Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
Köşe Yazarı
Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
 

27 Nisan 1915 KUMKALE...

''Çanakkale’nin Anadolu yakasını savunmakla görevli 15.Kolordu’nun 3.Fırka (tümen) 39.Alay 1.Tabur 3.Bölük kumandanı, 1884 Üsküdar doğumlu Yüzbaşı Hidayet Bey, 25 Nisan akşamı saat 19:00’da saatine baktı ve az önce aldığı, ‘' Kumkale köyü işgal edilecek, düşman denize dökülecek!’’ emri üzerine de bölüğü ile Senegalli ve Cezayirli düşman kuvvetlerine karşı son bir defa daha yeni bir taaruzu başlattı... Esasen, sabahtan beri Fransız donanmasından harekâta katılan 'Prince George' ağır kruvazörünün yanındaki biri Rus 3 kruvazör, 9 destroyer, 6 torpidobot ve on nakliye gemisinden oluşan toplam 128 namlulu donanma unsurları sahil gerisindeki düzlükte yer alan Osmanlı mevzilerini ateş altına alarak taş üstünde taş bırakmamışlar, ağır zaiyat verdirmişlerdi… Bombardman sesleri arasında, bir ara gözünün önüne iki yıl kadar önce Arnavutluk’un İşkodra şehrinde Karadağ ve Sırp askerlerinin kuşatması sırasında yedi ay boyunca yaşadığı günler geldi. Balkan faciası döneminde Osmanlı’nın yegane savunma yapabildiği Yanya ve Edirne şehirleri gibi İşkodra’da da başarılı şekilde şehir halkını ve askerini koruyabilmiş, devletin onurunu kurtarmışlardı. Miralay Hasan Rıza Bey ve daha sonra da Esat Toptani Paşa’nın yaveri olarak geçirdiği günleri, İstanbul’daki eşi Lemiye Kaya’yı ve iki küçük oğlu Alaeddin ve Necmeddin’i hatırladı…''  Alman general Weber’in kumandasındaki 15.Kolordunun yine bir Alman olan 3. tümen kumandanı albay Nikolai’nin savunma düzeni de aynen, tüm Çanakkale cephesini savunan 1.Ordu kumandanı Alman mareşal Otto Lİman Von Sanders’in yanlış öngörüsüne uygun, kıyıların zayıf birliklerle tutulup, bir çıkarma halinde, kıyıda güçlenmeden düşmanın gece taaruzu ile denize dökülmesi üzerine kurulmuştu. Ancak, tarihin büyük bir lütfu olarak, aynı anlarda Gelibolu yarımadasındaki Arıburnu sahillerine düşman ana kuvvetleri olarak ayak basan Anzak ve İngiliz birliklerinin karşısına Conkbayırı’nda bir kurmay Albay, Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal çıkmış tüm savaşın gidişatını değiştirmişti!  Kumkale’de ise iki gece boyunca üç kez yenilenen taaruzlarda, köy içinde kanlı çatışmalar ile adım adım ilerlemeler sağlanırken, Fransız general d’Amade, kendi birliklerini de vurmayı göze alarak donanma ateşi açtırınca Osmanlı kuvvetleri ağır zayiat vererek kademe kademe köyden çekilmek zorunda kalmışlardı. Ancak, düşman kuvvetleri de kıyıdan içeri giremediler. Tümen kumandanı Weber’in,‘'fırsat buldukça düşmana taaruz edilecektir. Her durumda Kumkale’yi elde edecek ve düşmanı geriye atacaksınız!’’ şeklindeki emri üzerine Yüzbaşı Hidayet Bey gibi sonradan kendisi de şehit düşen 39.Alay kumandanı Yarbay Nurettin Bey’in, ‘’ Bölük kumandanı ve subay kalmamıştır, şimdilik cephede ve kanatlarda 300 kişiden fazla asker bulunmadığı gibi bu erlerin de 35 saatten beri topçu ateşi altında dövüşüp çok fazla zayiat verilmesi dolayısı ile taaruz edecek gücü de tükenmiştir!’’ Cevabı üzerine taaruz emri bilahare iptal olunmuştur. Düşman da aynı sabah kıyıları terk etmiş, Fransız başkomutanlığının vermiş olduğu görevi yerine getirememiştir. Kumkale muharebeleri, Osmanlı zayiatı 17 subay, 450 er, yaralı ve kayıplarla toplam 1735 olurken, Fransızların zayiatı 6 subay, 176 er, yaralı ve kayıplar ile toplam 778 olarak kayıtlara geçmiştir… Yukarda künyesini takdim ettiğim ve adını taşıdığım dedem ile beraber başta büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Çanakkale savunmasında şehit düşen tüm büyüklerimizi bu vesile ile anarken, dışişleri bakanlığındaki görevlerim sırasında, özellikle Almanya ve Hollanda’daki vatandaşlarımızın tertip edip katıldığımız toplantılarda, keza Afrika’nın uzak ülkelerinde ANZAK diplomatik temsilciliklerince düzenlenen anma etkinliklerinde sadece büyük Atatürk’ün meşhur mektubunu okumakla kalmayıp, bir şehit torunu olarak bu özelliği de dile getirmiş olmaktan her zaman büyük gurur duydum.  Kalın sağlıcakla...      
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

