Okuyan insanın görgüsü, diline olan hâkimiyeti, algısı ve yorumu gelişir. Bunun yanında okudukça yazma eylemi güçlenir. Nitelikli eserler okudukça hayal gücünü zorlamaya başlar. Sonunda iyi bir okur ve eleştirel gözle baktıkça şu soruyu kendine sorar. Bende yaza bilirim. Hatta daha iyisini.
Bu asla azımsanmayacak bir özgüven gelişmesinden başka bir şey değildir. Farklı gözle okumak; okurun yazmaya iten sebepleri onun duygu ve düşünce dünyasında açtığı penceredir. Daha sonra bir kapıya dönüşerek evrenselliğe ulaşmasının engelleri kalkmıştır.
Okuma eylemini yazıya dönüştüren yazarların düşüncelerini öğrenince onlara hak vermiyor değiliz. İşte sizler için derlemeye çalıştığım yazarların yazmak konusunda duygu ve düşüncelerini nasıl dile getirmişler.
- Yazmayı bilmek için okumayı bilmeli, okumayı bilmek için yaşamayı bilmeli.
Guy Debord - İlk kitabımı yazmak 40 yılımı aldı. Paulo Coelho
- Yazmak güzel şey; hem kendine, hem bir kalabalığa konuşmak gibi iki zevki birleştiriyor. Cesare Pavese
- İnsan her şeyden önce kendisi için yazmalıdır. İyi yazmanın biricik yolu budur.
Gustave Flaubert - Yirmi yaşında şiirler yazıyorsanız, bu yirmi yaşında olduğunuzu gösterir, kırkında şiir yazıyorsanız, bu şair olduğunuzu gösterir. Francis Carco
- Yazmak, aynı zamanda susmak, söylememek, sesini kesmek demektir, gürültüsüz haykırmaktır. Marguerite Duras
- Yazmak yaşamak demek değildir, yaşamanın dışına çıkmaktır. Blaise Cendrars
- Bir satırsız bir günüm yok. Pline l’Ancien
- Düşünme yazma sanatının ilk adımıdır. Emile Chartier
- Yazar olmak istiyorsanız, tüm diğer şeylerin üstünde iki şey yapmalısınız: Çok okuyun ve çok yazın Stephen King.
Kimi zamanda aşırı okumanın ve yazmanın sınırlarını zorlayan ve psikolojisi bozulan edebiyat ve sanat dünyasında bir birinden değerli kişilerin olduğunu görüyoruz. Sizlere yine kütüphanemden iki kitaptan söz etmek isterim.
Rus avangardının ülkesinden Daniil Harms’ın 1905 – 1942. Mavi Not Defteri. Son yıllarda yeni baskısı Aleni Kitaptan çıktı. Aleni Kitap avangart eserler üzerinde titiz çalışmalar yapmasıyla öne çıkan ama bir o kadar derinden akan bir yayıncılık ilkesi edinmiş.
Mavi Not Defteri yazarı oldukça ilginç bir kişilik. Asıl adı Daniil Ivanovich Yuvachev’dur. Halk İradesi adlı devrimci bir gruba üye bir ailenin çocuğu olarak Petersburg’da doğdu. Babası, III. Aleksandr’a karşı tutumu dolayısıyla gözaltına alınmış bir filozoftur. Yazar "Daniil Harms" takma adını lise yıllarında edinmiştir. 1924’te Leningrad Üniversitesi’ne giren Harms sosyal bilinç aşılayan etkinliklere katılmadığı gerekçesiyle buradan atılmıştır. Daha sonra kendini bütünüyle edebiyata vererek avangard hareketlere dahil olmuş, 1928’de avangard kolektifi OBERİU ya da diğer adıyla Gerçek Sanat Birliği’ni kurmuştur. Hayran olduğu Maleviç’in liderliğinde Rus Fütürizmini de coşkuyla benimseyen Harms, anti-rasyonel şiirleri, parçalı tiyatro performanslarıyla yetenekli ve oldukça eksantrik bir yazar olarak ün yapmıştır. 1930’larda, ana akım Sovyet edebiyatının Sosyal Gerçekçilik rehberliği altında günden güne muhafazakâr bir çizgiye çekilmesiyle, Harms eserlerini yayımlatamamış, zorunlu olarak çocuk edebiyatına yönelmiştir. Daha sonra Nazileri desteklediği yönünde asılsız bir iftiraya uğrayan yazar, rehabilitasyon kampına gönderilir. Daniil Harms, Leningrad Kuşatması’nın altıncı ayı dolarken 2 Şubat 1942’de Krestı Akıl Hastanesi’nde açlıktan ölmüştür.
