Çağımızın Evliya Çelebisi Baydar ÖZCAN
Gezgin Şairin Not Defteri isimli son şiir kitabı okuruyla buluştu. Mürekkebi kurumadan ilk okurlarından olma şansını yakaladım.
Şair Baydar ÖZCAN çok yönlü sanatçı kişiliği ile gurbette ülkemizi temsil eden bir sanatçı. Onu şair kimliğini ortaya koyduğu eserleriyle tanımak çok kıymetli. Önce kendisine bir selam verelim.
Bak Postacı Geliyor Selam Veriyor
Her Kes Ona Bakıyor Merak Ediyor
Çok Teşekkür Ederim Postacı Sana
Pek Sevinçli Haberler Getirdin Bana
Bu Gün Benden Bu Kadar Darılmayınız
Yarın Yine Gelirim Hoşça Kalınız
FİLM TAVSİYESİ: IL POSTINO- "Postacı"
Bu film, ünlü Şilili şair Pablo Neruda'nın siyasi sebeplerle İtalya'daki küçük bir adaya sürgün edildiği dönemi konu alır.
Filmde, Neruda ile ona mektuplarını taşıyan ve ondan şiir ile aşkı öğrenen Mario isimli bir postacının dokunaklı dostluğu anlatılır. Ondan aldığı destekle Mario, kendi içindeki cevheri açığa çıkartmayı öğrenir. Ardından da aşka davet zamanı gelir. Film, Antonio Skarmeta’nin 1983 yapımı filminin yeni versiyonudur. Orijinalinde 1970’lerde Şili’deki bir sahil kasabasında geçen olaylar bu kez 1950li yıllarda İtalya’da yaşanıyor. En İyi Film Oscarına aday gösterilen çok az sayıdaki yabancı filmden biridir.
Filmde Mario'nun Neruda'ya söylediği, "Şiir yazana değil, ihtiyacı olana aittir" repliğinin geçtiği sahne sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden biridir.
Filmin arka planında Neruda'nın sürgün yılları ve adadaki sakin hayatı işlenir.
Filmi Antonio Skármeta'nın Ardiente Paciencia (Ateşli Sabır) romanından uyarlayan yönetmen Michael Radford, hikâyeyi Şili’den 1950’lerin İtalya’sına taşıyarak ona Akdenizli, melankolik ve zamanın dışında asılı kalmış bir atmosfer kazandırır.
Filmin kalbinde "metafor" (eğretileme) kavramı yatar. Başkarakter Mario (Massimo Troisi), kelimelerle arası iyi olmayan, duygularını ifade edemeyen, balıkçı babasının kaderini paylaşmak istemeyen bir adamdır. Neruda (Philippe Noiret) ile tanışması, Mario için sadece ünlü birine mektup götürmek değil, dünyaya bakış açısını değiştirecek bir kapının aralanmasıdır.
Bu filmi izlerken, başrol oyuncusu Massimo Troisi'nin gerçek hikâyesini göz ardı etmek imkânsızdır. Troisi, çekimler sırasında ciddi bir kalp rahatsızlığı yaşar ve acil bir kalp nakli olması gerekir. Ancak filmi tamamlamadan ameliyat olmayı reddeder.
Filmde Mario'nun yorgunluğu, nefes nefese kalışı, yüzündeki o derin hüzün ve fiziksel acı rol değildir. Troisi, çekimlerin bittiği günden sadece 12 saat sonra uykusunda hayatını kaybeder.
***
Yazımın başlığı ve giriş metni sizi şaşırtmasın. Şair Baydar ÖZCAN’ı daha yakından tanıyınca öz yaşam öyküsü yukarıda yazdıklarımla örtüştüğünü göreceksiniz. Evliya Çelebi’nin yaşam çizgisiyle örtüşüyor. İmparatorluk kültürel zirvesinde iken, elli yılı aşkın süreyle Osmanlı topraklarını (Balkanlar, Anadolu, Batı Asya, Orta Doğu, Mısır) ve komşu toprakları gezmiş, gördüklerini ve yaşadıklarını Seyahatnâme adlı 10 ciltlik ünlü eserinde toplamıştır. Hayatı boyunca gezdiği şehir sayısı 257'dir.
