Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

AH ÇOCUKLAR AH!

Eskiden kitap okurdu çocuklar. Teksas, Tommiks bile olsa… Ellerinde bir maceranın, bir hikâyenin, bir öykünün kokusu vardı. Kitap kokusu, dergi sayfalarının hışırtısı, merakın ve hayalin kapısıydı onlar için.Bugün o kokuyu unuttular. Mahalle aralarında erkekler futbol, saklambaç; kızlar seksek, ip atlama, üçtaş oynardı. Şimdi o oyunların yerini neredeyse uyuşturucu ve bireysel tedhiş aldı. Çocuklar yaşamla kötülük arasında Rus ruleti oynuyor adeta! Toplumsal, bireysel kötülük terkisine alıyor onları, dörtnala dehşete koşturuyor. Çocukların büyüyecek olmaktan başka kusurları yoktur. Asıl kusur, onları büyütürken içine sürüklediğimiz ekonomik, sosyal ve toplumsal çürümededir. Bu çürümenin yanında, gözünü para hırsı bürümüş uyuşturucu baronlarının, sosyal medyanın ve para babalarının kurduğu düzenin kurbanı oluyor çocuklar. Amacı dışında kullanılan teknolojiyle bu kötülüğü daha da büyüttük. Ekran ışığını bilgi yerine bağımlılığa ve kötülüğe çevirdik. Çocukların gözlerini kitaplardan koparıp, sahte ihtişamın cazibesine kilitledik. Okullarda şiddet ve zorbalık her geçen gün daha da artıyor. Öğretmenin sesi yerine telefon ekranının ışığı hâkim oluyor. Kütüphaneler boş, teneffüsler sessiz; merakın besleneceği alanlar birer birer yok edildi çocukların. Eskiden okullarda Edebiyat, Spor, İzci, Kızılay gibi sosyal kollar vardı. Birlikte hareket etmenin, ekip olmanın, medeni cesaret kazanmanın, birlikte başarmanın alanıydı bu oluşumlar. Çocukları kötü alışkanlıklardan koruyan birer siperdi. Şimdi Biyoloji ve Felsefe dersleri müfredattan çıkarıldı, ya da işlevsiz hale getirildi. Soru sormak, tartışmak, üretmek yerine ezber ve ekran bağımlılığı dayatıldı. Merak oyunla büyür, sorgulamayla gelişir; ama çocuklara ne oyun alanı bırakıldı ne sorgulama hakkı. Ekonomik baskılar aileleri geçim derdine sürükledi. Çocuklar yalnız ve sahipsiz kaldı. Mahalle kültürü dağıldı, komşuluk ritüelleri yok oldu. Birlik sofraları yerini yalnız ekranlara bıraktı. Su büyüğün, sofra küçüğündü; şimdi onların yerini fast-food kutusu aldı. Ailece yenilen sofrada yemeklere değil, tek başına yenilen kutulara hapsedildi. Medya ise mafya dizileriyle, ultra saraylarda ihtişamlı yaşamlarla, kolay para kazanma yollarıyla çocukları özendiriyor. Erkekler mafya kahramanlarına, kızlar frapan makyajlı oyunculara özeniyor. Ne öğretmenin ne idarenin sözü geçiyor artık. Bir öğretmen bir öğrenciye “evladım kaşının üstünde kara var” dese kıyamet kopuyor. Aileler şikayet dilekçesiyle maaile okula baskına geliyor, öğretmen ve okul idaresi başını soruşturmadan kaldıramıyor. Sistemde ne kadar hata varsa bir o kadar da çocukları yetiştiren ailelerde de ne yazık ki var. Suça sürüklenen çocukların aile içi sıkıntıları da başlı başına büyük bir sorun. Son birkaç gündür iki ilimizde yaşanan olaylar, çocukların canına ve geleceğine kast eden karanlık tabloları gözler önüne seriyor. Milli Eğitim sistemine tarikat ve cemaatlerin ortak edilmesi, bilimsel eğitimin damarlarını kesiyor. Biyoloji ve Felsefe derslerinin kaldırılması ya da içinin boşaltılması, çocukların düşünme ve sorgulama yetisini yok ediyor. Okul artık bir umut kapısı değil. Çocuklar ve gençler geleceklerini başka yerlerde arıyor: göç yollarında, ucuz işçilikte, ekran ışığında… Çocukları yürüdükleri çamurlu yola benzetiyorlar. Ayakları batağa saplanmış, gözleri ufka kilitlenmiş. Her adımda biraz daha karanlığa çekiliyorlar. Çukur’a batmış adamlar, kendi bataklıklarını miras bırakıyor. Uyuşturucu baronları, mafya dizilerinin kahramanları, kolay para hayalleri… Kendi çürümüş dünyalarını çocukların omuzlarına yüklüyorlar. Ve biz… Sonra oturup ağıt yakıyoruz. Ama ağıt yetmez. Eğitimin baştan sona revize edilmesi gerekir. Çocukları yeniden kitap kokusuna, oyun ritüellerine, birlik sofralarına döndürmek için. Bilimsel, özgür, eşitlikçi bir eğitim için. Çocukların geleceğini kurtarmak için. Çocukları kurtarmak, geleceği kurtarmaktır.  
Ekleme Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi

