Geçenlerde Şahsiyet dizisinden kısa bir sahneye denk geldim. Haluk Bilginer’in canlandırdığı karakter şöyle diyordu:
“Madem insan dediğin kâinatın bir zerresi… O hâlde insan değişirse koskoca bir kâinat değişir, değil mi?”
Ardından Âşık Daimi’den bir söz geliyor ve sahne şu cümleyle bitiyordu:
“Zerre içinde zerreyim, ben kendimi bilmez miyim?”
“Yani işin sırrı kendini bilmekte.”
Video bitti ama o cümle bende kaldı.
Bir insan değiştiğinde gerçekten kâinat değişir mi?
İlk düşündüğümde oldukça iddialı geldi. Sonuçta milyarlarca insanın yaşadığı koskoca dünyada tek bir insanın değişmesinin ne önemi olabilir?
Sonra düşündüm.
Bir insan değiştiğinde yalnızca kendisi değişmiyor ki.
Düşünme biçimi değişiyor. Verdiği kararlar değişiyor. İnsanlara söylediği sözler, sustuğu yerler, kurduğu ilişkiler, yetiştirdiği çocuk, yaptığı iş, dokunduğu hayatlar değişiyor.
Bir insan öfkesini değiştirdiğinde, öfkesinin ulaşacağı insanlar da değişiyor.
Bir insan merhameti seçtiğinde, onun karşısındaki insanın günü belki hayatı değişiyor.
Bir insan yıllardır tekrar ettiği bir yanlıştan vazgeçtiğinde, o yanlışın kendisinden sonrakilere aktarılma ihtimali azalıyor.
Belki de kâinat dediğimiz şey zaten böyle değişiyor.
Bir anda değil.
Bir zerreden başlayarak.
Ama bunun için önce insanın hangi zerre olduğunu bilmesi gerekiyor.
Kendini bilmek de yalnızca neyi sevdiğini, neyi sevmediğini bilmek değil bana göre.
Neden öfkelendiğini bilmek.
Neden sustuğunu…
Neden aynı hatalara döndüğünü…
Neyi gerçekten istediğini ve hangi hayatı yalnızca senden beklendiği için yaşadığını fark etmek.
Çünkü insan kendisini tanımadan neyi değiştireceğini de bilemiyor.
Biz çoğu zaman değişimi dışarıdan bekliyoruz.
İnsanlar değişsin.
Şartlar değişsin.
Dünya değişsin.
Ama kendimizi bütün bunların dışında tutuyoruz. Oysa biz de o dünyanın içindeyiz. Belki küçücük bir parçasıyız ama yine de parçasıyız. Ve insanın bazen değiştirebileceği tek zerre kendisidir. Fakat küçümsememek gerekiyor o zerreyi. Çünkü sen değiştiğinde davranışların değişiyor. Davranışların değiştiğinde ilişkilerin, ilişkilerin değiştiğinde dokunduğun insanların hayatında bıraktığın iz değişiyor.
Sonra o insanlar başkalarına dokunuyor.
Belki kâinatı değiştirmek dediğimiz şey gökyüzünü yerinden oynatmak değildir.
Belki bir insanın kendi içindeki küçücük bir şeyi değiştirmesiyle başlayan ve nereye kadar ulaşacağını hiçbir zaman bilemeyeceği bir zincirdir.
O yüzden artık o cümle bana hiç de iddialı gelmiyor:
“İnsan değişirse koskoca bir kâinat değişir.”
Çünkü bazen bütünü değiştirmek için bütüne gücümüz yetmez.
Ama kendi zerremize yeter.
Ve galiba işin sırrı da önce o zerreyi bilmekte.
