Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Gazetecilik Lokantası

Yılmaz Özdil’in bilgisine, hitabetine ve güçlü kalemine kim ne diyebilir? Ban göre elbette kimse bir şey diyemez! “Ama mesele şu: yazarlığından çok, ana muhalefet partisinin liderlerine, yöneticilerine ve gözüne kestirdiği kişilere yönelttiği sert kişisel çıkışlarla gündeme geliyor. Siyasi eleştiri yapsa, kabul edilebilir. Fakat çoğu zaman tepeden bakan bir üslup takınıyor; ağır kişisel eleştirilerle muhataplarını küçümsüyor, hatta onlara yön tayin etmeye kalkışıyor. Eleştirmek en doğal haktır; eleştirilen kişi ya da kurum, bu eleştiriyi dikkate alır veya almaz. Ama “Ben bilirim, böyle yapacaksın arkadaş” diyemezsin. Çünkü senin işin bu değil. Yoksa bir gün gerçekten inanırız ki sen gazeteci değil, muhalefet müfettişisin!” Yıllar önce köşemde bir yazı yazmıştım. Okuyan kişiler bana çok sitem etmişti: “Yılmaz Özdil için çok haksızlık etmişsin” dediler. Hatta lisedeki edebiyat öğretmenim bile, “Senden beklemezdim, Hamdi” diye sitem etmişti. Ama bugün yaşananlara baktığımda, o yazımın haklılığı daha da net anlaşılıyor. Gazetecilik lokantasında yemek yok, haber yok. Ama bolca “laf çakma kebabı”, “klişe dolması” ve “polemik tatlısı” var. Müşteriler alkışlıyor, çünkü bu ülkede alkış, habere değil lafa veriliyor. “Muhterem” çok iyi hatip! Kemal Kılıçdaroğlu’nu seversiniz sevmezsiniz… Milyonlarca insanın oy verdiği bir partinin liderine, “Pılını pırtını topla, defol!” diye bağırmıştı. Kaç kez, ağır kişisel ithamlarda bulunmuştu. Sen kimsin be arkadaş? Bu kudreti nereden alıyorsun? Sanki ülkenin kaderi, onun kaleminden çıkan tekerlemelere bağlıymış gibi. Aradan yıllar geçti, Özgür Özel’e de aynı sertlikte sözler yöneltti. “Mesir macunu, saçlarını wax’lıyor, gözlerini çizdirdi, gözlüğü attı…” kişisel eleştiriler. Her zaman sol gösterip sağ vuruyor. İlk girdiği seçimlerde partisinin oyun %13 puan artırmış bir parti liderine bu düzeysiz saldırıların kuyruk acısı nedir, anlamak mümkün değil. Kürsüdeki hatip, kendini partilerin üstünde bir otorite sanıyor adeta. Ve bir gün, Sedat Peker için “varlığı ile gurur duyuyorum” dedi. Sedat Peker’i seven, gurur duyan milyonlarca insan var bu ülkede. Kim ne diyebilir? Ama gazetecilik lokantasında bu cümle, en ağır yemek oldu. Çünkü bir gazeteci, hele hele yönetici pozisyonunda olan biri, böyle bir cümleyi kurmamalıydı. Ama kurdu. O gün aslında lokantanın tabelası düşmüştü. Benim yıllar önceki eleştirim şuydu: “Gazeteci olduğu tartışılmaz; fakat tartışılan, gazeteciliği nasıl yaptığıdır.” O zaman bana haksızlık ettiğimi söylediler. Ama bugün yaşananlar, o eleştirinin bir öngörü değil, bir tespit olduğunu gösteriyor. Sonunda kendi lokantasından da ayrıldı. Kapıya da bir not bıraktı: “Altı Ok’a çöreklenen asalakları deşifre etmeye devam edeceğim.” Senin gazeteciliğin Ana Muhalefet partisine ve genel başkanlarına laf çakmak mı? Seyirciler yine alkışladı. “Eleştiri haktır, ama Yılmaz Özdil’in ki artık bir hak değil, bir meslek dalı olmuş gibi. Adeta muhalefet müfettişi… hatta belki de muhalefet patronu!”
Ekleme Tarihi: 13 Nisan 2026 -Pazartesi

Gazetecilik Lokantası

Yılmaz Özdil’in bilgisine, hitabetine ve güçlü kalemine kim ne diyebilir? Ban göre elbette kimse bir şey diyemez!

“Ama mesele şu: yazarlığından çok, ana muhalefet partisinin liderlerine, yöneticilerine ve gözüne kestirdiği kişilere yönelttiği sert kişisel çıkışlarla gündeme geliyor.

Siyasi eleştiri yapsa, kabul edilebilir. Fakat çoğu zaman tepeden bakan bir üslup takınıyor; ağır kişisel eleştirilerle muhataplarını küçümsüyor, hatta onlara yön tayin etmeye kalkışıyor.

Eleştirmek en doğal haktır; eleştirilen kişi ya da kurum, bu eleştiriyi dikkate alır veya almaz. Ama “Ben bilirim, böyle yapacaksın arkadaş” diyemezsin. Çünkü senin işin bu değil. Yoksa bir gün gerçekten inanırız ki sen gazeteci değil, muhalefet müfettişisin!”

