Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Günlük Hafıza Eylemi

Pazartesi Sabahı! İşe gidenler yorgun, ekranlar yine canlı. Gündem taze değil ama çok sesli. Her konuda fikri olanlar yine sahnede: Ekonomi, dış politika, sağlık, uzay… Hepsini bilenler(!) yine iş başında. “Bir halk deyimi derdi ki:  Saf cahilden korkma. O bilmez, ama öğrenir." “Doğruyu bildiği halde yanlışı, doğru gibi söyleyen kara cahilden kork. Bildiğini öyle bir özgüvenle anlatır ki, bilen bile kendinden şüphe eder.” “O zamanlar bu söz sadece bir öğüt gibiydi. Şimdi ise bir hayatta kalma stratejisi.” Ama artık mesele cehalet değil. Bu bir hafıza hırsızlığı! Bilmediğini bilmeyen değil, bildiğini unutturan bir tür. Sosyal medya algoritmalarıyla beslenmiş, TV stüdyolarında büyümüş, her konuda ahkâm kesen bir güruh. Eskiden “karacahil” denirdi. Şimdi “hafıza hırsızı” oldular. Ve ne yazık ki bu kelime artık sadece bir tanım değil, bir salgın. 2026 Türkiye’sinde hafıza hırsızlığı artık bireysel bir zaaf değil, sistematik bir strateji oldu! Her gün ekranlarda, sosyal medyada, sokakta karşımıza çıkan “her şeyi bilen” figürler, toplumu gerçeklerden uzaklaştırmak için özel olarak seçilmiş gibiler. Ekonomi çökerken “dış güçler” diyorlar. Kadınlar sokakta öldürülürken “aile yapısı bozuluyor” diye nutuk atıyorlar. Doktorlar, gençler ülkeyi terk ederken arkalarından “vatan haini” yaftası yapıştırıyorlar. Sayın Eğitim bakanımızdan bir başka repertuar: “Biz gelene kadar okullarda tuvalet yoktu.” “Cadılar bayramı kutlanıyordu.” “Şu yoktu, bu yoktu.” Sanki ülke yoktu! Aslında olmadığından değil, bu siyasi söylem bir hafıza silme operasyonudur. “Okullarda cadı bayramını yasakladık.” Kutlayan veya anımsayan var mı? On beş yıllık okul hayatımda anımsadığım, Cuma günleri hafta sonu tatilinde ve pazartesi günleri hafta başında İstiklal Marşı, İlkokulda sabahları andımız okunurdu. Milli bayramlar kutlanırdı. Sanki bal kabağı oyma merakı, Cumhuriyet’in temelini sarsıyordu. “Cemaatleri sivil toplum kuruluşu olarak tescilledik, eğitim protokolleri yaptık.” Toplumu cemaatlere sivil kılmak, “modernleşme” diye sunuldu. Bugün ise Silivri’de başlayan İBB davası var. Ekrem İmamoğlu ve yüzlerce sanık hâkim karşısında. 15milyon500 bin vatandaşın oyu ile seçilen CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, mesnetsiz suçlamalarla asırlarca yıl ceza ile yargılanıyor. Gerçekler yerine kurgularla siyaset yapılması, düşman hukukunun en kurumsal hali değil mi? Bilgiye değil, inanca dayalı bir “bilgi” üretimi var. Ve bu bilgi, sadece toplum hafızasını kirletiyor. İrfan, bilmediğini bilmektir. Ahlak, susmayı bilmektir. İşine gelmeyenler ise konuşmayı görev sanır. Ve bu görevlerini huşu içinde yerine getirirler. Hz. İsa’ya sormuşlar: “Bu güzel ahlakı nasıl elde ettin?” “Ben ahlakı, ahlaksızdan öğrendim” demiş. Biz de bugün, bilgiyi “çok bilenlerden” öğreniyoruz. Ama tersinden. Onun ne olduğunu değil, ne olmadığını bilerek. Bugün Pazartesi! Bir önerim var: Bir kağıda “bilmediğini” yaz. Sessizce oku. Sonra o kağıdı yak. Bu, bilginin yeniden doğuşu için bir belge olsun. Çünkü soru, zırcahilliğe karşı en güçlü silahtır. Haftanın Sorusu: “Bu hafta neyi bilmediğini fark ettin?” Ulus Gazetesi’nin bu köşesi, sadece bir yazı değil, bir hafıza eylemi. Unutulanı çağırmak, susturulanı konuşturmak için. Çünkü hafıza, direniştir.
Ekleme Tarihi: 09 Mart 2026 -Pazartesi

Günlük Hafıza Eylemi

Pazartesi Sabahı!