AH ÇOCUKLAR AH!

Eskiden kitap okurdu çocuklar.
Teksas, Tommiks bile olsa…

Ellerinde bir maceranın, bir hikâyenin, bir öykünün kokusu vardı.
Kitap kokusu, dergi sayfalarının hışırtısı, merakın ve hayalin kapısıydı onlar için.Bugün o kokuyu unuttular.
Mahalle aralarında erkekler futbol, saklambaç; kızlar seksek, ip atlama, üçtaş oynardı.
Şimdi o oyunların yerini neredeyse uyuşturucu ve bireysel tedhiş aldı.
Çocuklar yaşamla kötülük arasında Rus ruleti oynuyor adeta!
Toplumsal, bireysel kötülük terkisine alıyor onları, dörtnala dehşete koşturuyor.

Çocukların büyüyecek olmaktan başka kusurları yoktur.
Asıl kusur, onları büyütürken içine sürüklediğimiz ekonomik, sosyal ve toplumsal çürümededir.
Bu çürümenin yanında, gözünü para hırsı bürümüş uyuşturucu baronlarının, sosyal medyanın ve para babalarının kurduğu düzenin kurbanı oluyor çocuklar.
Amacı dışında kullanılan teknolojiyle bu kötülüğü daha da büyüttük.
Ekran ışığını bilgi yerine bağımlılığa ve kötülüğe çevirdik.
Çocukların gözlerini kitaplardan koparıp, sahte ihtişamın cazibesine kilitledik.

Okullarda şiddet ve zorbalık her geçen gün daha da artıyor.
Öğretmenin sesi yerine telefon ekranının ışığı hâkim oluyor.
Kütüphaneler boş, teneffüsler sessiz; merakın besleneceği alanlar birer birer yok edildi çocukların.

Eskiden okullarda Edebiyat, Spor, İzci, Kızılay gibi sosyal kollar vardı.
Birlikte hareket etmenin, ekip olmanın, medeni cesaret kazanmanın, birlikte başarmanın alanıydı bu oluşumlar.
Çocukları kötü alışkanlıklardan koruyan birer siperdi.

Şimdi Biyoloji ve Felsefe dersleri müfredattan çıkarıldı, ya da işlevsiz hale getirildi.
Soru sormak, tartışmak, üretmek yerine ezber ve ekran bağımlılığı dayatıldı.
Merak oyunla büyür, sorgulamayla gelişir; ama çocuklara ne oyun alanı bırakıldı ne sorgulama hakkı.

Ekonomik baskılar aileleri geçim derdine sürükledi.
Çocuklar yalnız ve sahipsiz kaldı.
Mahalle kültürü dağıldı, komşuluk ritüelleri yok oldu.
Birlik sofraları yerini yalnız ekranlara bıraktı.
Su büyüğün, sofra küçüğündü; şimdi onların yerini fast-food kutusu aldı.
Ailece yenilen sofrada yemeklere değil, tek başına yenilen kutulara hapsedildi.

Medya ise mafya dizileriyle, ultra saraylarda ihtişamlı yaşamlarla, kolay para kazanma yollarıyla çocukları özendiriyor.
Erkekler mafya kahramanlarına, kızlar frapan makyajlı oyunculara özeniyor.
Ne öğretmenin ne idarenin sözü geçiyor artık.
Bir öğretmen bir öğrenciye “evladım kaşının üstünde kara var” dese kıyamet kopuyor.
Aileler şikayet dilekçesiyle maaile okula baskına geliyor, öğretmen ve okul idaresi başını soruşturmadan kaldıramıyor.

Sistemde ne kadar hata varsa bir o kadar da çocukları yetiştiren ailelerde de ne yazık ki var.
Suça sürüklenen çocukların aile içi sıkıntıları da başlı başına büyük bir sorun.

