Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Uğur MUMCU

Bu ülkede bazı insanlar ölmez. Öldürülür. Üstelik sadece bedenleri değil; kelimeleri, soruları, hafızaları hedef alınarak. Uğur Mumcu, tam da bu yüzden “sakıncalıydı”. Çünkü susmadı. Çünkü korkunun anayasa maddesi gibi dayatıldığı zamanlarda bile, gerçeğin izini sürdü. Çünkü herkesin kaçtığı belgelerin üstüne yürüdü. Yakın tarih dediğimiz şey; takvim yapraklarından değil, faili meçhullerden, yarım kalan cümlelerden, bombayla susturulan kalemlerden oluşur. Bu coğrafya, en aydın insanlarını karanlıkta bırakma konusunda fazlasıyla “tecrübelidir.” Ama hesaplayamadıkları bir şey vardı: Hakikat, öldürülenle birlikte gömülmez. “Bir gün mezar taşlarımızda ‘suskun kaldı’ yazacak. Oysa biz susmadık.” (Sakıncalı Piyade) “Sakıncalı Piyade”, bir unvan değil; bir itiraz biçimidir. Mahkeme salonlarında, yazı masalarında, gazete sütunlarında; kimin konuşabileceğini, kimin susturulacağını ifşa eden bir tanıklıktır. Uğur Mumcu, adaletin hangi anda öfkeye dönüştüğünü, hangi cümlede tahammülün bittiğini kayda geçirdi. Bugün hâlâ o satırlar can yakıyorsa, bugün hâlâ o isim anıldığında boğaz düğümleniyorsa, sebebi geçmişin geçmemiş olmasıdır. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” (Uğur Mumcu’nun sıkça tekrarladığı sözü) Üzgünüz. Öfkeliyiz. Ama asla unutmadık. Çünkü unutanlar tekrar yaşar. Hatırlayanlar ise direnir. 24 Ocak 1993 “Hakikatin susturulamadığı gündür.” Kalemi bombadan güçlü olanların, gerçeği yazmayı “sakıncalı” bulanlara inat sürdürenlerin günüdür. “Bir kalem, bir bomba kadar güçlüdür. Ama bomba bir kalemi susturamaz.” Uğur Mumcu’nun yolculuğu! 1942’de Kırşehir’de doğdu. Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu, gazeteciliğe adım attı. Sadece yazmakla kalmadı; araştırdı, belgeledi, ortaya koydu. Silah kaçakçılığından terör örgütlerine, devlet-mafya ilişkilerinden gizli anlaşmalara kadar, herkesin korktuğu dosyalara girdi. “Bu silahlar kimin için? Bu ilişkiler kimleri koruyor?” (Uğur Mumcu’nun soruları) Onun yazıları, sadece bir gazetecilik faaliyeti değil; bir toplumsal hafıza kaydıydı. Her satırında, halkın bilme hakkını savundu. Her cümlesinde, korkuya karşı bir direnç vardı. Hatırlamak ve Direnmek! Bugün hâlâ Mumcu’nun adı anıldığında boğaz düğümleniyorsa, bugün hâlâ onun soruları yankılanıyorsa, sebebi geçmişin geçmemiş olmasıdır. Çünkü faili meçhuller hâlâ aydınlatılmadı. Çünkü susturulan kalemlerin hesabı hâlâ sorulmadı. Çünkü hakikat hâlâ sakıncalı sayılıyor. Ama biz hatırlıyoruz. Çünkü unutanlar tekrar yaşar. Hatırlayanlar ise direnir. 24 Ocak 1993 “Hakikatin susturulamadığı gündür.” Bugün, kalemi bombadan güçlü olanların günüdür. Bugün, gerçeği yazmayı “sakıncalı” bulanlara inat sürdürenlerin günüdür. Saygıyla. Özlemle. Ve hâlâ aynı soruyu sorarak: “Bu silahlar kimin için?”    
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2026 -Pazartesi

Uğur MUMCU

Bu ülkede bazı insanlar ölmez.
Öldürülür.
Üstelik sadece bedenleri değil; kelimeleri, soruları, hafızaları hedef alınarak.