İşe gidenler yorgun, ekranlar yine canlı.
Gündem taze değil ama çok sesli.
Her konuda fikri olanlar yine sahnede:
Ekonomi, dış politika, sağlık, uzay…
Hepsini bilenler(!) yine iş başında.

“Bir halk deyimi derdi ki:
 Saf cahilden korkma. O bilmez, ama öğrenir."
“Doğruyu bildiği halde yanlışı, doğru gibi söyleyen kara cahilden kork.

Bildiğini öyle bir özgüvenle anlatır ki, bilen bile kendinden şüphe eder.”

“O zamanlar bu söz sadece bir öğüt gibiydi.
Şimdi ise bir hayatta kalma stratejisi.”

Ama artık mesele cehalet değil.
Bu bir hafıza hırsızlığı!

Bilmediğini bilmeyen değil, bildiğini unutturan bir tür.
Sosyal medya algoritmalarıyla beslenmiş,
TV stüdyolarında büyümüş, her konuda ahkâm kesen bir güruh.

Eskiden “karacahil” denirdi.
Şimdi “hafıza hırsızı” oldular.
Ve ne yazık ki bu kelime artık sadece bir tanım değil, bir salgın.

2026 Türkiye’sinde hafıza hırsızlığı artık bireysel bir zaaf değil, sistematik bir strateji oldu!
Her gün ekranlarda, sosyal medyada, sokakta karşımıza çıkan “her şeyi bilen” figürler, toplumu gerçeklerden uzaklaştırmak için özel olarak seçilmiş gibiler.

Ekonomi çökerken “dış güçler” diyorlar.
Kadınlar sokakta öldürülürken “aile yapısı bozuluyor” diye nutuk atıyorlar.
Doktorlar, gençler ülkeyi terk ederken arkalarından “vatan haini” yaftası yapıştırıyorlar.

Sayın Eğitim bakanımızdan bir başka repertuar:
“Biz gelene kadar okullarda tuvalet yoktu.”
“Cadılar bayramı kutlanıyordu.”
“Şu yoktu, bu yoktu.”
Sanki ülke yoktu!

Aslında olmadığından değil, bu siyasi söylem bir hafıza silme operasyonudur.
“Okullarda cadı bayramını yasakladık.”

Kutlayan veya anımsayan var mı?

On beş yıllık okul hayatımda anımsadığım, Cuma günleri hafta sonu tatilinde ve pazartesi günleri hafta başında İstiklal Marşı, İlkokulda sabahları andımız okunurdu. Milli bayramlar kutlanırdı.


Sanki bal kabağı oyma merakı, Cumhuriyet’in temelini sarsıyordu.
“Cemaatleri sivil toplum kuruluşu olarak tescilledik, eğitim protokolleri yaptık.”
Toplumu cemaatlere sivil kılmak, “modernleşme” diye sunuldu.

Bugün ise Silivri’de başlayan İBB davası var.
Ekrem İmamoğlu ve yüzlerce sanık hâkim karşısında.
15milyon500 bin vatandaşın oyu ile seçilen CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, mesnetsiz suçlamalarla asırlarca yıl ceza ile yargılanıyor.

Gerçekler yerine kurgularla siyaset yapılması, düşman hukukunun en kurumsal hali değil mi?
Bilgiye değil, inanca dayalı bir “bilgi” üretimi var.
Ve bu bilgi, sadece toplum hafızasını kirletiyor.

İrfan, bilmediğini bilmektir.
Ahlak, susmayı bilmektir.
İşine gelmeyenler ise konuşmayı görev sanır.
Ve bu görevlerini huşu içinde yerine getirirler.

Hz. İsa’ya sormuşlar:
“Bu güzel ahlakı nasıl elde ettin?”
“Ben ahlakı, ahlaksızdan öğrendim” demiş.

Biz de bugün, bilgiyi “çok bilenlerden” öğreniyoruz.
Ama tersinden. Onun ne olduğunu değil, ne olmadığını bilerek.

