Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Sosyal Çürümenin Gölgesinde İnsan Kalmak”

Bir toplum gürültüyle çökmez. Çürüme sessiz olur. Kimse fark etmez. Kimse “bir şeyler ters gidiyor” diye ayağa fırlamaz. Herkes alışır. Alışmak; felaketin en terbiyeli hâlidir. Önce küçük şeyler bozulur. Selam kesilir. Göz teması azalır. Birbirimizin yorgunluğunu sormaz oluruz. Sonra daha büyük şeyler gider: Vicdan, utanma, merhamet… Bugün kimse kötülükten utanmıyor. Sadece yakalanmaktan korkuyor. İyilik gösteriye dönüştü. Yardım kameraya bakarak yapılıyor. Acı bile estetik filtreyle sunuluyor. Bir insanın düştüğü yerden çok, kaç beğeni aldığı konuşuluyor. Ve biz buna “normal” diyoruz. Toplum artık güçlü olanı değil, zalim olanı alkışlıyor. Sessiz olan eziliyor. Nazik olan saf sayılıyor. Dürüst olan kaybeden ilan ediliyor. Gürültü güç sanılıyor, sükûnet silinmek. Sonra aynı insanlar çıkıp “neden bu kadar yalnızız?” diye soruyor. Cevabı basit ama ağır: Çünkü biz birbirimizi bilerek ve isteyerek yalnız bıraktık. Ahlâk dediğimiz şey büyük kelimelerle çürümez. Küçük tavizlerle çürür. “Bir kereden bir şey olmaz”larla… “Ben yapmasam başkası yapar”larla… “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”larla… Sonra o yılan döner, en güvende sandığımız yerden sokar. Ama iş işten çoktan geçmiştir. Sosyal çürüme dediğin şey; Bir çocuğun sokakta ağlamasına dönüp bakmamaktır. Bir kadının korkusuna “abartıyorsun” demektir. Bir yaşlının elini tutmamaktır. Bir insanın yorgunluğunu “herkesin derdi var” diye küçümsemektir. Toplum, kalpsizleşerek çürür. Ve en tehlikelisi şudur: Kimse kendini suçlu hissetmez. Herkes başkasını işaret eder. Herkes temiz, herkes haklı, herkes masumdur. Ama ortada inkâr edilemeyen bir enkaz vardır. Sosyal çürüme bağırmaz. Sessizce yürür. Kalpten kalbe, evden eve, sokaktan sokağa yayılır. Bir sabah uyanırız ve şunu fark ederiz: Artık birbirimize dokunacak yerimiz kalmamıştır. Bir gün fark ederiz ki; herkes haklı kalmıştır… ama kimse iyi kalmamıştır. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey artık nutuklar değil. Kampanyalar değil. Sloganlar değil. Belki sadece ihtiyacımız olan şey; birbirimize yeniden insan gibi bakmayı yeniden öğrenmek… Çünkü bir toplum, ancak insanlıkta birleşirse çürümekten kurtulur. Aksi hâlde sadece kalabalık olur… Ama asla “biz” olamaz. Size bir video bıraktım. İzlemenizi tavsiye ederim… ‘Biz’ olmayı neden kaybettiğimizi hatırlatan küçük bir görüntü… https://www.youtube.com/shorts/Wt8dF2vyNKs
Ekleme Tarihi: 12 Aralık 2025 -Cuma

“Sosyal Çürümenin Gölgesinde İnsan Kalmak”

Bir toplum gürültüyle çökmez. Çürüme sessiz olur.

Kimse fark etmez. Kimse “bir şeyler ters gidiyor” diye ayağa fırlamaz.
Herkes alışır. Alışmak; felaketin en terbiyeli hâlidir.

Önce küçük şeyler bozulur.
Selam kesilir.
Göz teması azalır.
Birbirimizin yorgunluğunu sormaz oluruz.
Sonra daha büyük şeyler gider:
Vicdan, utanma, merhamet…

Bugün kimse kötülükten utanmıyor.
Sadece yakalanmaktan korkuyor.

İyilik gösteriye dönüştü. Yardım kameraya bakarak yapılıyor. Acı bile estetik filtreyle sunuluyor. Bir insanın düştüğü yerden çok, kaç beğeni aldığı konuşuluyor.

Ve biz buna “normal” diyoruz.

Toplum artık güçlü olanı değil, zalim olanı alkışlıyor.
Sessiz olan eziliyor.
Nazik olan saf sayılıyor.
Dürüst olan kaybeden ilan ediliyor. Gürültü güç sanılıyor, sükûnet silinmek.

Sonra aynı insanlar çıkıp “neden bu kadar yalnızız?” diye soruyor.
Cevabı basit ama ağır: Çünkü biz birbirimizi bilerek ve isteyerek yalnız bıraktık.

Ahlâk dediğimiz şey büyük kelimelerle çürümez. Küçük tavizlerle çürür.
“Bir kereden bir şey olmaz”larla…
“Ben yapmasam başkası yapar”larla…
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”larla… Sonra o yılan döner, en güvende sandığımız yerden sokar. Ama iş işten çoktan geçmiştir.

Sosyal çürüme dediğin şey;
Bir çocuğun sokakta ağlamasına dönüp bakmamaktır.
Bir kadının korkusuna “abartıyorsun” demektir.
Bir yaşlının elini tutmamaktır.
Bir insanın yorgunluğunu “herkesin derdi var” diye küçümsemektir. Toplum, kalpsizleşerek çürür.

Ve en tehlikelisi şudur:
Kimse kendini suçlu hissetmez.
Herkes başkasını işaret eder.
Herkes temiz, herkes haklı, herkes masumdur.

Ama ortada inkâr edilemeyen bir enkaz vardır.

Sosyal çürüme bağırmaz. Sessizce yürür. Kalpten kalbe, evden eve, sokaktan sokağa yayılır. Bir sabah uyanırız ve şunu fark ederiz: Artık birbirimize dokunacak yerimiz kalmamıştır.

Bir gün fark ederiz ki; herkes haklı kalmıştır… ama kimse iyi kalmamıştır.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey artık nutuklar değil.
Kampanyalar değil.
Sloganlar değil.

Belki sadece ihtiyacımız olan şey; birbirimize yeniden insan gibi bakmayı yeniden öğrenmek…

Çünkü bir toplum, ancak insanlıkta birleşirse çürümekten kurtulur.
Aksi hâlde sadece kalabalık olur…
Ama asla “biz” olamaz.

Size bir video bıraktım. İzlemenizi tavsiye ederim… ‘Biz’ olmayı neden kaybettiğimizi hatırlatan küçük bir görüntü…

https://www.youtube.com/shorts/Wt8dF2vyNKs

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nevzat
(12.12.2025 10:39 - #4286)
İçinizin ve dışınızın güzelliği yazılarınıza aksediyor Sevgili Merve. Hep böyle kalın....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Görkem
(12.12.2025 13:23 - #4290)
Kalemine sağlık merve hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Seyrani gunes
(13.12.2025 20:58 - #4304)
Maşallah benim güzel kardeşim e yüce rabbim yolunu bahtını açık etsin saygı ve sevgilerimle
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.