Yıllar önce köşemde bir yazı yazmıştım.

Okuyan kişiler bana çok sitem etmişti: “Yılmaz Özdil için çok haksızlık etmişsin” dediler. Hatta lisedeki edebiyat öğretmenim bile, “Senden beklemezdim, Hamdi” diye sitem etmişti.

Ama bugün yaşananlara baktığımda, o yazımın haklılığı daha da net anlaşılıyor.

Gazetecilik lokantasında yemek yok, haber yok. Ama bolca “laf çakma kebabı”, “klişe dolması” ve “polemik tatlısı” var.

Müşteriler alkışlıyor, çünkü bu ülkede alkış, habere değil lafa veriliyor. “Muhterem” çok iyi hatip!

Kemal Kılıçdaroğlu’nu seversiniz sevmezsiniz… Milyonlarca insanın oy verdiği bir partinin liderine, “Pılını pırtını topla, defol!” diye bağırmıştı. Kaç kez, ağır kişisel ithamlarda bulunmuştu.

Sen kimsin be arkadaş? Bu kudreti nereden alıyorsun? Sanki ülkenin kaderi, onun kaleminden çıkan tekerlemelere bağlıymış gibi.

Aradan yıllar geçti, Özgür Özel’e de aynı sertlikte sözler yöneltti. “Mesir macunu, saçlarını wax’lıyor, gözlerini çizdirdi, gözlüğü attı…” kişisel eleştiriler.

Her zaman sol gösterip sağ vuruyor.

İlk girdiği seçimlerde partisinin oyun %13 puan artırmış bir parti liderine bu düzeysiz saldırıların kuyruk acısı nedir, anlamak mümkün değil.

Kürsüdeki hatip, kendini partilerin üstünde bir otorite sanıyor adeta.

Ve bir gün, Sedat Peker için “varlığı ile gurur duyuyorum” dedi. Sedat Peker’i seven, gurur duyan milyonlarca insan var bu ülkede. Kim ne diyebilir?

Ama gazetecilik lokantasında bu cümle, en ağır yemek oldu. Çünkü bir gazeteci, hele hele yönetici pozisyonunda olan biri, böyle bir cümleyi kurmamalıydı. Ama kurdu.

O gün aslında lokantanın tabelası düşmüştü.

Benim yıllar önceki eleştirim şuydu: “Gazeteci olduğu tartışılmaz; fakat tartışılan, gazeteciliği nasıl yaptığıdır.” O zaman bana haksızlık ettiğimi söylediler. Ama bugün yaşananlar, o eleştirinin bir öngörü değil, bir tespit olduğunu gösteriyor.

Sonunda kendi lokantasından da ayrıldı. Kapıya da bir not bıraktı: “Altı Ok’a çöreklenen asalakları deşifre etmeye devam edeceğim.” Senin gazeteciliğin Ana Muhalefet partisine ve genel başkanlarına laf çakmak mı?

Seyirciler yine alkışladı.

“Eleştiri haktır, ama Yılmaz Özdil’in ki artık bir hak değil, bir meslek dalı olmuş gibi. Adeta muhalefet müfettişi… hatta belki de muhalefet patronu!”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (6)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
MURAT KORKMAZ.
(13.04.2026 14:03 - #5362)
TEŞEKKÜRLER. HER ŞEY GÖNLÜNCE OLSUN.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Alptekin Şen
(13.04.2026 14:08 - #5363)
Doğru söze ne denir?
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aybn
(13.04.2026 14:45 - #5364)
Vatandaşın kimseye güveni kalmadı. Dilerim bu günleri bile aramayız.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erol Sanburkan
(13.04.2026 14:47 - #5365)
Hamdiciğim ellerine, yüreğine sağlık. Malesef popülizm Türkiye'de çok iş yapıyor. Yunan mezelerine bütün bir Kibrıs'ı vermeye hazır olduğunu söyleyen böyle bir adamdan ne beklenir?
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Veli AYER
(13.04.2026 16:05 - #5367)
Doğrusu senden böyle bir yazı ummazdim. Bir yazı günün anlam ve önemine bu kadar güzel uyar mı yüreğine kalemine sağlık. Beyefendi muhalefeti eleştiriyor da sadece muhalefet CHP değil. Turkiyenin vergilerini harcama yetkisi kimdeyse ona bakarsın yerinde harcaniyorsa sıkıntı yok. Eğer yerinde harcanmiyorsa iktidar eleştirililir. Bir tek tanıdığı, ziyaret ettiği, sorunlarını sorduğu bir CHP il yahut ilçe belde teşkilatı var mı? Çok yerinde bir eleştiri getirmişsin tebrik ediyorum. Sözcü gazetesini bıraktığım gün şahsın Sayın Kilicdaroglunu eleştirmesiydi. Sevgi ve saygılarımı gönderiyorum Manisadan.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hasan
(13.04.2026 16:12 - #5368)
Tebrik ederim gerçekten çok doğru konuya değildiniz. Sizinle aynı fikirdeyim Herkes haddini bilecek!!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.