Emre Fel’in Henüz On Yaşında şarkısını dinlerken şunu düşündüm:
Bu şarkı bana bir çocuğun kaç yaşında olduğunu değil, kaç yaşında ömrünün durduğunu hatırlattı.
Son zamanlarda o kadar çok duyup görüyoruz ki… Oyun oynayacağı yaşta savaşın ortasında kalan çocukları, okul çağında para kazanmak zorunda bırakılanları, en kalabalık dünyanın içinde tek başına büyüyenleri.
Henüz On Yaşında beni tam da buradan yakaladı.
Dinlerken insanın içini rahatlatmıyor; aksine, görmezden gelmeye alıştığımız her şeyi yüzümüze çarpıyor. Unutmaya meyilli olduğumuz bir gerçeği, sessiz ama sert bir şekilde hatırlatıyor.
Bu şarkı bir yaş anlatmıyor.
Bir çocukluk anlatıyor… Yarım kalmış, aceleye gelmiş, susturulmuş.
Sözlerin arasında bir telaş var.
Sanki hayata hazırlanmak için zaman verilmemiş gibi.
Sanki dünya, çocuklara “sonra” demeden yüklenmiş gibi.
Bugün çocukluk, korunması gereken bir zaman değil artık; çoğu yerde hızla tüketilen bir alan.
Çocuklar büyümüyor. Hayat onların üzerine yıkılıyor.
Bir çocuğun omuzları dar olur.
Ama bazı yükler yaş sormaz.
Savaş da sormaz.
Yoksulluk da.
Yalnızlık hiç sormaz.
Ve biz çoğu zaman bunları uzaktan izliyoruz.
Bir haber başlığı kadar… Bir görüntü süresi kadar.
Sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ama o çocuklar devam edemiyor.
Çünkü onlar için bu geçici bir hâl değil.
Bu, ömrün durduğu yer.
Dünyanın çocuklara fazla geldiği her yerde, insanlık çoktan iflas etmiştir.
İşte bu yüzden bu şarkı sadece bir melodi değil.
Bir ağıt gibi.
Bir hatırlatma gibi.
Unutmuş insanlığa atılmış bir tokat gibi.
Kulak verin.
Emre Fel - Henüz On Yaşında - https://www.youtube.com/watch?v=2h995-uRTA4&list=RDMM2h995-uRTA4&start_radio=1