27 Nisan 1915 KUMKALE...

''Çanakkale’nin Anadolu yakasını savunmakla görevli 15.Kolordu’nun 3.Fırka (tümen) 39.Alay 1.Tabur 3.Bölük kumandanı, 1884 Üsküdar doğumlu Yüzbaşı Hidayet Bey, 25 Nisan akşamı saat 19:00’da saatine baktı ve az önce aldığı, ‘' Kumkale köyü işgal edilecek, düşman denize dökülecek!’’ emri üzerine de bölüğü ile Senegalli ve Cezayirli düşman kuvvetlerine karşı son bir defa daha yeni bir taaruzu başlattı...

Esasen, sabahtan beri Fransız donanmasından harekâta katılan 'Prince George' ağır kruvazörünün yanındaki biri Rus 3 kruvazör, 9 destroyer, 6 torpidobot ve on nakliye gemisinden oluşan toplam 128 namlulu donanma unsurları sahil gerisindeki düzlükte yer alan Osmanlı mevzilerini ateş altına alarak taş üstünde taş bırakmamışlar, ağır zaiyat verdirmişlerdi…

Bombardman sesleri arasında, bir ara gözünün önüne iki yıl kadar önce Arnavutluk’un İşkodra şehrinde Karadağ ve Sırp askerlerinin kuşatması sırasında yedi ay boyunca yaşadığı günler geldi. Balkan faciası döneminde Osmanlı’nın yegane savunma yapabildiği Yanya ve Edirne şehirleri gibi İşkodra’da da başarılı şekilde şehir halkını ve askerini koruyabilmiş, devletin onurunu kurtarmışlardı. Miralay Hasan Rıza Bey ve daha sonra da Esat Toptani Paşa’nın yaveri olarak geçirdiği günleri, İstanbul’daki eşi Lemiye Kaya’yı ve iki küçük oğlu Alaeddin ve Necmeddin’i hatırladı…'' 

Alman general Weber’in kumandasındaki 15.Kolordunun yine bir Alman olan 3. tümen kumandanı albay Nikolai’nin savunma düzeni de aynen, tüm Çanakkale cephesini savunan 1.Ordu kumandanı Alman mareşal Otto Lİman Von Sanders’in yanlış öngörüsüne uygun, kıyıların zayıf birliklerle tutulup, bir çıkarma halinde, kıyıda güçlenmeden düşmanın gece taaruzu ile denize dökülmesi üzerine kurulmuştu. Ancak, tarihin büyük bir lütfu olarak, aynı anlarda Gelibolu yarımadasındaki Arıburnu sahillerine düşman ana kuvvetleri olarak ayak basan Anzak ve İngiliz birliklerinin karşısına Conkbayırı’nda bir kurmay Albay, Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal çıkmış tüm savaşın gidişatını değiştirmişti! 

Kumkale’de ise iki gece boyunca üç kez yenilenen taaruzlarda, köy içinde kanlı çatışmalar ile adım adım ilerlemeler sağlanırken, Fransız general d’Amade, kendi birliklerini de vurmayı göze alarak donanma ateşi açtırınca Osmanlı kuvvetleri ağır zayiat vererek kademe kademe köyden çekilmek zorunda kalmışlardı. Ancak, düşman kuvvetleri de kıyıdan içeri giremediler. Tümen kumandanı Weber’in,‘'fırsat buldukça düşmana taaruz edilecektir. Her durumda Kumkale’yi elde edecek ve düşmanı geriye atacaksınız!’’ şeklindeki emri üzerine Yüzbaşı Hidayet Bey gibi sonradan kendisi de şehit düşen 39.Alay kumandanı Yarbay Nurettin Bey’in, ‘’ Bölük kumandanı ve subay kalmamıştır, şimdilik cephede ve kanatlarda 300 kişiden fazla asker bulunmadığı gibi bu erlerin de 35 saatten beri topçu ateşi altında dövüşüp çok fazla zayiat verilmesi dolayısı ile taaruz edecek gücü de tükenmiştir!’’ Cevabı üzerine taaruz emri bilahare iptal olunmuştur. Düşman da aynı sabah kıyıları terk etmiş, Fransız başkomutanlığının vermiş olduğu görevi yerine getirememiştir. Kumkale muharebeleri, Osmanlı zayiatı 17 subay, 450 er, yaralı ve kayıplarla toplam 1735 olurken, Fransızların zayiatı 6 subay, 176 er, yaralı ve kayıplar ile toplam 778 olarak kayıtlara geçmiştir…

