Kış güneşi pencere camından süzülüyor. Toz zerrecikleri ağır ağır dönüyor sınıfta. Öğrenciler defterlerine eğilmiş; kimi kalemini çeviriyor, kimi satırları sessizce takip ediyor.
Duvarın ortasında Atatürk’ün fotoğrafı. Çerçevesi sade, camı matlaşmış…
Ama gözleri canlı!
O gözler sınıfa giren herkesi karşılıyor. Sessiz bir otoriteyle hem öğretmeni hem öğrencileri kucaklıyor.
Edebiyat öğretmeni Hüseyin Bey bir soru soruyor:
“Nazım Hikmet’in bu dizelerinde hangi duygu öne çıkıyor?”
Arka sıralardan çekingen sesler: özgürlük… özlem… Hüseyin Bey gülümseyerek onaylıyor. Ama gözleri yine fotoğrafa kayıyor. Çünkü onun için dersin gizli müfredatı defterlerde değil, o bakışlarda yazılı.
Ön sırada Aslı dikkatle fotoğrafa bakıyor. Duruşu dik, bakışı sabit. Sanki sessiz bir konuşma yapıyor. Hüseyin Bey soruyor:
“Aslı, sen neden böyle dikkatle bakıyorsun?”
Aslı gözlerini ayırmadan cevap veriyor:
“Hocam, siz hep oraya bakıyorsunuz. Ben de merak ettim.
O gözlerde ne buluyorsunuz?”
Sınıf birden sessizleşiyor. Mehmet kalemini bırakıyor, Ayşe defterini kapatıyor, Ali başını kaldırıyor. Herkes aynı anda o gözlerin altında birleşiyor.
Hüseyin Bey derin bir nefes alıyor:
“Her dersin sonunda o gözlerde bir hatırlatma var. Sanki bize ‘unutmayın’ diyor. Bu sınıfta, bu ülkede, bu dilde…”
Hepimizin borcu var?”
Ayşe fısıldıyor:
“Bazen sanki bize değil, sadece size bakıyor hocam.”
Mehmet ekliyor:
“Ben de o bakışta kendimi görüyorum.”
Ali gülümsüyor:
“Sanki hepimizi birden görüyor, ama her birimize ayrı bir şey söylüyor.”
Hüseyin Bey gülümseyerek noktayı koyuyor:
“Portreler herkese birden bakar. Ama bazen bir kişiye daha çok bakar. Çünkü o bakışta hem geçmiş hem gelecek vardır.”
O gün sınıfta ders sadece edebiyat değildi. Atatürk’ün fotoğrafı, öğretmenle öğrenciler arasında sessiz bir köprü kurmuştu. O köprüde saygı, sevgi ve hatırlama vardı.
Ve belki de en çok şunu hatırlatıyordu: Müfredat değişir, kitaplar yenilenir, sınav sistemleri gelir geçer. Ama bazı gözler vardır ki, sınıfta sessizce durur ve hep aynı şeyi söyler:
“Unutmayın.”
Unutmayın ki, eğitim sadece test çözmek değildir.
Unutmayın ki, ders sadece müfredat değildir. Ve unutmayın ki, bazen bir fotoğrafın gözleri, en kalın ders kitabından daha çok şey anlatır.
