayarak söze gireyim. Geçtiğimiz yaz ayında evin tadilatı sırasında kütüphanemi binamızın deposuna taşıdım. Şimdi tekrar düzenleyerek raflara dizerken kayıt altına alıyorum. Henüz işin başındayım. Tahminen 4000 üzerinde kitap var.
Kitap okumak bir hastalık oldu. Bu sevimli hastalığa çocuk yaşta bulaştım. İlkokula daha başlamadığım yaşlarda akraba ve komşu ziyaretlerine gittiğimizde iki yere bakardım. Oyuncak kutusu var mı ve kitaplık var mı? Oyuncak yoksa kitaplık için izin alır kitapların resimlerine bakardım. Çoğu çizgi roman Karaoğlan, Teksas, Yüzbaşı Tommiks. Tabii bunu okuyan ağabey ve ablarım ders kitaplarının arasına saklıyorlardı. Bu çizgi romanları okurken yakalayan aile büyükleri bu kitapları yaktı. Çünkü onlara göre derslerini engelliyordu. Ama ne gariptir ki bu kitapları okuyan ağabeylerim ve ablalarım şu an çoğu emekli oldu. Bir çoğu avukat, eğitimci ve hâkim hatta bankacıydı. Kitaptaki kahramanlar onlar için dünkü çocukların adalet, barış ve dostluk vicdanlarına işlemişti.
Gerçi bizim gecekondunun çatı katında aynı tür çizdi ve pembe romanlar bahçede tandır ekmeği, gözleme yapılırken yakıldı çok azını kurtardım ama onlarda yok oldu. Kiracımız olan ilkokul öğretmeni Hasan Bey vardı. Ortak kömürlüğümüz vardı. Bir gün okun kömürlüğü toplarken gördüm yardım ettim. Kendi cabasıyla yaptığı kitaplığı taşıyor ve birde branda çekiyordu kitaplar kirlenmesin diye. Yardım karşılığında birde kitabım oldu.
Zamanla bende kitap kurdu olmaya başladı. 1980 yıllarda sağ sol çatışması döneminde bizim çatı katına atılan bildiri ve kitaplar o denli çoktu ki. Rahmetli babam yakmakla baş edemezdi. Tabii ben anlamadığım için üzülürdüm kitap yakılır mı diye. Bu kitapların yasaklı olduğunu bilmiyordum. Bu kitaplar içinde Nazım Hikmet’in İşçi Sınıfına Selam isimli şiir kitabını gizlice alıp sakladım. Bahçemizde ki toprağı kazıp naylon torbaya sarıp, küçük bir bidona yerleştirdim. Yıllar sonra kitabı tekrar çıkarıp okuduğumda bir hazineydi, bir mirastı. Bu gün hiçbir kitabın yasaklanmadığı bir dünya için uğraş veriyoruz.
Kitap yakma olayı bana ‘‘Fahrenheit 451’’ romanını hatırlatır. Kitap okumak yasaktır çünkü toplum, kimsenin bilgi edinmesini veya kendisine söylenen ve düşünülmesine izin verilen şeylerden başka bir şey düşünmesini istemez.
***
Kitap okudukça bilgiye ulaşırız. İngiliz şair Percy Bysshe Shelley söylediği gibi. "Ne kadar okuyup öğrenirsek, o kadar farkına varırız cahilliğimizin."
Şiir yayınlamaya başladığım dönemler bizlerin ilk adımları edebiyat dergileri olmuştur. Türkiye’de yayımlanan ilk şiirim Beşparmak Aylık Kültür ve Sanat Dergisinde yayımlanmıştı. Ama dergiyle karşılaşmam Bartın İl Özel İdaresine işim gereği gittiğimde İl Halk Kütüphanesinde görmüştüm. İnanılmaz mutluk ve heyecan yaşamıştım. Derginin genel yayın yönetmeni Güven PAMUKÇU benim bu yolda ilerlememe vesile oldu. Beşparmak Dergisi o dönem 1996 yılında Söke Hacı Halil Paşa Halk Kütüphanesinin yayın organıydı. Ve Dergi şiir ve öykü yarışması düzenliyordur. Bu emekleri sayesinde bir birinden kıymetli nice şair ve öykücüyü edebiyatımıza kazandırdı. Kütüphane bir süre sonra aşırı yağıştan kaynaklı su baskını yaşadı ve çok tahribatlara maruz kaldı. Düzenlenen şiir yarışması Halil KOCAGÖZ, öykü yarışması Samim KOCAGÖZ adına veriliyordu. O dönem derginin yayın yönetmeni Talat AVCI öğretmenimizdi.
Komşumuzun kızı Gazi Üniversitesinde Türk Edebiyatı bölüm öğrencisiydi. Ara sıra gelip kütüphanemden kitaplar alır ders notlarına kaynak gösterirdi. Yine böyle bir günde benden Samim KOCAGÖZ’ün Sam Amca isimli öykü kitabını sordu. Bende olmadığını ama araştırıp yardımcı olacağımı anlattım. Kitabı bulacağım yer Söke Hacı Halil Paşa Halk Kütüphanesi yöneticisi kıymetli öğretmenim Talat AVCI oldu. Var olsun bana fotokopisini gönderdi. Bende komşumuza verdim ve neden bu kitap diye sordum. Bana verdiği cevap ise şuydu kitabı hiçbir kütüphanede ve milli kütüphanede bile bulamadığını; dönem ödevi olduğu için acil yetiştirmesi gerektiğini anlattı.
