Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
Köşe Yazarı
Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
 

YZ-CGPT-CCTV-MOBESE

Merhaba, Okuyucu rağbetine pek mazhar olamadığını gözlemlediğim son yazımda, malum sebeplerden vurguyu ölçülü tutmaya çalıştığım ‘sistem’ kelimesinin dünyada ve bizde taşıdığı derin anlam ve kullanım boyutu üzerine, kısmen anılarla desteklenmiş birkaç paragrafı, yeni yılın bu gecikmeli sütunuma taşımam umarım sıkıcı karşılanmaz! Malumunuz, yapay zeka (YZ) dahil, dijital dünyanın günlük hayatımız üzerinde gittikçe ağırlığını hissettirdiği günümüzde herhangi bir konuda ‘sistem' hazretleri ile karşılaşmadan bir dakikamız geçmiyor. Hele ki, Dijital 2026 Küresel İzleme raporundaki, YZ ürünü olan ''ChatGPT’’ kullanımında dünya ortalaması %81 iken, ülkemizdeki %95’lik oranı görünce, gelişmişlik düzeyimiz bakımından ilk başta mutlu dahi olabiliriz. Keşke!  On'lu yıllardır, ‘’ teknoloji bizim işimiz’’, ''nesillerimizin ufkunu genişletiyoruz’’, ''çağı yakalıyoruz'’ gibi popülist söylemlere rağmen, araştırmanın derin analizinde ne yazık ki biraz karamsar bir tablo ortaya çıkıyor. CGPT’nin ülkemizde sözde yüksek kullanım oranının, üretmek için değil, bir kolaycılık arayışı için, yani ‘’burada ne demek istiyor?’’, ‘’bunu benim yerime toparla!’’, ‘’bunu nasıl anlatırım?’’ benzeri sorulara cevap amaçlı olduğu anlaşılmış. Kısacası, YZ'nin, bizdeki kullanımı ile bir ‘ekosistemi' değil, ekranda kendisine cevap veren bir yöntemi ifade ettiği belirlenmiş…Bizi kıskanan Almanya ve diğer AB ülkeleri hatta G.Kore gibi yerlerde ise, bireyin hayatında bilgisizliğini telafi eden bir araçtan çok kurumsal, kamusal bir hizmet olarak YZ’nin ‘sistem'e entegre olduğu sonucuna varılmış.  Bu noktada, her gün medyanın diline pelesenk ettiği, ülkemizin hali hazırdaki yönetim şekline ‘quasi’ bir derinlik katan ‘sistem' kelimesinin, yegane karar vericinin tekil olduğu mevcut ortamdaki konumunu bir tarafa bırakarak, kelimenin başka mecralardaki kullanım şekillerinden bazı örnekleri sıralamaya çalışalım… Akla ilk gelen, mesela iktisatçı/sosyolog Immanuel Wallerstein’ın dünyayı merkez, çevre ve yarı çevre olarak bölgelediği, ülkeler arasındaki eşitsizlikleri açıklamaya yönelik 'Dünya Sistemi' teorisi. Arkadan, küresel anlamda bu aralar pek etkinlik sergileyemese de, çarpıcı sloganlar eşliğinde yapısal reform geçirmesi gerektiği dile getirilen, 'Birleşmiş Milletler' sistemi. Keza dış politikanın uluslararası ilişkiler boyutunda, dönemine göre, ’tek kutuplu’, ’iki kutuplu’, ‘çok kutuplu’ ya da ‘güçler veya dehşet dengesi’ vb. adı ile anılan çeşitli sistemler. Siyasi sistemler kategorisi içinde yer alan, monarşi ve oligarşi ile ‘pseudo' olmayan demokrasilerin olmazsa olmazı gerçek parlamenter hükümet sistemleri. Roma döneminden başlayıp, Anglo Sakson, Kıta Avrupası, Sosyalist ve hatta dinsel olanları da içeren, ancak ne yazık ki bazı coğrafyalarda epeydir gözündeki banttan, elindeki teraziden yoksun, sadece kılıcını tutan Tanrıça Themis'in sembolize ettiği Hukuk sistemleri. Ekonomik, biyolojik, fizyolojik, insan vücudu gibi anatomik sistemler derken teknolojik sistemlere gelince