Baydar Özcan’ın yaşamı Ankara ve İstanbul’da geçti. 1968’de İstanbul’da sahne hayatına atıldı ve Genç Ozanlar Grubu’nu kurarak gazino sahnelerinde boy göstermeye başladı. Bu dönemde eğitimine de devam etti. 1973’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Genel Merkezi’nde sekreterlik yaptı. Aynı yıllarda İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun açtığı kurslara katılarak stajyer oyuncu oldu ve çeşitli oyunlarda sahneye çıktı. Yunus Emre oyununda canlandırdığı Köle Yusuf rolü, seyirciler arasındaki ünlü oyuncu Ayhan Işık’ın ilgisini çekti. Sahne arkasında tanıştığı Ayhan Işık’ın yönlendirmesiyle “Harakiri” filminde rol aldı. Ekonomik nedenlerle tiyatroyu bırakıp çalışma hayatına yönelen Özcan, Libaş-Türk İnşaat Firması’nın Libya-Fizan bölgesinde iki yıl Personel Şefi olarak görev yaptı. Aynı zamanda Milliyet Gazetesi’nin Fizan bölgesi muhabirliğini yürüttü. İşçilerin hak mücadelesinde ön saflarda yer aldı. Politik nedenlerle görevine son verilince Türkiye’ye döndü. Kısa süre sonra Alman ve İngiliz yük gemilerinde Şef Kamarot olarak çalıştı ve iki yıl boyunca dünyanın birçok limanını gezdi. 1980’de İsviçre’ye gitti; burada evlendi ve Michael Ali Rıza adında bir oğlu oldu. İsviçre, onun hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Denizcilik yıllarında limanlarda gördüğü açlık ve sefalet, onu sosyal projelere yöneltti. Ülkede bir ses getirmek amacıyla UNICEF için bir konser-yardım organizasyonu başlattı ve bu girişimi sayesinde ülke çapında tanınmaya başladı. Ardından Etiyopya, Somali, Sudan gibi ülkelerdeki çocuklar yararına etkinlikler düzenledi. İsviçre’de “Best Fiends” adlı TV dizisinde rol aldı. vii İsviçre Ses Dergisi yayın kurulunda görev aldı ve sanat-kültür sayfasını yönetti. Bir yandan da Türkiye televizyonlarının İsviçre muhabirliği görevinde bulundu. 1975 yılı sonunda yayımlanan ilk şiir kitabı “Boşuna mı Bu Hasret”in tüm gelirini Bakırköy Sahipsiz Çocuklar Yurdu’na bağışladı. İsviçre’deki şair ve yazarları bir araya getirerek sahipsiz çocuklar yararına geceler düzenledi. 1990’da kendi öncülüğünde “Uluslararası Kültür Köprüsünü” kurdu. Bu oluşuma, İsviçre’nin tanınmış yazar-gazetecisi Erich Gsling ve Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Ludu Fuks onur başkanı olarak katıldı. Bu vesileyle konferanslar, konserler, edebiyat günleri ve sergiler düzenledi; elde edilen gelirleri sosyal projelere aktardı. Daha sonra İtalya Ankona’daki Uluslararası Edebiyat ve Şiir Yarışması’nda şiir dalında birincilik ödülü kazandı. İsviçre-Türkiye Bern Büyükelçiliği tarafından kültür çalışmaları nedeniyle kendisine tebrik mektubu gönderildi. 