Yukarda künyesini takdim ettiğim ve adını taşıdığım dedem ile beraber başta büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Çanakkale savunmasında şehit düşen tüm büyüklerimizi bu vesile ile anarken, dışişleri bakanlığındaki görevlerim sırasında, özellikle Almanya ve Hollanda’daki vatandaşlarımızın tertip edip katıldığımız toplantılarda, keza Afrika’nın uzak ülkelerinde ANZAK diplomatik temsilciliklerince düzenlenen anma etkinliklerinde sadece büyük Atatürk’ün meşhur mektubunu okumakla kalmayıp, bir şehit torunu olarak bu özelliği de dile getirmiş olmaktan her zaman büyük gurur duydum. 

Kalın sağlıcakla...  

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (7)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Güzide
(28.04.2026 17:25 - #5502)
Bizim bu topraklarda özgürce yaşamamızı sağlayan bütün şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Sayelerinde var olduk.Teşekkürler Hidayet Bey.
Eriş Hurafe ve hamasete kapısı kapalı kalması gereken Çanakkale'nin şehitlik ruhu sayesindedir ki, tam dediğiniz gibi bu topraklarda özgürce yaşayabiliyoruz! Keza yabancı kaynaklarca "centilmenler savaşı" da denilen bu savaş, cephelerinde hiç "gaz" kullanılmamış olması ile de harp tarihinde örnek bir yer edinmiştir. İngilizlerin Almanların zehirli gaz kullanma ihtimaline karşı dağıtmak istediği maskeleri ANZAK birlikleri, "Türkler temiz savaşçı gaz kullanmazlar!" diyerek reddettikleri tarihçi yazar Morehead tarafından dile getirilmiştir. Yorumunuza çok teşekkürler Güzide Hanım..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Ferda Alpaslan
(28.04.2026 18:03 - #5503)
Çok güzel yazılmış, tebrikler. Sayelerinde "memleketimiz" diyebiliyoruz. Sayenizde de daha detaylı anma fırsatımız oldu.
Eriş Sayın Alpaslan çok haklısınız o şehitlerimiz sayesinde memleketimiz diyebiliyoruz...güzel yorumunuza çok teşekkürler!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Recai Taşdemir
(28.04.2026 20:54 - #5505)
Anı yaşarcasına okdum tek kelimeyle harika bir şekilde kaleme almışsınız Hidayet bey,Onurlu ve kahraman Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum
Eriş Recai Bey güzel yorumunuza çok teşekkürler.Yazıyı beğendiğinize sevindim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Baydur
(28.04.2026 21:26 - #5506)
Şehitlerimizi saygıyla anıyoruz ve onlara ne kadar çok borçlu olduğumuzun bilincindeyiz. Anımsattığın için teşekkür.
Eriş Bir şehit yakını olarak sizin değerli yorumunuza çok teşekkür ediyorum, sağolun...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Servet Ünalmışer
(29.04.2026 04:01 - #5507)
Sevgili Hidayet ne büyük bir gurur yübaşı Hıdayet beyi n aynı isimdeki torunu olmak. Allah gani gani rahmet etsin
Eriş Sevgili Ünalmışer değerli yorumunuza çok teşekkür ediyorum.. Sağolun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Uğur YALÇIN
(29.04.2026 15:09 - #5514)
Muhteşem bir hikaye sizin adınıza inanılmaz bir gurur ve onur kaynağı olduğunu göstermektedir. Ulu önderin yolundayız. Başta dedeniz olmak üzere vatan uğruna şehit olanlara ve gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Saygılarımla değerli dostum ve Büyükelçim
Eriş Çok teşekkürler Uğur Bey..Çanakkale zaferi hamaset ve hurafelere değil, Atatürk'ün tamamen askeri dehası ve öngörüsüne dayalı bir müdahale ile kazanılmış, yabancı kuvvetlerin centilmenler savaşı diye adlandırarak tarihe geçmiş bir sayfadır! Anafartalardaki müdahale ile savunmanın dönüm noktasını değiştiren Atatürk'ün Alman komutan Otto Von Sanders'e " emrinizdeki tüm kuvvetlerin idaresini bana veriniz!" dediğinde Liman von Sanders'in albay rütbesini küçümseyerek, "fazla gemez mi?" sorusuna da, " az gelir!" cevabı o noktadan itibaren tüm Osmanlı subay kademesinin öz güvenini arttırmış ve Alman basiretsizliğine karşı duruş serhilemesine de neden olmuştur...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Umut Yaşar Abat
(29.04.2026 18:25 - #5517)
Teşekkürler hocam... Atatürk bastacimizdir...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.