Uğur Mumcu, tam da bu yüzden “sakıncalıydı”.
Çünkü susmadı.
Çünkü korkunun anayasa maddesi gibi dayatıldığı zamanlarda bile, gerçeğin izini sürdü.
Çünkü herkesin kaçtığı belgelerin üstüne yürüdü.

Yakın tarih dediğimiz şey; takvim yapraklarından değil, faili meçhullerden, yarım kalan cümlelerden, bombayla susturulan kalemlerden oluşur. Bu coğrafya, en aydın insanlarını karanlıkta bırakma konusunda fazlasıyla “tecrübelidir.”

Ama hesaplayamadıkları bir şey vardı:
Hakikat, öldürülenle birlikte gömülmez.

“Bir gün mezar taşlarımızda ‘suskun kaldı’ yazacak.
Oysa biz susmadık.”
(Sakıncalı Piyade)

“Sakıncalı Piyade”, bir unvan değil; bir itiraz biçimidir.
Mahkeme salonlarında, yazı masalarında, gazete sütunlarında; kimin konuşabileceğini, kimin susturulacağını ifşa eden bir tanıklıktır.

Uğur Mumcu, adaletin hangi anda öfkeye dönüştüğünü, hangi cümlede tahammülün bittiğini kayda geçirdi.
Bugün hâlâ o satırlar can yakıyorsa,
bugün hâlâ o isim anıldığında boğaz düğümleniyorsa,
sebebi geçmişin geçmemiş olmasıdır.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
(Uğur Mumcu’nun sıkça tekrarladığı sözü)

Üzgünüz.
Öfkeliyiz.
Ama asla unutmadık.
Çünkü unutanlar tekrar yaşar.
Hatırlayanlar ise direnir.

24 Ocak 1993 “Hakikatin susturulamadığı gündür.”
Kalemi bombadan güçlü olanların, gerçeği yazmayı “sakıncalı” bulanlara inat sürdürenlerin günüdür.

“Bir kalem, bir bomba kadar güçlüdür.
Ama bomba bir kalemi susturamaz.”

Uğur Mumcu’nun yolculuğu!

1942’de Kırşehir’de doğdu. Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu, gazeteciliğe adım attı.
Sadece yazmakla kalmadı; araştırdı, belgeledi, ortaya koydu.
Silah kaçakçılığından terör örgütlerine, devlet-mafya ilişkilerinden gizli anlaşmalara kadar, herkesin korktuğu dosyalara girdi.

“Bu silahlar kimin için? Bu ilişkiler kimleri koruyor?”
(Uğur Mumcu’nun soruları)

Onun yazıları, sadece bir gazetecilik faaliyeti değil; bir toplumsal hafıza kaydıydı.
Her satırında, halkın bilme hakkını savundu.
Her cümlesinde, korkuya karşı bir direnç vardı.

Hatırlamak ve Direnmek!

Bugün hâlâ Mumcu’nun adı anıldığında boğaz düğümleniyorsa,
bugün hâlâ onun soruları yankılanıyorsa,
sebebi geçmişin geçmemiş olmasıdır.

Çünkü faili meçhuller hâlâ aydınlatılmadı.
Çünkü susturulan kalemlerin hesabı hâlâ sorulmadı.
Çünkü hakikat hâlâ sakıncalı sayılıyor.

Ama biz hatırlıyoruz.
Çünkü unutanlar tekrar yaşar.
Hatırlayanlar ise direnir.

24 Ocak 1993 “Hakikatin susturulamadığı gündür.”
Bugün, kalemi bombadan güçlü olanların günüdür.
Bugün, gerçeği yazmayı “sakıncalı” bulanlara inat sürdürenlerin günüdür.