Bugün Pazartesi!
Bir önerim var:
Bir kağıda “bilmediğini” yaz.
Sessizce oku.
Sonra o kağıdı yak.
Bu, bilginin yeniden doğuşu için bir belge olsun.

Çünkü soru, zırcahilliğe karşı en güçlü silahtır.

Haftanın Sorusu:

“Bu hafta neyi bilmediğini fark ettin?”

Ulus Gazetesi’nin bu köşesi, sadece bir yazı değil, bir hafıza eylemi.
Unutulanı çağırmak, susturulanı konuşturmak için.
Çünkü hafıza, direniştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (17)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Şahbudak
(09.03.2026 13:16 - #5177)
Bilinciniz var olsun...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yasar Yabasun
(09.03.2026 13:17 - #5178)
Günümüzde hafıza sahibi olmak çok önemli.Balik hafızası olanlar çok çabuk unuturlar buda toplumsal gelişmeyi ve hesap sormayı unutturur.Eline saglik
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat Eren
(09.03.2026 13:19 - #5179)
Önemli bir konuya değinmişsin, kalemine kuvvet.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Niyazi Gezik
(09.03.2026 13:23 - #5180)
Kendimize soru sormayı öğrenirsek sanırım neyi bilmediğimizi de fark ederiz.Haftayaki yazınıza kadar sağlıcakla kalın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Veli AYER
(09.03.2026 13:33 - #5181)
IBB davası yapılırken okudum. Din referans alınarak yapılan işlemler toplumumuzu zorluyor. Yazınız mutlaka okunmalı, ders çıkarılmalı. Yirmi beş yılımız çalındı. Sevgi ve saygıyla teşekkür ederim .
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mesut ÖZDEMİR
(09.03.2026 13:34 - #5182)
Bizden önce mum vardı gaz lambası vardı ben bile 56 yı devirdim gaz lambası ve mum u kaç defa gordum hatırlamıyirum Allah ıslah etsin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hasan
(09.03.2026 13:40 - #5183)
Harika bir anlatim!! Korkunun gölgesinde bildigini soyleyemiyen insanların suskunluğunu yaratmış olduğu toplum da yaşıyoruz.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halil Dağcı
(09.03.2026 15:08 - #5184)
Teşekkür ederim Hocam kalemine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
F. Berker
(09.03.2026 15:15 - #5185)
Halkı alıştırdılar, her şeyi kanıksar ve unutur olduk
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Asi çocuk
(09.03.2026 16:25 - #5187)
Emeğine sağlık güzel olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Zehra Alptekin
(09.03.2026 18:12 - #5193)
Sayın Cumhurbaşkanımız iki kez yargılandı...Tutuksuz olarak... birini çok iyi takip etmiştim...Çünkü dava AKBİL davası idi..AKBİL i bulan genç.e verilecek para verilmedi...Proje satın alınmadı..patent ödenmedi..hiç edildi..Genci tanırdım....HAFIZA da neler var neler....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Necmi ünal
(09.03.2026 19:13 - #5194)
Eline kalemine sağlık başkan
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Rahmi özcan
(10.03.2026 00:57 - #5197)
Kalemine yüreğine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Menekşe Çağlayan
(10.03.2026 09:19 - #5198)
Kaleminize , yüreğinize sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat SARITAŞ
(10.03.2026 18:30 - #5201)
Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım. Pazarda mandalina alırken pazarcı arada bir arka sıradan dolduruyordu. İtiraz ettim, poşeti boşalttı. "Mandalina yok" dedi. İzledim, itiraz etmeyenlere çürükleri vermeye devam etti. Ben yine itiraz ettim. Üzerine yürüdüler. Düşündüm, onların suçu yoktu. Suç, bile bile çürükleri kabullenenlerdi (herkes tezgah arkasındaki çürükleri bilir)....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yasemin
(12.03.2026 14:44 - #5208)
Çok güzel bir yazıydı. Tebrik ediyorum
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Rahmi özcan
(24.03.2026 14:58 - #5266)
Ülkemiz üzerine oynanan oyunları iyi analiz etmek gerekiyor. Yüz yıldır ekonomi başta olmak üzere eğitim, sosyal, kültürel, inanç ve zihinsel açıdan yok ediliyoruz. fakat senin ve bizim gibi düşünenler olduğu sürece bunu başaramıyacaklar. Ülkemizin güzel yarınları için mücadeleye devam. Saygılarımla.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.