Rönesans, yeniden doğuş veya yeniden canlanma demektir.
On beşinci yüzyılda İtalya’da başlayıp yayıldı.
Orta Çağın bağnaz düşüncesi yıkıldı, yerine insanı ve aklı merkeze alan insancıl(hümanizm) düşünce yerleşmeye başlamıştır.
Bilimsel gözlem, deney, estetik değerler ve eleştirel düşünce ön plana geçmeye başladı.
Milattan Önce 95 ve 55 yılları arasında Roma’da yaşayan şair Lucretius’un düşünceleri rönesans akımında çok etkili olmuştur.
Eseri Şeylerin Doğası’dır. 6 kitap 7400 dizeden oluşur.
İnsanın doğayla, dünya ve dinlerle ilişkisini aydınlatmıştır.
Amacı, insanı korumak ve bilgilendirmektir.
Tezleri hep kanıtlanmıştır.
Evren kendi doğal yasalarıyla işler.
Madde sınırsız boşlukta sürekli devinir. Atomlardan oluşur.
Rönesansı başlatan fikirlerdir bunlar…
İnsanlara 14-15 asır sonra ulaşan fikirlerdir anlattıkları…
15.nci yüzyıl dan sonra Montaigne, Darwin, Machiaveli, Galileo, Newton, Einstein’i çok etkilemiştir.
Lucretius bu yapıtını semavi dinlerden önce yazmıştır.
1- Her şey gözle görülemeyen parçacıklardan-atomlardan oluşur.
2- Evren sadece insanları değil, başka canlıları, bitkileri de kapsar.
3- İnsan yaşamı çatışma ortamında başladı.
4- Boş inançlara, mitolojik öykülere karşı çıkmış, halkı aydınlatmıştır.
5- Yaşamın en yüksek amacı mutluluğun arttırılmasıdır, acının azaltılmasıdır.
6- Mutluluğa en büyük engel yanlış inançlardır.
7- Şeylerin doğasının anlaşılması insanın mutluluk yoludur.
8- Tüm fikirleri insanları dinlerin tutucu-gerici düşünce ve tutumlarından kurtarmaktır, hurafelerden arındırmaktır, bunlar rönesansın doğuşunu besleyen değerli kaynaklardır.
9- Resim, heykel, müzik, mimari, edebiyat dallarında yeniden canlanma yaşanmıştır.
Rönesans İtalya ve Avrupa’da 16.ncı yüzyılda en güçlü durumda.
Bu dönem Osmanlı’nın da en güçlü dönemidir.
Kültür ve uygarlığın yanı sıra bilim ve teknikte de Osmanlı ile Avrupa’nın arası giderek açılmaya başladı.
Batı yükselişe geçti.
Özgür düşünce ve yeni keşifler sağlamıştı bunu.
Osmanlı kendi içinde, bilimsel ufuktan yoksun yaşamaktaydı.
Toprak, askeri güç ve stratejik bakımdan dünyaya egemen olabilecekken, öngörüsüzlüğü nedeniyle gerileyiş sürecine girmiştir.
Avrupadakiler kadar olmasa da rönesans canlılığı Cumhuriyet döneminde yaygınlaşmış ve giderek derinleşmiştir.
Milli eğitim devrimleri, kıyafet-harf ve dil devrimleri, dünya klasiklerinin çevrilmesi, Türk diliyle ibadet, Türkçe ezan, Kuranı Kerim’in Türkçeleştirilmesi gibi devrimler, sanayileşme, hukuk devrimleri, denk bütçe, devletçilik, toprak reformu çabaları, sanat-bilim ve kültürdeki kalıcı adımlar…
Hepsi gerçek bir "uzun atlamanın" yörüngesindeki kalkınma atılımlarıdır.
Yazar İlhan Tarus, “Uzun Atlama” romanında, Cumhuriyetin sanayileşme sürecini şeker fabrikaları üzerinden anlatmıştır.
Muhittin Şimşek, “Bir Öncünün Romanı: Nuri Demirağ” isimli biyografik eserinde uçak sanayi deneyimini anlatır.
Yine İlhan Ege’nin “Hayalleri Uçuran Adam: Nuri Demirağ” isimli yapıtında da ilk yerli uçak hikayemiz yazılmıştır.
Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu romanıdır.
Milli Mücadele döneminden başlayarak toplumsal değişimi ve ütopik bir geleceği işleyen bir romandır.
Cumhuriyetle başlayan Türk rönesansı laik, demokratik, sosyal hukuk devletinde ilerleyerek, derinleşerek sürecek ve Türkiye çağdaş, üretken, toplumsal kalkınmayı sağlamış bir ülke olarak yoluna devam edecektir.