Saygıyla.
Özlemle.
Ve hâlâ aynı soruyu sorarak:


“Bu silahlar kimin için?”

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (12)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Leyla
(26.01.2026 12:39 - #4873)
Doğru tespitler ışıklarda uyusun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
SÇetinkaya
(26.01.2026 12:42 - #4874)
Hamdi yoldaş, yüreğine,eline sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat SARITAŞ
(26.01.2026 12:48 - #4875)
Yüreğine kalemine sağlık arkadaşım. Toplum olarak, "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamaz" cümlesi anlaşıldığında o bombalar, silahlar susar...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Niyazi Gezik
(26.01.2026 13:09 - #4876)
6Nisan 1909’da Hasan Fehmi’le başlayan gazeteci cinayetleri günümüze kadar devam etmiştir.Hrant Dink;bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz,demişti ama bir kere dokundun mu “derin akla” yanıyordun.Hasan Fehmi,Ahmet Samim,Krikor Zöhrap,Turan Dursun,Uğur Mumcu,Musa Anter,Hrant Dink ve daha adlarını buraya sığdıramadıklarım.Hepsinin faili meçhul/belli değil mi? Dünyanın başka ülkelerinde var mıdır acaba “Şehit Gazeteciler Günü”?
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Semih
(26.01.2026 13:21 - #4877)
Kelemine eline saglık üsdadım
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Nurkut İlhan
(26.01.2026 13:33 - #4878)
Uğur Mumcu katledildi. Arkasındaki kişi ve güçler hala korunuyor. Katiller hesap vermeli hemen.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erol
(26.01.2026 13:45 - #4879)
Toplumun, aydınlanması çapasında büyük emekleri olan ,bu degerli kalemi saygıyla anıyor, "karanlıĝįn sonu bir ulu ṣafak olsun" ışıklar içinde yatsın,saygıyla, sevgiyle . Kalemine saĝlık Hamdi.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aydın Necati
(26.01.2026 13:51 - #4880)
Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk; köşelerinde yazdıkkarı yazıla- rıyla, beni "Cumhuriyet" gazetesi okuru yapmışlardır. İki yazarımızın da öldürülmelerinde ( İlhan Selçuk; ergenokon suçlama- larında gözaltındayken kalp kırizi geçirip, sonrasında rahmetli olan gazeteciydi), büyük hatalar sonucu iki de- ğerli gazeteciyi kaybetmiştik. 1970 li yıllardan bu yana Cumhuriyet Gazetesi okurluğum, halen devam etmektedir. Uğur Mumcu, Rabıta'yı (yurt dışından özellikle Suudi Arabistan'dan, Türkiye'ye, Diyanet İşleri Başkanlığı'na gelen yardım paralarını) ortaya çıkardığı için evinin önünde aracına bindiği anda, maalesef, aracı na konan bomba ile suikaste uğrayarak öldürülmüştü. Doğruları yazan ve toplumu aydınlatan, diğer öldürülen gazeteciler gibi susturulmak istenmişti. Bu tür hareketler hiç bir zaman caydjrıcı olmamış, tam tersine toplumda büyük infiallere yol yol açmıştır. Kısacası, kalemin gücü, her zaman kurşundan çok daha güçlü olmuştur. Öldürülen Gazeteci, Yazar, Hukuk çu, Bakanlara, Sendika cılara, Aydınlara .. Allah'tan Rahmet diliyor, Mekânları Cennet olsun, diyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Asi çocuk
(26.01.2026 15:54 - #4886)
Allah rahmet eylesin mekanları cennet nur olsun inşallah
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ahmet
(26.01.2026 17:33 - #4888)
Tebrik ediyorum güzel dost.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İnci
(26.01.2026 18:15 - #4889)
Araştıran belgeleyerek CANI PAHASINA herkesin öğrenmesini sağlayan gazeteci yazar, ruhu şad olsun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Fidan Okyar sarıer
(26.01.2026 20:53 - #4890)
Ruhu şad olsun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.