Mavi Not Defteri Kitap Açıklaması*
Hiçbir şey yapmadan durmak ve tembellik artık yeter! Şu karalama defterini aç ve her gün en azından bir paragraf yaz. Eğer yazacak bir şeyin yoksa Gogol'un tavsiyesine uy ve deftere "bugün yazacak hiçbir şey yok" diye yaz. Her zaman yazıya konsantre ol ve yazı işine bir tatilmiş gibi bak. Anlamın yitişi ve salt imgesel bir dünyayı tasvir etmeye dönüşmesi. Kharms'ın yazını korkunçluklar ve belirsizliklerle örülüdür. Kharms'ın dünyasında anlam ya da nesnel gerçeklik arayamazsınız, çünkü onun gördüğü dünya yazdığı gibi gerçekle alakasız ve saçmadır. Kharms 1941'de kapatıldığı psikiyatri kliniğinde açlıktan öldü. Ölümüne dek, onu nesnel dünyadan uzaklaştıran yegâne etmenlerden biri yaşadığı sefaletti. Yaşamı sefalet içinde geçmiş bu adam, bizi varoluşun saçmalıkları içinde dolandırıp, bir yere öylece savurup bırakıyor, kendi azabının hesabını, okumaya niyetlenen herkesten soruyor. Kharms'ın nihilist dehlizine hoş geldiniz. Kharms'tan mavi gibi absürd, siyah kadar sıkıntılı bir not defteri...
Mavi Not Defteri kitabı okurken kitabın arasına başka bir kitabı tekrar okumak için not almışım. İç bahçe Toptaşı'ndan Bakırköy'e Akıl Hastanesi.
İç bahçe Toptaşı'ndan Bakırköy'e Akıl Hastanesi. Okuyan us yayınlarınca 2001 yılında İstanbul’da yayınlanmış. Yayına hazırlayan Betül Atabey Yalçıner, Lütfü Hanoğlu. Kitabın ilk baskısının bende olması ayrıcalığını kütüphanem için bir zenginlik.
İç bahçe’yi özel kılanda kitabın tanıtım yazısında bulmak mümkün. Türkiye’nin en eski akıl hastanesi ilk kez yazıldı. İlk kez yayımlanan fotoğraflarla...
Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hala şizofreni
Üsküdar taburculuk hasretiyle derinden
Kalbimi hoplatıyor hastanenin treni
...diye yazan şair Recep, vak’a takdimlerine çıka çıka hastalığını ezberlemiş olan Parkinson Salih, ölen hastaları iki atlı bir arabayla Silivrikapı’daki mezarlığa taşıyan Paranoid Mehmet Ali Sultan, doktorların geliş-gidiş saatlerini ve seminerleri kontrol eden Hüseyin, Neyzen Tevfik, Fikret Mualla...
Ve onlara yokmuş gibi davrananlara “biz de varız” diye bağıran daha binlerce akıl hastası...
İç Bahçe, yalnızca Bakırköy Akıl Hastanesi’nin değil, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak Türkiye’de akıl hastalarının ve onlarla ilgilenen insanların öyküsü...
Gazetelerde 1. sayfadan yayınlanan “Dikkat! Tımarhaneden azılı ve tehlikeli bir deli kaçtı, aramızda dolaşıyor...” haberlerinden “İzinsiz ayrılan bir ruh hastası tekrar akıl hastanesine yatırıldı” haberlerine gelene dek, akıl hastalarının kaderini değiştiren bir avuç insanın ve yerleşik inanışlara karşı verdikleri savaşın; yaşadıkları yeri, kendi başlarına “yaşanacak” hale getiren akıl hastalarının ve hayatını onlara adayan insanların öyküsü...
...diye yazan şair Recep, vak’a takdimlerine çıka çıka hastalığını ezberlemiş olan Parkinson Salih, ölen hastaları iki atlı bir arabayla Silivrikapı’daki mezarlığa taşıyan Paranoid Mehmet Ali Sultan, asistan tezlerini daktilo eden ve ödül olarak kucakta maçlara götürülen kas hastası Miyopatili Çampur Mehmet, tezlerin resimlerini çini mürekkebi ile çizen Ressam Selahattin, hastane bahçesindeki Düşünen Adam ve Mazhar Osman heykellerini yapmış olan ressam ve heykeltıraş Kemal Künmat, doktorların geliş-gidiş saatlerini ve seminerleri kontrol eden Hüseyin, Neyzen Tevfik, Fikret Mualla ve onlara yokmuş gibi davrananlara “biz de varız” diye bağıran daha binlerce akıl hastası...
Okurların ve yazarların dünyasını besleyeceğine inanıyorum. Sağlıcakla kalın.
* Mavi Not Defteri/Daniil Kharms/Çeviri: Ozan Kırıcı Aleni Kitap. 26.11.2024
** İç bahçe Toptaşı'ndan Bakırköy'e Akıl Hastanesi. Yayına hazırlayan Betül Atabey Yalçıner, Lütfü Hanoğlu. Yayınevi: Okuyan Us. Yayın. Yılı: 2001