biraz soluklanmada yarar var... Hoş, İstanbul’un sadece müteahhitler cenneti Kadıköy semtinde etkili olacak! büyük depremin bahanesi, 'kentsel dönüşüm’ün (KD) kaya kırma, hafriyat, beton mikseri gürültüsü ile çamur ve toz salınımı esareti altında yaşarken soluklanma güç olsa da devam edelim isterseniz! Gulliver’in Liliput evlerini andıran, daha inşaat aşamasında bile çalışan işçilerin kutu gibi odalardan taşan devasa görüntülerinin göz tırmalayıcı özellikleri, yaratılan ranttan kimlerin mutlu olabileceğini sorgulatıyor benim gibilere… Tabiatı ile böylesi kaotik ortamlar söz konusu olunca haliyle dile getirilecek şikayet konuları da çeşitleniyor. Ancak, yanılıp da şikayeti ilgili merciilere iletme hatasına düşülürse, işte o zaman YZ’yi filan unutturarak devreye giren bizim ilkel 'sistem’ hazretlerinin, ‘’sistem arızası nedeniyle işlemler geçici olarak durdurulmuştur!’’ benzeri anons ile bir çıkmaz sokağa ulaşıyor, ya da şanslıysanız, ‘'başvurunuz sisteme kaydolmuştur!’' gibi mutlu sona sevinebiliyorsunuz..  Sonuçta, KD sayesinde kavuşulan altı cılız üstü obez binaların cazibesine karşılık, zamanla ortaya çıkmakta olan ufak tefek sorunları da abartmamak lazım. Karşı yakada inatla sürdürülen bölgenin idam fermanı ‘kanal’ projesinin getireceği dehşet etki bir yana, boyları uzatılan bu yeni binalara yönelik nüfus transplantasyonu ile alt yapı, üst yapı derken demografik yapının da çökmekte olmasını dert etmenin bir manası yok. Tersine, mevcut enflasyonist ortama nispet yaparcasına apartmanlara monte edilen CCTV denilen özel kamera kayıt ’sistem’lerinin, hukuki, etik ve özellikle mahremiyet boyutu göz önüne alınmaksızın kullanımının kimi zaman yol açtığı traji komik sahneler ile eğlenmek bile mümkün. Mamafih, resmî makamlarca suç önleme, delil toplama, caydırıcılık, kamu düzeninin korunması bakımından haklı olarak kullanım alanları genişleyen MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) denilen kamera ile izlenme oranı olarak, 2020 yılındaki ‘ Euronews' verilerine göre, İstanbul’un toplam (MOBESE+CCTV) 109 bin kamera (1000 kişiye 8 kamera) ile dünyada 42.sırada yer aldığı görülmektedir. Listede Çin, 30 şehir ile başı çekerken, Avrupa’dan 50’lik listeye girebilen iki şehirden biri olan Londra’nın 622 bin kamera (1000 kişiye 68) ile 3. Sırada geldiği, Berlin’in ise 17 bin kamera (1000 kişiye 5) kamera ile 50.sırada olduğu görülmektedir. Yazıyı noktalarken, geçmişteki görevlerim sırasında bu konu ile ilgili iki anıma yer vermem de anlayışla karşılanır umarım! 2004 yılının yaz aylarında İstanbul’da ilk defa bir NATO zirvesi düzenlenmişti. Malum seneye de tekrar aynı zirveye ev sahiliği yapacağız. Etkinlikteki 'güvenlik koordinatörü' olarak aylar süren görevim sırasında, İstanbul gibi bir megapoldeki MOBESE uygulamasının o günlerdeki emekleme safhasındaki hali ile etkinlik öncesi meydana gelen bombalama olayları ve zirve sırasında olası terör tehditlerinden kaynaklı yüksek risk taşıyan günler hatıralarım arasında önemli yer tutmaktadır.  