Bir anlaşmazlığı çözmenin en kötü yolu tartışmadır. A, bir bakış açısına sahiptir fakat B buna katılmamaktadır. Tartışma mevcut konumları daha da pekiştirir ve haklılık hissini artırır. Konudan daha çok, tartışmayı kazanmak ya da kaybetmekle ilgilenmeye başlarlar. Tartışmak yerine, konunun incelenmesi gerekir. Kanada'da bir şirkette grev yapılmak üzereydi. Altı şapka inceleme yöntemi onlara tanıtıldı. Bu şekilde grev de engellenmiş oldu. İkinci bir sebeple ortaya çıkacak bir grev daha engellendi. Sonunda birlik, Altı şapka yöntemini kullanılmadan yönetimle pazarlığa oturmayacaklarını söyledi. Gerekli şey, iki tarafın da durumu dürüst ve objektif bir şekilde incelemesidir. Altı şapka yönteminde herhangi bir sahtekârlık yapılması ya da tamamlanmamış bir düşünme bulunması, herkes tarafından fark edilir. Tartışma içerisinde zeki olmak, bir iddiayı desteklemek için yeterli değildir. Hem A hem de B aynı anda Siyah Şapkayı takarak tehlikeleri belirler. Hem A hem de B aynı anda Sarı Şapkayı takarak faydaları araştırır. Hem A hem de B aynı anda Yeşil Şapkayı takarak olasılıkları açık olur, vb. Siyah Şapka ile sıkıntılar öne çıkartılır, önerilen eylemlerin sonuçları incelenir. Sarı Şapka ile her olasılığın faydaları belirlenir. Yeşil Şapka alternatifler, olasılıklar ve fikre uygulanan değişiklikler içindir. Bunların hepsi, tartışmanın sözel bir seviyeye taşındığı muhalif tartışmadan çok farklıdır.
Yeniliklere Şapka Çıkartın! Altı şapkalı düşünme tekniği Sınırsız bir merak duygusu, riske girmeyi göze alabilmek, tuhaf ya da mantıklı önceden var olmayan fikirlerin üretilmesi, ortaya yeni bir şey koyma isteği, diğer insanların göremediklerini görerek gün ışığına çıkarmak... En önemlisi de odaklanma... Kişisel veya kurumsal hedefler belirleme ve disiplinli bir çalışmayla bu fikirlerin sonuca dönüştürülmesi... Bütün bunlar iş dünyasında yaratıcılığın temellerini oluşturuyorlar. Bunları yaparken de kişilerin, önlerine çıkan engelleri, kalıplaşmış düşünceleri, insanların haklarında neler düşünebileceğini göz ardı etmeleri gerekiyor. Çünkü gelişen ve küreselleşen dünyada bir yerlere gelebilmek için farklı olmak, farklı olmak için de yaratıcılık şart.
Günümüzde “Yaratıcılık doğuştan gelen bir yetenektir, sonradan geliştirilmesi mümkün değildir” gibi bir olgunun geçerliliği kalmamıştır. Birkaç basit adımla insanın içindeki yaratıcı yeteneği gün ışığına çıkarması, onu geliştirmesi mümkündür. Ama öncelikle insanın kendisinde sorun çözücü, değişiklik yaratıcı bir yeteneğin olduğuna inanması gerekir. “Ben yaratıcı değilim, bu işi de başaramayacağım” şeklindeki kötümser düşünceler yaratıcılığın en büyük düşmanıdır. Yaratıcılığı geliştiren şey ise yüksek standartlar ve büyük umutlardır.
Yaratıcılığın en büyük düşmanlarından biri olan zaman kaybını ortadan kaldırmak için bir takvim oluşturarak zamanımızı planlamamız ve kaybı en aza indirmemiz gerekiyor. Peki, bu bize ne kazandıracak? Zaman planlamasıyla, ne zaman, hangi işle ilgilenmemiz gerektiğini bileceğiz ve “ne yapsam”larla uğraşmak yerine o iş üzerine yoğunlaşabileceğiz. İşte konsantre olma yeteneği de bu sayede kazanılıyor. Çünkü yoğunlaşmak demek, gerekli zaman aralığında, gerekli işe dikkatin direkt olarak yoğunlaştırılması demek. Bu, üzerinde çalışılan işle daha verimli bir şekilde ilgilenilmesini sağlıyor. Yapılması gerekenlerden bir diğeri de bilgi haznesini geliştirmek... Konuşmaktan çok dinleyerek, bol bol okuyarak, farklı fikirlerdeki insanların görüşlerini alarak, tartışmalara katılarak bilgiler arttırılabilir. Tabi, gereksiz, bize boş yere zihin hamallığı yaptıracak bilgileri ayıklayarak.
Bir Süreç Olarak Yaratıcılık Yeni Zelanda’daki University of Auckland’de yenilikçilik ve girişimcilik üzerine uzmanlaşmış bir öğretim üyesi ve yaratıcılıkla ilgili iki kitabı olan Ian Hunter’a göre yaratıcılık 4 aşamadan oluşuyor.
Düşüncenin filizlenmesi Merak duygusu Düşüncenin mayalanmaya bırakılması “Buldum!” anı Bunları biraz daha açmak gerekirse...
İlk aşamada kişi, dış dünyadan, çevreden ya da insanın kendi içinden, iç dünyasından bir düşünce üretiyor ve neden bunu kimsenin yapmadığına dair bir tepki doğuyor.
