Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
Köşe Yazarı
Hidayet ERİŞ - Büyükelçi (E)
 

YİNE 'HASTA ADAM’

Merhaba, ''Müflis tüccar eski defterlerini karıştırır'' hesabı, tanrıya şükür ne tüccar, ne de henüz iflas bayrağı çekmiş olmasak da, içinde bulunduğumuz malum kasvetli ortam nedeniyle yazı yazacak motivasyonu yaratmak adına bu köşedeki eski yazılara söyle bir göz gezdirelim dedik… Demişken de, iki ay kadar önceki, doyurucu bir okuyucu ilgisine mazhar olmuş ‘’Hasta Adam’' başlıklı yazımdan bugüne kadar yaşadıklarımızı düşününce gözüm korktu! Meğer neler olmuş neler? İhtiyarlar günü ucuzluğuna denk getirerek, eksiksiz bir korku filmi seyretmek, hatta efektleri dahi hissetmek için 'Dolby’ sistem donanımlı serin bir sinema salonuna gitmemize bile gerek kalmamış…Şimdi merakla bekleyelim, bakalım filmin sonunda ne olacak? Bu arada ‘Yaz' mevsimi tabii, yıl içinde kısıtlı zaman dilimleri içinde de olsa, torun-torba, ailece bir araya gelebilmenin mutluluğunu yaşadığımız Ağustos’a istemeden de olsa veda ederken, '‘hasta adam’'ın ‘adam’ faslı ile ilgili, şahit olduğum ironik bir örneği dile getirmeden geçmek olmaz diye düşündüm.  Ama öncelikle, geçtiğimiz kış aylarında kaleme aldığım ‘’Suyun Öte Yanı’’ adlı yazımda değindiğim gibi, Mandalya körfezine bakan sahil kenarındaki evimizden, artık 'Sonbahar Ekinoks'una girmek üzere güneye doğru kayan, tablo gibi enfes güzellikteki 'kızıl' gün batımını, Didim’e 5.9 km. uzaklıktaki Bulamaç (Farmakonisi) adasının yassı siluetinden izlemeye başladığımızın da altını çizeyim. Malum, 1912 yılında dönemin ‘’Hasta Adam’’ı Osmanlı devletinin ‘kızıl’ adı ile maruf eski sultanlarından Abdülhamit zamanında atıl bırakılıp, kuzey Ege’de Yunan donanması ile köşe kapmaca oynayan Hamidiye zırhlısı hariç, Haliç’ten kazan patlatarak çıkamayan çürümüş donanmasının zaafiyeti yüzünden bir antlaşma ile İtalya’ya devrettiği Ege’de statüleri belirlenmemiş adacıklardan biri olan Bulamaç'a, son yirmi yıl içinde Ege’deki aç gözlü komşumuz tarafından hemen kuzeyindeki Eşek (Agothonisi) adası ile birlikte, bir dizi diğerleri de dahil, el konulduğunu hatırda tutalım.  ‘'Akşamın kızıllığı seherinkinden iyidir!’’ şeklindeki denizci deyişine uygun, 5 metrelik sandal boyutundaki teknemiz ile kimi akşam üzerleri Bulamaç’a doğru açıldığımız bu sularda, ulaştırma bakanlığının, muhtemelen AB ile sözde uyum düşüncesi ile ahiren başlattığı bir dizi tuhaf uygulamaya ve sığ iç sularda balıkçılara, günü birlik tur teknelerine göz açtırmayan sahil muhafaza unsurlarımız ile ters düşmemek için, 80’lerden kalma amatör denizci belgemizi (ADB) de haliyle yenilemek durumunda kaldık. Arşivlerdeki muhtemel sıkıntıyı dikkate alarak söz konusu işlem için, cepten üç sıfırlı harca baliğ, uygulamalı kısa eğitimi takiben ‘on-line’ da olsa yeniden sınava girdik. Her neyse, gayet kapsamlı sorular arasında bir tanesi, keza ‘Hasta Adam’ yazımdaki kadın okurlarımız için yaptığım ‘maskülen’ dünyaya yönelik ironik atfı hatırlattı.  Soru: ‘’Denize ‘adam' düştüğünde ne yapılır?’’ (Düşen yolcu kadın da olsa) Cevap: ‘’Yüksek sesle ‘denize adam düştü’ diye bağırılır ve motor stop edilir!''. İngilizce’de de maalesef yine aynı şekilde maskülen yaklaşım ile MOB (Man Over Board) deniliyormuş! Demek ki ‘hasta'lananlar ya da denize düşenler gibi kazaya uğrayanlar genelde adamlar olduğuna göre, bizim memleket örneğinde bazı iç siyaset ve yerel yönetimler bazındaki münferit olumsuz örnekler hariç, kadınların yere daha sağlam bastıkları anlaşılıyor… Kalın sağlıcakla...    
Ekleme Tarihi: 22 Ağustos 2026 -Cumartesi