Keza, yine 2000’lerin başlarında Hollanda’nın Deventer şehrindeki başkonsolosluğum dönemimde bir gece vakti, kimliği meçhul kişilerce başkonsolosluğun camlarına caddenin parke taşları atılmak suretiyle hasar verilmişti. Darbeye dayanıklı camlarda küçük çaplı hasar oluşmuştu. Misyonun CCTV kayıtlarından, 2 gencin yerdeki parke taşlarını söküp camlara fırlattığı görüntüleri şehrin polis müdürüne teslim edip, suçluları bulmalarını ve zararı da tazmin etmelerini istedik. Kısa bir zaman sonra müdür kişileri bulduklarını ve zararı da tahsil edip bize ödeyeceklerini bildirdi. Saldırganların kimliği ile bilgileri ise KVK (kişisel bilgilerin gizliliği) çerçevesinde veremeyeceğini ifade etti, anlayışla karşıladık ama bir tarafa da not ettik! Bir müddet sonra kısmet ayağımıza geldi! Amsterdam’ın Ajax ile Deventer’in Go Ahead Eagles futbol takımlarının oynadığı maç sonrası Ajax’ın ateşli taraftarları küçük şehrin altını üstüne getirmişlerdi. Baktık ertesi gün bizim müdür kapımızı çalıp, konsolosluğun şehirdeki hasarlı yerleri görüş açısı içine alan kamera kayıtlarımıza bakmak istemekte. Kendisine tabii ki önce KVK yi hatırlattık, ancak karşılıklı bir jest yapmaları halinde, istisnai olarak istediğini verebileceğimizi söyledik. Haliyle sonuç kazan/kazan oldu. Bize taşları atanlar da her gün alış veriş yaptığımız fırıncının yetişkin oğlu çıktı. Sohbetimizde epey mahçup olan babanın,'’ Başkonsolosum oğlum çok yaramaz çocuktur, komşuların da camlarını kırıyor, kusuruna bakmayın!’’ cümlesi o zaman olduğu gibi halen gülerek hatırladığım ilginç anılarım arasındadır. Kalın sağlıcakla,
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2026 -Çarşamba

YZ-CGPT-CCTV-MOBESE

Merhaba,
Okuyucu rağbetine pek mazhar olamadığını gözlemlediğim son yazımda, malum sebeplerden vurguyu ölçülü tutmaya çalıştığım ‘sistem’ kelimesinin dünyada ve bizde taşıdığı derin anlam ve kullanım boyutu üzerine, kısmen anılarla desteklenmiş birkaç paragrafı, yeni yılın bu gecikmeli sütunuma taşımam umarım sıkıcı karşılanmaz!
Malumunuz, yapay zeka (YZ) dahil, dijital dünyanın günlük hayatımız üzerinde gittikçe ağırlığını hissettirdiği günümüzde herhangi bir konuda ‘sistem' hazretleri ile karşılaşmadan bir dakikamız geçmiyor. Hele ki, Dijital 2026 Küresel İzleme raporundaki, YZ ürünü olan ''ChatGPT’’ kullanımında dünya ortalaması %81 iken, ülkemizdeki %95’lik oranı görünce, gelişmişlik düzeyimiz bakımından ilk başta mutlu dahi olabiliriz. Keşke! 
On'lu yıllardır, ‘’ teknoloji bizim işimiz’’, ''nesillerimizin ufkunu genişletiyoruz’’, ''çağı yakalıyoruz'’ gibi popülist söylemlere rağmen, araştırmanın derin analizinde ne yazık ki biraz karamsar bir tablo ortaya çıkıyor. CGPT’nin ülkemizde sözde yüksek kullanım oranının, üretmek için değil, bir kolaycılık arayışı için, yani ‘’burada ne demek istiyor?’’, ‘’bunu benim yerime toparla!’’, ‘’bunu nasıl anlatırım?’’ benzeri sorulara cevap amaçlı olduğu anlaşılmış. Kısacası, YZ'nin, bizdeki kullanımı ile bir ‘ekosistemi' değil, ekranda kendisine cevap veren bir yöntemi ifade ettiği belirlenmiş…Bizi kıskanan Almanya ve diğer AB ülkeleri hatta G.Kore gibi yerlerde ise, bireyin hayatında bilgisizliğini telafi eden bir araçtan çok kurumsal, kamusal bir hizmet olarak YZ’nin ‘sistem'e entegre olduğu sonucuna varılmış. 
