Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Herkes Biliyordu !

Sessiz Kalmanın Bilançosu “İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak, toplumu değiştirmeye çalışanlar. Birinciler hiçbir şeyden rahatsız değil! Ne televizyonlardaki barbarlıklar ne müzik zevkinin yerlerde sürünmesi, ne ayaklar baş, başların ayak yapılması etkiliyor onları. Hayatlarından memnunlar! Çökmekte olan Babil Kulesi’nin bir çürüme basamağına tutunmuşlar, vur patlasın günlerini gün ediyorlar.” Livaneli (Orta Zekalılar Cenneti) Bu yazı ile yeni bir şey anlatılmadı, diye düşündüm. Zaten mesele de buydu. Uyuşturucunun sokakta, bahsin cepte, suçun ekranda olduğu bir ülkede kimsenin “haberim yoktu” deme lüksü yok. Herkes biliyordu. Hâlâ biliyor. Ama bilmek yetmedi. Çünkü bilip susmak, zamanla onaylamaya dönüştü. Uyuşturucu gençlerin hayatından yıllar çalarken, buna sadece “tehlikeli bir madde” muamelesi yapıldı. Oysa mesele maddenin kendisi değil, geleceksizliğin bu kadar kolay satılabilir hale gelmesiydi. Umudu olmayan bir genç, korunmaz. Yönetilir. Bahis, yoksulluğun üstüne serilen parlak bir örtü oldu. İnsanlara emek değil, ihtimal anlatıldı. “Bir gün tutar” masalı, “bugün dayan” telkininin yerini aldı. Bu bir alışkanlık değil, bir yönlendirmeydi. Ve yönlendirilenler hep aynıydı. Suç ise en tehlikeli evresine geçti: normalleşti. Tehdit videoları izlenme aldı, şiddet içerik oldu, mafya figürleri popülerleşti. Çünkü cezasızlık, yalnızca hukuki bir boşluk değildir; ahlaki bir davettir. Sosyal medya bu düzenin aynası değil, hızlandırıcısıydı. Ne kadar kirliysen o kadar görünür, ne kadar gürültülüysen o kadar “başarılı” sayıldın. Sessiz kalanlar değil, bağıranlar kazandı. Böylece toplum, kendi değerlerini kendi eliyle geri plana itti. Bu dizinin sonunda geriye tek bir soru kalıyor: Bu kadar şey olurken kim gerçekten rahatsız oldu? Şikâyet çoktu. Tepki azdı. Öfke vardı. Sorumluluk yoktu. Herkes bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyordu ama kimse o yanlışın ortağı olabileceğini düşünmüyordu. Toplumlar böyle çözülür. Büyük patlamalarla değil; küçük kabullenişlerle. “Benden uzak cehenneme direk olsun” denilen her mesele, biraz daha yaklaşır. Sonunda kaçacak yer kalmaz. Bu bir umutsuzluk yazısı değil. Ama bir uyarı da değil artık. Bu, kayda geçirilmiş bir tanıklıktır. Çünkü yarın birileri çıkıp “nasıl bu hale geldik?” diye sorduğunda, cevap hazır olacak: Herkes biliyordu. Ama sessizlik daha konforluydu. Ve tarih, konforu seçenleri hep not eder. Affetmez.
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2025 -Pazartesi

Herkes Biliyordu !

Sessiz Kalmanın Bilançosu

“İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak, toplumu değiştirmeye çalışanlar.

Birinciler hiçbir şeyden rahatsız değil!

Ne televizyonlardaki barbarlıklar ne müzik zevkinin yerlerde sürünmesi, ne ayaklar baş, başların ayak yapılması etkiliyor onları.

Hayatlarından memnunlar!

Çökmekte olan Babil Kulesi’nin bir çürüme basamağına tutunmuşlar, vur patlasın günlerini gün ediyorlar.” Livaneli (Orta Zekalılar Cenneti)

Bu yazı ile yeni bir şey anlatılmadı, diye düşündüm.

Zaten mesele de buydu. Uyuşturucunun sokakta, bahsin cepte, suçun ekranda olduğu bir ülkede kimsenin “haberim yoktu” deme lüksü yok. Herkes biliyordu. Hâlâ biliyor.

Ama bilmek yetmedi.
Çünkü bilip susmak, zamanla onaylamaya dönüştü.

Uyuşturucu gençlerin hayatından yıllar çalarken, buna sadece “tehlikeli bir madde” muamelesi yapıldı. Oysa mesele maddenin kendisi değil, geleceksizliğin bu kadar kolay satılabilir hale gelmesiydi.

Umudu olmayan bir genç, korunmaz. Yönetilir.