YİNE 'HASTA ADAM’

Merhaba,

''Müflis tüccar eski defterlerini karıştırır'' hesabı, tanrıya şükür ne tüccar, ne de henüz iflas bayrağı çekmiş olmasak da, içinde bulunduğumuz malum kasvetli ortam nedeniyle yazı yazacak motivasyonu yaratmak adına bu köşedeki eski yazılara söyle bir göz gezdirelim dedik… Demişken de, iki ay kadar önceki, doyurucu bir okuyucu ilgisine mazhar olmuş ‘’Hasta Adam’' başlıklı yazımdan bugüne kadar yaşadıklarımızı düşününce gözüm korktu! Meğer neler olmuş neler?
İhtiyarlar günü ucuzluğuna denk getirerek, eksiksiz bir korku filmi seyretmek, hatta efektleri dahi hissetmek için 'Dolby’ sistem donanımlı serin bir sinema salonuna gitmemize bile gerek kalmamış…Şimdi merakla bekleyelim, bakalım filmin sonunda ne olacak?

Bu arada ‘Yaz' mevsimi tabii, yıl içinde kısıtlı zaman dilimleri içinde de olsa, torun-torba, ailece bir araya gelebilmenin mutluluğunu yaşadığımız Ağustos’a istemeden de olsa veda ederken, '‘hasta adam’'ın ‘adam’ faslı ile ilgili, şahit olduğum ironik bir örneği dile getirmeden geçmek olmaz diye düşündüm. 

Ama öncelikle, geçtiğimiz kış aylarında kaleme aldığım ‘’Suyun Öte Yanı’’ adlı yazımda değindiğim gibi, Mandalya körfezine bakan sahil kenarındaki evimizden, artık 'Sonbahar Ekinoks'una girmek üzere güneye doğru kayan, tablo gibi enfes güzellikteki 'kızıl' gün batımını, Didim’e 5.9 km. uzaklıktaki Bulamaç (Farmakonisi) adasının yassı siluetinden izlemeye başladığımızın da altını çizeyim.

Malum, 1912 yılında dönemin ‘’Hasta Adam’’ı Osmanlı devletinin ‘kızıl’ adı ile maruf eski sultanlarından Abdülhamit zamanında atıl bırakılıp, kuzey Ege’de Yunan donanması ile köşe kapmaca oynayan Hamidiye zırhlısı hariç, Haliç’ten kazan patlatarak çıkamayan çürümüş donanmasının zaafiyeti yüzünden bir antlaşma ile İtalya’ya devrettiği Ege’de statüleri belirlenmemiş adacıklardan biri olan Bulamaç'a, son yirmi yıl içinde Ege’deki aç gözlü komşumuz tarafından hemen kuzeyindeki Eşek (Agothonisi) adası ile birlikte, bir dizi diğerleri de dahil, el konulduğunu hatırda tutalım. 

‘'Akşamın kızıllığı seherinkinden iyidir!’’ şeklindeki denizci deyişine uygun, 5 metrelik sandal boyutundaki teknemiz ile kimi akşam üzerleri Bulamaç’a doğru açıldığımız bu sularda, ulaştırma bakanlığının, muhtemelen AB ile sözde uyum düşüncesi ile ahiren başlattığı bir dizi tuhaf uygulamaya ve sığ iç sularda balıkçılara, günü birlik tur teknelerine göz açtırmayan sahil muhafaza unsurlarımız ile ters düşmemek için, 80’lerden kalma amatör denizci belgemizi (ADB) de haliyle yenilemek durumunda kaldık. Arşivlerdeki muhtemel sıkıntıyı dikkate alarak söz konusu işlem için, cepten üç sıfırlı harca baliğ, uygulamalı kısa eğitimi takiben ‘on-line’ da olsa yeniden sınava girdik. Her neyse, gayet kapsamlı sorular arasında bir tanesi, keza ‘Hasta Adam’ yazımdaki kadın okurlarımız için yaptığım ‘maskülen’ dünyaya yönelik ironik atfı hatırlattı. 
Soru: ‘’Denize ‘adam' düştüğünde ne yapılır?’’ (Düşen yolcu kadın da olsa)
Cevap: ‘’Yüksek sesle ‘denize adam düştü’ diye bağırılır ve motor stop edilir!''. İngilizce’de de maalesef yine aynı şekilde maskülen yaklaşım ile MOB (Man Over Board) deniliyormuş!

Demek ki ‘hasta'lananlar ya da denize düşenler gibi kazaya uğrayanlar genelde adamlar olduğuna göre, bizim memleket örneğinde bazı iç siyaset ve yerel yönetimler bazındaki münferit olumsuz örnekler hariç, kadınların yere daha sağlam bastıkları anlaşılıyor…

Kalın sağlıcakla...

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.