Aradan bir iki hafta geçti ve kapım çalındı komşumuzun kızıydı ve bana teşekkür için gelmişti. Ödevi veren öğretim görevlisi aslında kitabı kendisi aramış ve bulamamış. Öğretim görevlisi doktora tezi için araştırıyormuş. Bir taşla iki kuş vurmuş olduğunu anlattı sınıfta bir tek kendisinin ödevi tamamladığını ve öğretmeninde tezine de kaynak olmuşuz.
***
Bu arada Yazar ve şair Güven PAMUKÇU, Söke’den ayrılmış Didim Akköy’e yerleşmişti. Akköy’de tekrar kütüphane kurma girişimi başlatmıştı bende kendisine mektubumda Kitapçı Babam Güven PAMUKÇU* diye hitaben yazmıştım. …imeceyle kitap toplaya biliriz bunu üyesi olduğum Edebiyatçılar Derneğinde edebiyatçılarımızdan gelen yüzlerce kitap depoda durana kadar size göndeririz hatta edebiyatçılarda ellerindeki fazla kitapları göndere bilir…
Nitekim öyle başlayan bir süreç kısa zaman içinde Türkiye’nin en büyük köy kütüphanesi ve daha ileri taşıyarak Dünyanın en büyük köy Akköy kütüphanesini kurdu. Üstüne üstelik Söke Öykü Roman Dergisi ile birlikte yıllarca süren ve bu yıl tekrar hayata geçen AKKÖY Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi* İlk küçürek öykümün yayımlanması yine Söke Öykü Roman Dergisi ve AKKÖY Kültür-Sanat-Edebiyat Derginin sayfalarında hayat buldu.
Akköy Dergisi Söke Uluslararası Edebiyat ve Kitap Günleri kapsamında yurt dışından ve yurt içinden yüzlerce edebiyat ve sanatçıya ev sahipliği yaptı. Sokak ve caddelere hayatta iken edebiyatçılarımızın adı verildi. Saymakla bitmez. Bu başlangıç uluslararası sanat ve şiir festivaline dönüştü; ardından yine kütüphaneler.
Bugün Kütüphane Haftasında güzel bir haber daha iletmek isterim. Yeniden AKKÖY Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi iki ayda bir Didim Belediyesi yayımcısı olacak. Geçen yıl Türkiye’nin köy statüsünde en büyük kütüphanesinin bulunduğu Didim’in Akköy mahallesindeki, Kütüphane, yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Didim Ege Lezzetleri Festivalini gerçekleştirdi.***
***
6 Şubat Hatay Depremi sonrası 13 ve 16 Nisan 2023 arasında Hatay ve ilçelerine giderek depremzede yurttaşlarımızı ziyaret edip temel ihtiyaçlarını karşılamak için Ankara’da bir hafta Kızılay Metro istasyonunda Depremzedelerle Dayanışma kapsamında süren kitaplarımızı imzaladık. Bu anlamlı etkinliğin yaratıcısı o dönemdeki Özgür Sanatçılar Derneği Başkanımız şair, yazar ve araştırmacı gazeteci Arzu KÖK’ün öncülüğünde başardık. Maddi ayni ihtiyaçlarını bir nebzede olsa destek için ilçelere uğramış sıkıntılarını dinlemiştik. Son olarak Defne İlçesinde Ali İsmail KORKMAZ yaşam alanı oluşturmuşlar. Bu küçücük bir parkın içinde barınan onlarca depremzedeler ve çocuklar için yanlarına vardığımızda bize her daim yardımcı olan şair ve yazar Dolunay AKER bir depremzede olarak rehberlik etmişti. 15 Nisan benim doğum günüme denk gelmiş çocuklar için ekibimizdeki edebiyatçı, akademisyen, sanatçılarla birlikte Çocuklar için İlkay EFE ve Alaattin KELEŞ Çadır Kütüphanesi kurmuştuk.**** Ve yeni çıkan şiir kitabım Gezi/yorum kütüphaneye bırakmış olmanın buruk heyecanı sarmıştı…
Bu hafta Kütüphane Haftası üzerine birçok etkinlikler yapılacak***** bu etkinliklerin dışında hafta sonu üç öykücü yazarımızın imza ve söyleşisini de duyurmuş olayım. Route’da Edebiyat Matinesinde üç öykücü Aslıhan Duman, Öniz Ercan ve Necati Albayrak olacak son dönemde anlamlı yeni eserlere ve ödüllere imza attılar. 04.04.2026 Route’da; Selanik-2 Cad. No: 70’de saat 15:00…
* https://www.evrensel.net/haber/121826/kutuphaneli-koy-akkoy
** Bu sayı 2000 adet basılıp 500 tanesi postalanacaktır. Didim Belediyesi Adına Sahibi/Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hatice Gençay. (Didim Belediye Başkanı) Genel Yayın Yönetmeni/Danışmanı Güven Pamukçu Yazışma: akkoydergisi@gmail.com Güven Pamukçu: 3613 sok. Nu:6/A 09270. Mersindere-Didim-Aydın 0542 520 0758
*** https://www.sesgazetesi.com.tr/turkiyenin-ilk-koy-kutuphanesi-festivalde-ziyarete-acildi
**** https://iskenderunses.net/haber/cadir_kutuphaneyi_cocuklarla_birlikte_kurdular-18397.html
***** https://kutuphaneci.org.tr/