Bu noktada, her gün medyanın diline pelesenk ettiği, ülkemizin hali hazırdaki yönetim şekline ‘quasi’ bir derinlik katan ‘sistem' kelimesinin, yegane karar vericinin tekil olduğu mevcut ortamdaki konumunu bir tarafa bırakarak, kelimenin başka mecralardaki kullanım şekillerinden bazı örnekleri sıralamaya çalışalım…
Akla ilk gelen, mesela iktisatçı/sosyolog Immanuel Wallerstein’ın dünyayı merkez, çevre ve yarı çevre olarak bölgelediği, ülkeler arasındaki eşitsizlikleri açıklamaya yönelik 'Dünya Sistemi' teorisi. Arkadan, küresel anlamda bu aralar pek etkinlik sergileyemese de, çarpıcı sloganlar eşliğinde yapısal reform geçirmesi gerektiği dile getirilen, 'Birleşmiş Milletler' sistemi. Keza dış politikanın uluslararası ilişkiler boyutunda, dönemine göre, ’tek kutuplu’, ’iki kutuplu’, ‘çok kutuplu’ ya da ‘güçler veya dehşet dengesi’ vb. adı ile anılan çeşitli sistemler. Siyasi sistemler kategorisi içinde yer alan, monarşi ve oligarşi ile ‘pseudo' olmayan demokrasilerin olmazsa olmazı gerçek parlamenter hükümet sistemleri. Roma döneminden başlayıp, Anglo Sakson, Kıta Avrupası, Sosyalist ve hatta dinsel olanları da içeren, ancak ne yazık ki bazı coğrafyalarda epeydir gözündeki banttan, elindeki teraziden yoksun, sadece kılıcını tutan Tanrıça Themis'in sembolize ettiği Hukuk sistemleri. Ekonomik, biyolojik, fizyolojik, insan vücudu gibi anatomik sistemler derken teknolojik sistemlere gelince biraz soluklanmada yarar var...
Hoş, İstanbul’un sadece müteahhitler cenneti Kadıköy semtinde etkili olacak! büyük depremin bahanesi, 'kentsel dönüşüm’ün (KD) kaya kırma, hafriyat, beton mikseri gürültüsü ile çamur ve toz salınımı esareti altında yaşarken soluklanma güç olsa da devam edelim isterseniz! Gulliver’in Liliput evlerini andıran, daha inşaat aşamasında bile çalışan işçilerin kutu gibi odalardan taşan devasa görüntülerinin göz tırmalayıcı özellikleri, yaratılan ranttan kimlerin mutlu olabileceğini sorgulatıyor benim gibilere… Tabiatı ile böylesi kaotik ortamlar söz konusu olunca haliyle dile getirilecek şikayet konuları da çeşitleniyor. Ancak, yanılıp da şikayeti ilgili merciilere iletme hatasına düşülürse, işte o zaman YZ’yi filan unutturarak devreye giren bizim ilkel 'sistem’ hazretlerinin, ‘’sistem arızası nedeniyle işlemler geçici olarak durdurulmuştur!’’ benzeri anons ile bir çıkmaz sokağa ulaşıyor, ya da şanslıysanız, ‘'başvurunuz sisteme kaydolmuştur!’' gibi mutlu sona sevinebiliyorsunuz.. 