Bahis, yoksulluğun üstüne serilen parlak bir örtü oldu. İnsanlara emek değil, ihtimal anlatıldı. “Bir gün tutar” masalı, “bugün dayan” telkininin yerini aldı. Bu bir alışkanlık değil, bir yönlendirmeydi.

Ve yönlendirilenler hep aynıydı.

Suç ise en tehlikeli evresine geçti: normalleşti. Tehdit videoları izlenme aldı, şiddet içerik oldu, mafya figürleri popülerleşti. Çünkü cezasızlık, yalnızca hukuki bir boşluk değildir; ahlaki bir davettir.

Sosyal medya bu düzenin aynası değil, hızlandırıcısıydı. Ne kadar kirliysen o kadar görünür, ne kadar gürültülüysen o kadar “başarılı” sayıldın. Sessiz kalanlar değil, bağıranlar kazandı. Böylece toplum, kendi değerlerini kendi eliyle geri plana itti.

Bu dizinin sonunda geriye tek bir soru kalıyor:
Bu kadar şey olurken kim gerçekten rahatsız oldu?

Şikâyet çoktu. Tepki azdı.
Öfke vardı. Sorumluluk yoktu.
Herkes bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyordu ama kimse o yanlışın ortağı olabileceğini düşünmüyordu.

Toplumlar böyle çözülür. Büyük patlamalarla değil; küçük kabullenişlerle. “Benden uzak cehenneme direk olsun” denilen her mesele, biraz daha yaklaşır. Sonunda kaçacak yer kalmaz.

Bu bir umutsuzluk yazısı değil. Ama bir uyarı da değil artık. Bu, kayda geçirilmiş bir tanıklıktır. Çünkü yarın birileri çıkıp “nasıl bu hale geldik?” diye sorduğunda, cevap hazır olacak:

Herkes biliyordu.
Ama sessizlik daha konforluydu.

Ve tarih, konforu seçenleri hep not eder.
Affetmez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (12)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Öğretmenin
(22.12.2025 12:31 - #4366)
İçinde bulunduğumuz ortam ve şartlara cuk oturmuş örnek bir değerlendirme yazısı, Hamdi yüreğine beyninenellerine sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nevzat
(22.12.2025 12:48 - #4367)
Hamdi kardeş, Fevkalade tespitler, ve çözümü de işaret eden bir yazı. Harikasın eline, yüreğine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ziya
(22.12.2025 13:14 - #4369)
Bilip de Susmak, Şeytan veya ihanetcidir, Önlemini alıp mücadele etmek en doğrusudur.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kudret Sarıkaya
(22.12.2025 13:27 - #4370)
Ahlaksızlığa, namussuzluğa, haksızlığa ve adaletsizliğe göz yumanlar, en az onlar kadar şuçludur...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Çiğdem Karaarslan
(22.12.2025 16:12 - #4371)
Gerçekler çok acı maalesef ülkemiz tamda bu durumda . Tekrar eski güzel günlere dönerek ahlaklı ve vicdanlı insanlara kavuşuruz.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İnci
(22.12.2025 16:55 - #4372)
Kendimizi geleceğe ipotek ettirmişiz bedelini ödediğimiz şeyler, konfor, yanılsamamız... Bu akıp giden yazı için teşekkürler
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Karasu
(22.12.2025 17:38 - #4373)
Ülkem batmış, emekli bitmiş, asgari ücretli patrona karşı diz çökmüş. Vay halimize, zengin çalarak daha zengin olan bir ülkenin düzeni değiştirebilecek son umutlarıyız.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Niyazi Gezik
(22.12.2025 18:41 - #4374)
Toplumu dönüştürmeye çalışan kuşak 12 Eylül’de darağaçlarında ,işkencehanelerde katledildi.Canlarını kurtaranlar yurt dışına kaçtı.(O dönem kuşağın şiddete bulaştırılmış olması da büyük bir hataydı.Bunu da not edelim)Geride korkutulup sindirilen bir kuşak kaldı.Bir avuç duyarlı insanın sesi de kalabalıklar içinde kaybolup gitti.Buraya nasıl mı geldik?İşte böyle adım adım geldik. Saygı ve sevgiler…
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kemal Barış
(22.12.2025 21:05 - #4376)
Bana dokunmayan yılan yaşasın....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Fidan Okyar sarıer
(22.12.2025 21:34 - #4377)
Ellerine sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Okay çelik
(23.12.2025 01:02 - #4378)
Evet Hamdicim , yaşam özelimiz bu maalesef, hiç birşey yapmamanın , yapamamanın sıkıntısı benide boğuyor , yoğun yaşamımın içinde üzülüyorum sadece , yanlışları hissettikce
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halil Dağcı
(23.12.2025 22:21 - #4381)
Tespit ve not düşmeler çok yerinde. Kalemine sağlık Hocam.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.