2005’te emekli olup Bodrum’a yerleşti. Burada da sosyal projelere devam etti. Beş kitabının gelirini Bodrum’daki köpek barınağına ve engelli çocuklar okuluna bağışladı. En büyük hayalini gerçekleştirerek dedesinin memleketi Tunceli-Ovacık’taki 150 öğrencilik okula kışlık bot-mont, defter-kalem gibi hediyeleri bizzat götürüp teslim etti. viii Bodrum’daki bir kolejde “Sevgi ve Barış Üzerine” söyleşi yaptı. Bodrum’dan ayrılmadan önce kişisel kütüphanesini Nazım Hikmet Kütüphanesi’ne bağışladı; Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, kütüphanede adına özel bir bölüm açtı. Bugün yaşamını, ikinci vatanı İsviçre ile İstanbul arasında gidip gelerek sürdürüyor. Baydar Özcan’ın deyimiyle: “Gurbet ve hasret yakamdan hiç düşmedi.” Yayımlanan Kitapları Türkiye: Boşuna mı Bu Hasret – İlgi Yayınları, İstanbul Aydın Fikir Değiştirmiş – Ekin Yayınları Terazi Ol Yaşamında – Gece Kitapları, Ankara Kavganız Barış Olsun – Gece Kitapları, Ankara Sevgi Her Şeye Bedeldir – Gece Kitapları, Ankara Gördüm, Gezdim, Yaşadım Dünyayı – Gece Kitapları, Ankara Bodrum Antolojisi – Gece Kitapları, Ankara Yayımlanan Kitapları İsviçre ve Avrupa: Lauf in die Hoffnung – İsviçre Terazi Ol Yaşamında – İsviçre Noci-Nostre (Şairler Sesi Antolojisi) – İtalya (Avrupa Parlamentosu sponsorluğu) Şairler Antolojisi – İsviçre Umuda Doğru – Weltrundschau Yayınları, İsviçre
Şair Baydar ÖZCAN’ın renkli kişiliğine bir emekçi olarak İsviçre’de posta dağıtımcı olarak emekli olmuş.
Bak Postacı Geliyor Selam Veriyor
Her Kes Ona Bakıyor Merak Ediyor…
Gerçekten merak içinde bırakan Şair Baydar ÖZCAN IL POSTINO- "Postacı" Bu film, ünlü Şilili şair Pablo Neruda'nın siyasi sebeplerle İtalya'daki küçük bir adaya sürgün edildiği dönemi konu alır. Şair Baydar ÖZCAN hayatı bir filmle bu kadar örtüşe bilir. Şair, sinema ve dizi film oyunculuğu, tiyatro, gazetecilik, yöneticilik, dergi yayın yönetmenliği, tv muhabirliği, gemi adamı, İtalya’dan şiir ödülü, sosyal sorumluluk projelerinde aktivist, kültür elçisi…
Bir ayağı Avrupa’da bir ayağı Türkiye’nin birçok kentinde çalışmalarına aralıksız çalışan üretken bir sanatçı. Şimdi düşününce şu soru aklıma geliyor. Çok gezen mi bilir, çok gezen mi? Gülümsediğiniz hissediyorum. Şair Baydar ÖZCAN bu kalıbın dışında, kabına sığmayan bir insan. Gezgin Şairin Not Defteri okuru merakta bıraktığı gibi şiir kitabını elinden bırakamayacak iddialı. Şair Baydar ÖZCAN’ın son eseri Gezgin Şairin Not Defteri Herdem Kitap etiketiyle 2025 Aralık ayında yayımlandı. 252 sayfadan oluşan şiirlerinde aşk ve isyanı romantik bir anlatıdan çıkararak hayatın içinden gelen duyarlı tanıklığına şahit oluyoruz. Dünyanın birçok liman kentlerinde yarım kalmış aşklar, umutlar, tutkular, yoksulluk, açlık, sefalet ve ayakta kalmanın direncine şahit olacaksınız. Okuru ikna etme gibi bir çabası yok okuru penceresini açık tutması, eşlik etmesini istiyor. Okura şiir yazdıracak renkli imgeler ve coğrafya sunuyor. Eserini internet üzerinden rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ayrıca Gezgin Şairin Not Defteri İngilizce ve Almanca olarak Kanada’da yayınlanacak sürprizini de duyurmuş olalım.
