Teknoloji nedir?
Bir sanayinin makine, alet ve yapım yöntemlerini inceleyen bilim dalıdır. (Orhan Hançerlioğlu, Ekonomi Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 1972, s. 305)
Teknik, teorik bilimden pratik alanda yararlanmayı dile getirir.
Kapitalizm kar ve rekabet yasaları uyarınca, tekniği geliştirir.
Teknik de kapitalizmi geliştirir.
Kavramlar tarafsız değildir.
Terimler de öyle.
Toplumcu yazarlara göre, teknik; kapitalist üretimde insanlığın yararına değil, kapitalizmin yararına gelişir.
Çünkü kapitalizm öncesi “kullanma değerleri üretiminde” teknik; insan emeğinin verimliliğini arttırarak insan emeğinden tasarruf sağlar.
Kapitalist “değiştirme değerleri üretimindeyse”, bir bölüm emekçileri daha çok çalıştırarak emekçilerin öbür bölümünün işten çıkarılmalarını sağlar.
Böylece yedek sanayi ordusu doğar.
Kapitalist sömürü sisteminde teknik gelişme emeğin verimliliğini arttırarak artık- değer oranını artırır.
Buna “göreli artık-değer” denilir.
Toplumcu Ekonomi Anlayışına göre, teknoloji, yalnızca insanın işini kolaylaştıran araçların, makine ve donanımların ve üretim yöntemlerinin toplamı değildir.
Teknoloji, üretim biçimiyle, sınıfsal ilişkilerle, mülkiyet düzeniyle ve insanın doğayla kurduğu ilişkiyle beraber ele alınıp incelenmesi gereken kapsamlı bir konudur.
Burada esas soru şudur:
-Teknolojiyi kim üretiyor, sahibi kim, kimin emeğini denetliyor…
-Teknolojik emekle oluşan zenginlik nasıl paylaşılıyor?
- insanı özgürleştiriyor mu, yoksa sömürüyü ve eşitsizliği mi çoğaltıyor?
Teknoloji insanlığın ortak bilgi ve emeği olduğu halde kapitalist toplumda bu üretken güç sermayenin denetimindedir.
Temel olarak bu konuda şunu tartışmalıyız…
Teknolojinin, yapay zekânın varlığını değil, onun mülkiyetini, denetimini ve toplumsal yararlarını nasıl düzenlemeliyiz?
Bu tartışmaya başlangıç olmak üzere şimdilik şunu öneriyorum;
1-İşlerimizi çok kolaylaştıran taraflarını geliştirerek kullanmak, insana ve doğaya zarar veren yönlerini de azaltıp ortadan kaldırmak.
2- Denetimlerimiz dışına çıkarmamak.
3- Bağımlılık düzeyinde değil, özgürlüğümüzü ve özgünlüğümüzü besleyecek oranda ve nitelikte kullanmak.
4-Yapay zekâ kavramını ve uygulamalarını yukarıda baş kısımda yazdığım teknolojik gelişme olgusu içinde onunla bütünleştirerek kavramaya çalışmak.
5- Çin’in yapay zekâ stratejisine kulak verelim. Bir yanda sanayi egemenliği, altyapısal güç ve teknokratik denetim isteği var, diğer yanda Doğu felsefesi ve sosyalist teori ile harmanlanmış insani özü koruma arayışı. Teknolojiyi insani değerlerin ve toplumun hizmetine sunmak görevi…
Karl Marks, Grundrisse’de (Birikim Yayınları,1979) “Makine Üzerinde Fragman”da söz etmiştir.
“Genel Zekâ”, insanlığın tarihsel, dilsel, bilimsel ve zihinsel kolektif birikimidir.”
Bugün bu birikim sermaye grupları tarafından gasp edilmiştir.
İnsanlık, kendi ortak eseri olan bu toplumsal zekâyı şimdi dev emperyalist şirketlerden satın alan edilgen bir konumdadır.
İşte bu edilgenlikten kurtulup teknolojinin öznesi olan insanlar durumuna gelebilmeliyiz.
İnsanı yeniden yüreğine- beynine sahip çıkmaya ve teknolojiyi de doğa ve insan dostu bir anlayışa çekmeliyiz.
Sevgi dostluk ve dayanışmayla, bilim-sanat ve felsefeyle kalınız…
