Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“İçimizdeki Leonardo Da Vinci”

 “Bakıp görmeyenlerden, konuşup dinlemeyenlerden, dokunup hissetmeyenlerden uzak durun.” Leonardo Da Vinci Bu bir tavsiye değil artık. Bir hayatta kalma cümlesi. Çünkü çağımızın en büyük yoksulluğu bilgi değil, idraktir. Her şey gözümüzün önünde ama hiçbir şey içimizde değil. Leonardo da Vinci, yüzyıllar önce şunu söylemişti: “İnsanlar üçe ayrılır; görenler, gösterilince görenler ve asla göremeyenler.” Bugün etrafımıza bakınca bu ayrım hâlâ geçerli. Hatta daha acımasız… Görenler az. Gösterilince görenler kalabalık. Asla göremeyenler ise çoğunlukta… Üstelik kendilerinden son derece eminler. Leonardo’yu dâhi yapan şey zekâsı değildi; ezberi kutsallaştırmayan, bilgiyi sürekli sorgulamayı göze alan cesaretiydi.  “Bilgiyi deneyimle ve inatla test etmeye bağlı ol; hatalarından öğrenmeye açık ol.” Leonardo Da Vinci Bugün biz ne yapıyoruz? Okuyoruz ama denemiyoruz. Dinliyoruz ama sınamıyoruz. Ezberliyoruz ama yaşamıyoruz. Sonra da “çok biliyoruz” sanıyoruz. Oysa bilgi, bedene değmediği sürece kuru bir gürültüdür. Leonardo bunu biliyordu. Bu yüzden çizdi, söktü, gözlemledi, tekrar denedi. Yanılmaktan utanmadı. Yanılmayı yol arkadaşı yaptı. Biz ise hatadan korkuyoruz. Çünkü yanlış yapmanın ayıp, eksik, zayıflık sayıldığı bir çağdayız. Oysa hata yapmayanlar değil, hiç denemeyenler kaybolur. Leonardo hayata doymak bilmez bir merakla yaklaştı. Soruları hiç bitmedi. “Bu neden böyle?” “Başka türlü olabilir mi?” “Görünenden fazlası var mı?” Bugün ise sorular yorucu bulunuyor. Merak zaman kaybı sayılıyor. Hız çağında yavaş düşünenler susturuluyor; çünkü derinlik, aceleye gelmiyor. Ama şunu kimse söylemiyor: Merakın bittiği yerde ruh da durur. Ve belki de en sarsıcı cümle şudur: “İnsanın bilgisi arttıkça sevgisi de çoğalır.” Leonardo Da Vinci Ne kadar az anlıyorsak, o kadar sertleşiyoruz. Ne kadar yüzeyde kalıyorsak, o kadar tahammülsüzüz. Bilgi derinleştikçe insan yumuşar. Çünkü anlamak, sevmeyi öğretir. Bugün sevgisizliğimizin sebebi cehalet değil sadece; deneyimden kopmuş bilgi. Dokunmadan konuşuyoruz. Hissetmeden yargılıyoruz. Görmeden hüküm veriyoruz. Leonardo içimizde hâlâ var ama onu susturduk. Takvimlerle, hedeflerle, “verimli ol” baskısıyla… Oysa bazen verimsiz görünen bir merak, bir ömürlük anlam doğurur. Bu çağda en büyük cesaret şudur: Yeniden bakmak. Yeniden hissetmek. Yeniden acemi olmayı göze almak. Çünkü bakıp görmeyenlerden, konuşup dinlemeyenlerden, dokunup hissetmeyenlerden uzak durmazsak… Bir gün fark ederiz ki onlardan biri olmuşuz. Ve unutmayın… "Tıpkı kullanılmayan demirin paslanması ve suyun soğukta donması ya da kokuşması gibi kullanılmayan zihin de bozulur." Leonardo Da Vinci
Ekleme Tarihi: 19 Aralık 2025 -Cuma

“İçimizdeki Leonardo Da Vinci”

 “Bakıp görmeyenlerden, konuşup dinlemeyenlerden, dokunup hissetmeyenlerden uzak durun.Leonardo Da Vinci

Bu bir tavsiye değil artık. Bir hayatta kalma cümlesi. Çünkü çağımızın en büyük yoksulluğu bilgi değil, idraktir. Her şey gözümüzün önünde ama hiçbir şey içimizde değil.

Leonardo da Vinci, yüzyıllar önce şunu söylemişti:
İnsanlar üçe ayrılır; görenler, gösterilince görenler ve asla göremeyenler.

Bugün etrafımıza bakınca bu ayrım hâlâ geçerli. Hatta daha acımasız…

Görenler az.
Gösterilince görenler kalabalık.
Asla göremeyenler ise çoğunlukta…
Üstelik kendilerinden son derece eminler.