Yaşanmayan Hayaller
Şehrin sönmeyen ışıkları
İşçinin el emeğiyle yapılır.
Restoranlar, kafeler
Diskonun çalımlı ışıkları
Bir mobilyacının dükkânı
Mağazaların varlığı
Kaldırım taşların renkliliği
Bir inşaatın göklere uzanması
Ter dökülmüş bedenlerin
Elleri nasır tutmuş
Kadın, erkek İşçinin ekmeğidir.
Hayalini toprağa gömen
gündüzünü geceye katan
Bitmeyen ömür boyu mücadelede
Maaşı gülümsemeden önce
biten işçinin alın teridir.
Vücudum ve bedenim yorgun argın
Sanki bedenim küsmüş benden
Lanet edercesine bu haksızlıktan dolayı...
Sen nesin,
Hey gözü doymayan Zengin!
İnsan mısın, yoksa dilsiz hayvan mı?
*
Son olarak kitabın arka kapak tanıtımını paylaşmak istiyorum.
Baydar Özcan her ne pahasına olsun barış ve ahengi tesis etmeye çalışan bir hayalperest değil, aksine şiirlerinde günümüzün gerçeklerine fazlasıyla ayna tutan bir şairdir.
Her kitap, yazarının yüreğinden dünyaya açılan sevgi kapısıdır fakat bazı kitaplar, yalnızca bir kapı değil, aynı zamanda sizinle bir yolculuğa eşitlik eder. Elinizdeki eser, “Gezgin Şairin Not Defteri” Baydar Özcan hayatın dikenli yollarda, adaletsizliğini süzgecinden süzülüp gelen böyle bir yolcudur...
Baydar Özcan, Ankara ile İstanbul arasında başlayan serüveninde, 1968’den beri farklı coğrafyalarda, farklı iklimlerde, farklı insan yüzlerinde şairlerin izini sürmüş bir şairdir.
Libya Fizan şantiyelerine, okyanus aşan gemilerden İsviçre’de kurduğu Uluslararası Kültür Köprüsünde dünya Kültürünü tanıtıp Ankona İtalya’da Kültür Elçiliği unvanına layık bir şairdir. Aynı zamanda yine Ancon’da Onbeş ülkenin katıldığı Edebiyat şiir dalında birincilik ödülü almış bir şairimizdir.
Onun kaleminde şiir, yalnızca bir şiir değil, insanı insana yaklaştıran sevginin özüdür. Bu niyet kimi zaman Okyanus denizlerinde, kimi zaman bir sahnenin ışığında belirir, kimi zaman bir çocuğun eline uzanan bir kitapta, kimi zaman da çocukların mutluluğuna atılmış bir imzadır...
Yabancı diyarlarda kurduğu dostlukların sıcaklığı şiirlerinde hissedilir. Baydar Özcan’ın şiirleri gezgin bir şairin dünya görüş ruhunu taşır: Hem arayış hem buluş, hem yabancılık hem yakınlık, hem de umuttur şiirleri gelecek neslin için...
Baydar Özcan’ın bu eseriyle yeni okuyuculara ulaşmasını, yıllardır sürdürdüğü edebiyat, kültür ve sanat yolculuğunun daha geniş ufuklara açılmasını dilerim.
Umarım bu satırlar, sizin de içinizdeki yolcuya ses verir.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/gezgin-sairin-not-defteri/742967.html?srsltid=AfmBOoqh6MSybPqQVpdQBGGLUAjyyK3JRp6hm4sA4XSxuWenQweERTIF
https://www.dr.com.tr/kitap/gezgin-sairin-not-defteri/baydar-ozcan/edebiyat/siir/turk-siiri/urunno=0002207273001?srsltid=AfmBOooYRSm_iWN3w9gcp0FtvyiEFA0fOWvO4gLWF5luS4BkDkhE9Uqr
https://www.bkmkitap.com/gezgin-sairin-not-defteri