Sonuçta, KD sayesinde kavuşulan altı cılız üstü obez binaların cazibesine karşılık, zamanla ortaya çıkmakta olan ufak tefek sorunları da abartmamak lazım. Karşı yakada inatla sürdürülen bölgenin idam fermanı ‘kanal’ projesinin getireceği dehşet etki bir yana, boyları uzatılan bu yeni binalara yönelik nüfus transplantasyonu ile alt yapı, üst yapı derken demografik yapının da çökmekte olmasını dert etmenin bir manası yok. Tersine, mevcut enflasyonist ortama nispet yaparcasına apartmanlara monte edilen CCTV denilen özel kamera kayıt ’sistem’lerinin, hukuki, etik ve özellikle mahremiyet boyutu göz önüne alınmaksızın kullanımının kimi zaman yol açtığı traji komik sahneler ile eğlenmek bile mümkün. Mamafih, resmî makamlarca suç önleme, delil toplama, caydırıcılık, kamu düzeninin korunması bakımından haklı olarak kullanım alanları genişleyen MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) denilen kamera ile izlenme oranı olarak, 2020 yılındaki ‘ Euronews' verilerine göre, İstanbul’un toplam (MOBESE+CCTV) 109 bin kamera (1000 kişiye 8 kamera) ile dünyada 42.sırada yer aldığı görülmektedir. Listede Çin, 30 şehir ile başı çekerken, Avrupa’dan 50’lik listeye girebilen iki şehirden biri olan Londra’nın 622 bin kamera (1000 kişiye 68) ile 3. Sırada geldiği, Berlin’in ise 17 bin kamera (1000 kişiye 5) kamera ile 50.sırada olduğu görülmektedir.
Yazıyı noktalarken, geçmişteki görevlerim sırasında bu konu ile ilgili iki anıma yer vermem de anlayışla karşılanır umarım!
2004 yılının yaz aylarında İstanbul’da ilk defa bir NATO zirvesi düzenlenmişti. Malum seneye de tekrar aynı zirveye ev sahiliği yapacağız. Etkinlikteki 'güvenlik koordinatörü' olarak aylar süren görevim sırasında, İstanbul gibi bir megapoldeki MOBESE uygulamasının o günlerdeki emekleme safhasındaki hali ile etkinlik öncesi meydana gelen bombalama olayları ve zirve sırasında olası terör tehditlerinden kaynaklı yüksek risk taşıyan günler hatıralarım arasında önemli yer tutmaktadır. 
Keza, yine 2000’lerin başlarında Hollanda’nın Deventer şehrindeki başkonsolosluğum dönemimde bir gece vakti, kimliği meçhul kişilerce başkonsolosluğun camlarına caddenin parke taşları atılmak suretiyle hasar verilmişti. Darbeye dayanıklı camlarda küçük çaplı hasar oluşmuştu. Misyonun CCTV kayıtlarından, 2 gencin yerdeki parke taşlarını söküp camlara fırlattığı görüntüleri şehrin polis müdürüne teslim edip, suçluları bulmalarını ve zararı da tazmin etmelerini istedik. Kısa bir zaman sonra müdür kişileri bulduklarını ve zararı da tahsil edip bize ödeyeceklerini bildirdi. Saldırganların kimliği ile bilgileri ise KVK (kişisel bilgilerin gizliliği) çerçevesinde veremeyeceğini ifade etti, anlayışla karşıladık ama bir tarafa da not ettik! Bir müddet sonra kısmet ayağımıza geldi! Amsterdam’ın Ajax ile Deventer’in Go Ahead Eagles futbol takımlarının oynadığı maç sonrası Ajax’ın ateşli taraftarları küçük şehrin altını üstüne getirmişlerdi. Baktık ertesi gün bizim müdür kapımızı çalıp, konsolosluğun şehirdeki hasarlı yerleri görüş açısı içine alan kamera kayıtlarımıza bakmak istemekte. Kendisine tabii ki önce KVK yi hatırlattık, ancak karşılıklı bir jest yapmaları halinde, istisnai olarak istediğini verebileceğimizi söyledik. Haliyle sonuç kazan/kazan oldu. Bize taşları atanlar da her gün alış veriş yaptığımız fırıncının yetişkin oğlu çıktı. Sohbetimizde epey mahçup olan babanın,'’ Başkonsolosum oğlum çok yaramaz çocuktur, komşuların da camlarını kırıyor, kusuruna bakmayın!’’ cümlesi o zaman olduğu gibi halen gülerek hatırladığım ilginç anılarım arasındadır.