Leonardo’yu dâhi yapan şey zekâsı değildi; ezberi kutsallaştırmayan, bilgiyi sürekli sorgulamayı göze alan cesaretiydi.

 “Bilgiyi deneyimle ve inatla test etmeye bağlı ol; hatalarından öğrenmeye açık ol. Leonardo Da Vinci

Bugün biz ne yapıyoruz?
Okuyoruz ama denemiyoruz.
Dinliyoruz ama sınamıyoruz.
Ezberliyoruz ama yaşamıyoruz.

Sonra da “çok biliyoruz” sanıyoruz.

Oysa bilgi, bedene değmediği sürece kuru bir gürültüdür. Leonardo bunu biliyordu. Bu yüzden çizdi, söktü, gözlemledi, tekrar denedi. Yanılmaktan utanmadı. Yanılmayı yol arkadaşı yaptı. Biz ise hatadan korkuyoruz. Çünkü yanlış yapmanın ayıp, eksik, zayıflık sayıldığı bir çağdayız. Oysa hata yapmayanlar değil, hiç denemeyenler kaybolur.

Leonardo hayata doymak bilmez bir merakla yaklaştı. Soruları hiç bitmedi.
“Bu neden böyle?”
“Başka türlü olabilir mi?”
“Görünenden fazlası var mı?”

Bugün ise sorular yorucu bulunuyor. Merak zaman kaybı sayılıyor. Hız çağında yavaş düşünenler susturuluyor; çünkü derinlik, aceleye gelmiyor. Ama şunu kimse söylemiyor: Merakın bittiği yerde ruh da durur.

Ve belki de en sarsıcı cümle şudur:
İnsanın bilgisi arttıkça sevgisi de çoğalır. Leonardo Da Vinci

Ne kadar az anlıyorsak, o kadar sertleşiyoruz.
Ne kadar yüzeyde kalıyorsak, o kadar tahammülsüzüz.
Bilgi derinleştikçe insan yumuşar.
Çünkü anlamak, sevmeyi öğretir.

Bugün sevgisizliğimizin sebebi cehalet değil sadece; deneyimden kopmuş bilgi. Dokunmadan konuşuyoruz. Hissetmeden yargılıyoruz. Görmeden hüküm veriyoruz. Leonardo içimizde hâlâ var ama onu susturduk. Takvimlerle, hedeflerle, “verimli ol” baskısıyla…

Oysa bazen verimsiz görünen bir merak, bir ömürlük anlam doğurur.

Bu çağda en büyük cesaret şudur:
Yeniden bakmak.
Yeniden hissetmek.
Yeniden acemi olmayı göze almak.

Çünkü bakıp görmeyenlerden, konuşup dinlemeyenlerden, dokunup hissetmeyenlerden uzak durmazsak…

Bir gün fark ederiz ki onlardan biri olmuşuz.

Ve unutmayın…

"Tıpkı kullanılmayan demirin paslanması ve suyun soğukta donması ya da kokuşması gibi kullanılmayan zihin de bozulur." Leonardo Da Vinci

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Prof. Dr. Kemal Duruhan
(19.12.2025 11:55 - #4335)
Merve hanım, On yılı aşkın süredir Leonardo'yu araştırıyor inceliyorum. Derin çözümlemeler ve dünya literatüründe olmayan keşif bilgileri ile webde, basında, üniversitede konferanstayım. Yetkili yetkisiz hic bir kimse veya kuruluştan bir geri bildirim almadım. İstanbul için Da Vinci anahtar kelimesiyle internette araştırma yapıyordum. Adını kullananların içinde Leonardo Da Vinci yoktu. Da Vinci Vinç adını koyan operatör bile vardı, yahu. Ankara'da Nuhun gemisi ile ilgili dernek ararkeb de karşıma içinde makarna paketi olan bir gemi resmiyle, Nuhun Ankara Makarnası reklamı çıkmıştı. Ne yaparsınız, masalsı Türkiye Yüzyılına girdik herhalde.
Merve Kabakuş Filizcan Katkınız ve paylaştığınız perspektif için teşekkür ederim hocam. Yazımda da tam olarak bu yüzeyselleşmeye ve anlam kaybına dikkat çekmek istemiştim. Derinlikli çalışmaların görünür olması dileğiyle.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
kemal
(19.12.2025 12:07 - #4337)
kalemine sağlık merve hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ferda
(19.12.2025 15:43 - #4338)
İnsanlar hata yapmaktan korktukları için düşünceleri asla özgürleşemiyor.kaleminize sağlık hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
...
(20.12.2025 00:39 - #4349)
Tebrik ederim muhteşem bir yazı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.