İkinci aşamada ise kişi, bu düşünceyi geliştirebilmek için merak duyuyor. Bu aşamada biraz öncede belirttiğimiz gibi değişik fikirlere sahip olabilecek insanlarla yeni fikir toplantıları, beyin fırtınaları yapılabilir. Bu beyin fırtınalarında önemli olan, belirli bir konu üzerinde olması ve bu seansların belirli aralıklarla düzenlenmesi. Ayrıca hiçbir kural olmamalı, fikirler sınırlanmamalı ve herkes dilediğini özgürce söyleyebilmeli.
Üçüncü aşamada ise düşünce bir kenara bırakılıyor. Tabi yeni düşüncelere ve fikirlere de her zaman açık olunarak... Edward de Bono’nun “Six Thinking Hats” yaklaşımı düşüncenin artı, eksi yönleri ve nereye varması gerektiğine dair fikirler üretmek konusunda yaratıcı beyinlere rehberlik ediyor.
Six Thinking Hats: 6 Şapkalı Düşünme Tekniği
Olaylara, çok değişik bakış açılarından bakmayı sağlayan çok kuvvetli ve önemli bir metottur. İnsanları alıştıkları düşünce tarzından uzaklaştırmaya ve bir olayın farlı bir yönünü görmeye zorlar. Birçok başarılı insan olaylara pozitif ve rasyonel yönden bakarlar. Bu da onların başarılarının sırrıdır. Sık sık duygusal, sezgisel, yaratıcı, negatif açılardan da problemlere yaklaşırlar. Bu da onların, planların değerlerini küçümsedikleri, yaratıcı sıçrayışlar yaptıkları ve olmayan olaylarla ilgilenmedikleri anlamına gelmektedir. “Altı Şapkalı Düşünme Tekniği” toplantılarda ya da kişisel olaylarda kullanılabilir. Toplantılarda, aynı problemi tartışan, değişik görüşlerdeki insanların birbirlerini engelleme durumunu önlemede fayda sağlar.
Altı Şapkalı Düşünme Tekniği Örnekleri
Beyaz Şapka: Bu düşünce şapkasıyla, kullanılabilir verinin üzerine yoğunlaşılır. Elde olan bilgilere, ve onlardan neler öğrenileceğine bakılır. Bilgi dağarcığındaki boşluklara bakılır, doldurulmaya çalışılır. Bu geçmişte olanların analiz edildiği, ve tarihsel gelişmelerin günümüzde kullanılmak üzere değerlendirildiği bölümdür.
Kırmızı Şapka: Kırmızı şapka takıldığında, problemlere sezgiler, duygular ve reaksionlar kullanılarak yaklaşılır. Ek olarak da diğer insanların nasıl reaksiyon göstereceği tahmin edilmeye çalışılır. Kişisel gerekçelerinizi iyi bilmeyen insanların tepkileri anlaşılmaya çalışılır.
Siyah Şapka: Siyah şapkayla kararların bütün olumsuz noktalarına bakılır. Bu noktalara yaklaşılırken dikkatli ve savunmacı olunur. Neden işlemediği araştırılır. Bu çok önemlidir, çünkü planın güçsüz noktalarını görmemizi sağlar. Bunlara karşı eleyici, değiştirici ve düzeltici sonuçlar geliştirmemize yardımcı olur. Siyah şapkayla planlarımızı daha esnek yaparız, riskleri görürüz. Olumsuz koşullara hazırlıksız yakalanmamamızı sağlar.
Sarı Şapka: İnsanların pozitif, olumlu düşünmelerini sağlar. Bu optimistik bakış açısı, kararlardaki faydaları ve barındırdıkları değeri görmemizi sağlar. Her şey sıkıcı ve farklı devam ederken, sarı şapka, yolumuza devam etmemize yardımcı olur.
Yeşil Şapka: Yeşil şapka yaratıcılık demektir. Bu aşamada problemlere yaratıcı çözümler geliştirilir. Fikirlerin küçük kritikler yapılarak serbest bir şekilde tasarlandığı bölümdür.
Mavi Şapka: Süreç kontrolünü sağlar. Toplantı yöneticileri genellikle bu şapkayı takarlar. Gerekli oldukça da diğer şapkaları takanlara danışırlar. Son aşama ise “buldum!” anıdır. Artık yeni fikirlerin, insanlar üzerinde yaratacağı etkiden bu duyulan korku ortadan kalkmış, gelişim aşamasındaki fikir olgunlaşmıştır.
Çevreyi keşfederek organizasyonları geliştirmek yaratıcı bir liderin ana görevi olmalıdır. Bunun yolu da etrafa bakmayı, gözlemlemeyi iyi öğrenmekten ve sınırların dışında düşünmekten geçmektedir. Xerox’un Palo Alto Research Center direktörü John Sealy Brown da geleceğe doğru ilerlemenin yolunun sadece ileriye bakmak değil, etrafa bakmak olduğunu söylemesi bu düşünceyi destekler niteliktedir. Çünkü yeni fikirleri bulmak, onları uygulamaya koymak için birçok maceradan geçilir. Bunlar bazen başarıyla, bazen de hüsranla sonuçlanır. İşte asıl önemli olan da hüsranla sonuçlananlarda hatanın nerede olduğunu bulabilmek, çözümleyebilmek, hiç yılmadan yepyeni bir maceraya atılabilmektir. Bugün hepimizin bildiği büyük firmalar asla yılmadıkları için, sürekli deneyip yaratıcı fikirler geliştirdikleri için bu konumlara gelmişlerdir.
Unutulmamalıdır ki “Prensi bulmak için çok sayıda kurbağa öpmek zorunda kalınır.”
*Edward De Bono https://www.remzi.com.tr/kitap/alti-sapkali-dusunme-teknigi
