Zamanının istihbaratçısı, ölümü bile göze alarak vatan derdine düşen Hasan Ağa’nın kızı Hatice Hatun…
Adana, Mersin, Hatay, Antep, Maraş, Urfa sözde ateşkes antlaşması, Mondros dayatması ile Fransızlar tarafından işgal edilmiş, düzenli orduların terhis edilmesinden dolayı ordu yardım edememiş ve bu iller kaderiyle baş başa kalmışlardır.
Ama birileri Samsun’a çıkıp, halkın bağımsızlık fitilini ateşlemiş ve halkı direnişe davet etmiştir: Mustafa Kemal Atatürk…
Bu direniş bağımsızlık direnişi, bu direniş ulus direnişi, bu direniş namus direnişi, bu direniş Kuvayı millîye direnişi…
Savaş mı? Savaş dediğin mertçe olur. Savaşta asker askerle cenk eder. Oysa Fransızlar ihtiyar, hasta, kadın, çoluk çocuk tanımadı. Adana, Mersin, Hatay, Antep, Maraş ve Urfa’yı ateşe verdi. Sandı ki halkı böyle korkuturum. Sandı ki şehri böyle işgal ederim.
Kuvayı millîyenin karşısındaki ordu tam teçhizatlı, tecrübeli ve sayıca fazla bir orduydu. Ama hepsi savaşa işgal için adam öldürmeye geldi. Türkler hiç yenilmez derler. Çünkü Türkler hiçbir savaşa öldürmek için değil, bağımsızlık uğruna ölmeye giderler.
Hatice Hatun… Nam-ı diğer Kılavuz Hatice… Onu Kılavuz Hatice yapan stratejik zekâsı, korkusuz savunması ve Kuvayı millîye ile yaptığı başarılı işbirliği.
Fransızlar Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan Gülek Boğazı’nı ele geçirip, bölgeye hâkim olmak ister. Ancak Toros Dağları’nın sarp kayalıkları, Kuvayı Millîye’nin sıkıştırması ve bölgeyi bilmemeleri onların rahat hareket etmesini engeller. Bu durumu fırsat bilen Hatice Hatun köylü kadın kılığında onlara yaklaşır ve belli bir ücret karşılığında onları Gülek Boğazı’ndan geçirebileceğini söyler. Fransızlar bu saf kadından şüphelenmez. İhtiyacı olduğu için böyle bir şey yaptığını düşünürler, parayı verir ve ardına düşerler. Ama bilmezler ki Türk milleti aç kalır, yine vatanını satmaz.
1000 kişilik Fransız ordusunu peşine takan Kılavuz Hatice, yaklaşık 44 kişiden oluşan bir avuç Kuvayı millîye birliğine çoktan haber uçurmuştur. Fransız askerlerini Gülek Boğazı’nda çıkış yolu bulamayacakları bir araziye getirir. Kuvayı millîye birlikleri Fransız askerlerine aman vermez. İki dağ arası çapraz ateşe alarak, 1000 kişilik ordunun bir kısmını öldürür, bir kısmını da komutanla beraber esir alır. Komutan, bir avuç halktan oluşan bu ordunun kendilerini esir aldığını görünce çok şaşırır. Öyle ki onları sayıca fazla düzenli bir ordu sanmıştır.
Kılavuz Hatice ardında bir eş, bir çocuk bırakıp mı bu cesur kararı verdi bilinmez; ama koskoca Türk halkının unutulmuş bir anası oldu.
Bu başarı Kılavuz Hatice’nin başarısı, bu başarı Türk kadının başarısı, bu başarı Kuvayı Millîye’nin başarısı, bu başarı Adana Mersin’in başarısı…
Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır derler. Oysa ki Türk kadını kıvrak zekâsı, kararlı adımları ve gözü karalığı ile hep bir adım öndedir. Türk kadını yeri gelir düşmanı ardına katar, pusuya düşürür, vatanını kurtarır. Yaptığına cenk, kurduğuna devlet dedirtir. Yeri gelir eşini, çocuğunu, anne babasını ardına katar yol gösterir. Yaptığına kılavuzluk, duygularına analık dedirtir.
Bütün kılavuz kadınlara gelsin…