Son birkaç gündür iki ilimizde yaşanan olaylar, çocukların canına ve geleceğine kast eden karanlık tabloları gözler önüne seriyor.
Milli Eğitim sistemine tarikat ve cemaatlerin ortak edilmesi, bilimsel eğitimin damarlarını kesiyor.
Biyoloji ve Felsefe derslerinin kaldırılması ya da içinin boşaltılması, çocukların düşünme ve sorgulama yetisini yok ediyor.
Okul artık bir umut kapısı değil.
Çocuklar ve gençler geleceklerini başka yerlerde arıyor: göç yollarında, ucuz işçilikte, ekran ışığında…

Çocukları yürüdükleri çamurlu yola benzetiyorlar.
Ayakları batağa saplanmış, gözleri ufka kilitlenmiş.
Her adımda biraz daha karanlığa çekiliyorlar.
Çukur’a batmış adamlar, kendi bataklıklarını miras bırakıyor.
Uyuşturucu baronları, mafya dizilerinin kahramanları, kolay para hayalleri…
Kendi çürümüş dünyalarını çocukların omuzlarına yüklüyorlar.

Ve biz…
Sonra oturup ağıt yakıyoruz.

Ama ağıt yetmez.
Eğitimin baştan sona revize edilmesi gerekir.
Çocukları yeniden kitap kokusuna, oyun ritüellerine, birlik sofralarına döndürmek için.
Bilimsel, özgür, eşitlikçi bir eğitim için.
Çocukların geleceğini kurtarmak için.

Çocukları kurtarmak, geleceği kurtarmaktır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (12)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hasan Aytekin
(20.04.2026 21:28 - #5418)
Sevgili Hamdi kalemine yüreğine sağlık. Kızların oynadığı 3 taş değil 5 taş olacaktı.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
MURAT KORKMAZ.
(20.04.2026 21:52 - #5419)
TEŞEKKÜRLER. HER ŞEY GÖNLÜNCE OLSUN. SAĞLICAKLA KAL
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Atakent
(20.04.2026 21:55 - #5420)
Çok güzel bir konu ele almışsin ellerine sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat SARITAŞ
(20.04.2026 22:05 - #5421)
Sevgili arkadaşım, geçmişe dair söylediklerinin gerçekleşmesi için yıllar geçmişti ve hepsi Cumhuriyetin kazanımlarıydı. Ne yazık ki değeri bilinmedi. O değerleri yaratmak için bir yüzyıl geçti. Bir yüz yıl için daha zaman çok az Cumhuriyetin değerini bilen, anlayan şahitler yavaş yavaş azalıyor. Geriye kalan zaman çok iyi değelendirilmeli.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erol DOĞAN
(20.04.2026 22:07 - #5422)
Bizim ülkede akıllı telefonun yasaklanması gerekli. Çünkü biz çok çabuk bozulmaya hazır ülke haline geldik. Teknoloji olmadan çok daha mutlu ve huzurlu yaşıyorduk. Biz çocukluğumuzu yaşadık. Tozda toprakta da oynadık. Gerçek dost ve arkadaşlarımız vardı. Yeni neslin arkadaşlığı ve dostluğu artık sanal. Yazık oluyor bu nesile.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Rahmi özcan
(20.04.2026 23:04 - #5423)
Yazdıklarına katılmamak elde değil. Hepsini birebir yaşıyoruz. Bu toplumun bireyleri olarak çocuklarımızı bu cenderden nasıl kurtarırız? Geleceğimizi nasıl güvence altına alırız?diye omuz umuza mücadele etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Gelecek yarınlar çocuklarımızın gençlerimizin olması dileğiyle.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Fidan Okyar sarıer
(20.04.2026 23:05 - #5424)
Ne kadar haklı bir yazı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erol Çavuş
(20.04.2026 23:06 - #5425)
Harika bir tespit olmuş. Çocukların sanal yaşamdan çıkıp, yeniden gerçek hayata dönmesi lazım.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat Dalmış
(20.04.2026 23:28 - #5426)
Çok güzel bir yazı, duygularımıza hitap etmişsiniz.Söylenecek o kadar çok söz var ki
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erol küzenk
(21.04.2026 07:58 - #5427)
Kalemine sağlık başkan , tespit aynen doğru
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
kemal
(21.04.2026 09:26 - #5428)
kaleminize sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
F. Berker
(21.04.2026 11:05 - #5432)
Saçma sapan mafya dizileri, abuk sabuk çizgi filmler, orta okulların önünde hap satanlar ,bunlara seyirci bir yönetim Netice günümüz….
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.