Kalın sağlıcakla,

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (7)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sevil Tarazouyazar
(14.01.2026 22:04 - #4521)
Kaleminize sağlık Sayın Büyükelçim
Eriş Teşekkür ediyorum Sevil Hanım
Eriş Teşekkürler Sevil Hanım..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Filiz
(14.01.2026 23:24 - #4522)
Engin tecrübeli, değerli diplomat (E) büyükelçi sayın Hidayet Eriş tüm yazılarınız gibi yine çok büyük bir keyifle yazınızı okudum ve çok beğendim. Kaleminize yüreğinize sağlık. Bilgilendirmeleriniz içinde ayrıca teşekkürler.
Eriş Yazıyı beğendiğinize memnun oldum, çok teşekkürler ilginize...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Metin Erdoğan
(14.01.2026 23:44 - #4523)
Teşekkürler. Her makaleden yeni bilgiler ediniyorum.
Eriş İlginize teşekkür ediyorum. Beğendiğinize memnun oldum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Uğur YALÇIN
(15.01.2026 14:34 - #4529)
Sayın Büyükelçim yazınızı güzel bir hikaye ile bitirmişsin. Teknoloji ve yazılım yerli olmadığı sürece siber güvenlik konusu çok önem kazanıyor. Satın alınan yabancı yazılımlardan sızma olması olasıdır. Korunması da çok güçlük yaşanmaktadır. Teknolojiyi yakalamak için yatırım ve güçlü bir ekonomiye ihtiyaç vardır. Saygılarımla
Eriş Değerli katkınıza ve ilginize teşekkür ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Servet Ünalmışer
(16.01.2026 07:12 - #4543)
Yapay zeka konusundaki bilgiler için sağ olasın, var olasın. Başta Çin ve Japonya olmak üzere bilim insanları quantum zeka üzerinde yoğulaşmış durumdalar. Okuduğum kadarı ile Almanya bu proje için bir milyar euro ayırmış durumda. Başkalarının geliştirdiği teknoloji ile kendi kapasitemizle uygulama yerine, bizde keşke betona ayrıan pranın bir kısmını quatum computing e harcasak da, çorbada bizim de tuzumuz ols
Eriş Bilim insani olarak ileriyi gören değerli yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağolun!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Güzide
(16.01.2026 15:25 - #4552)
Sevgili Hidayet Bey,hem akıcı hem öğretici hem de gülümseten yazılarınızı keyifle okuyorum.Vaktiyle bilgisayarlar hayatımıza girdıklerinde okullarda öğrenciler kendilerine verilen dönem ödevlerini ordan burdan toplarlar,kendileri hazırlamış gibi sunarlardı.Evet kolaycılık mı desek,karşısındakini aldatma mı desek,ne desek bilemiyorum.EMEK HARCAMADAN kazanmak.Şimdi de hayatımıza yapay zeka girdi.Bence durum biraz endişe verici.
Eriş Eğitim sistemimizdeki yanlışlara uzman gözüyle dikkat çeken değerli yorumunuza teşekkür ediyorum. Emek harcamadan kazanmak, yarattıkları sözde "yeni Türkiye"de en geçerli yol oldu maalesef!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
OMS
(17.01.2026 21:56 - #4572)
Sn Eriş, Yazınız üzerine mobese.com.tr’yi ziyaret ederek; nedir ne değildir kapsamlı bilgi sahibi oldum. Dünya da ki YZ kullanımı ile verdiğiniz verilere eş değerde bir mobese güvenlik sistemine sahip olduğumuzu gördüm. Bu sistem de kolaycılık anlayışı içinde sadece kişisel verilerimize ulaşmak için mi hızla gelişiyor acaba? Dilerim kentsel dönüşüm de bir an önce dönüşümsüzlüğe döner.
Eriş Değerli okurum, teşekkürler ilginize! YZ, dünyada tam işleri ele alana kadar bizim "büyük birader" zaten hiç bir kavram bırakmayacak gibi..KD ise ciddi bir sallanmaya bakar!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.