Arzu Kök - Şair ve Yazar
Köşe Yazarı
Arzu Kök - Şair ve Yazar
 

HER GİDİŞTE YENİDEN ÖLÇÜLMEK

Bir bilgeye sormuşlar: “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?” Bilge hiç düşünmeden cevap vermiş: “Terzimi severim.” Soruyu soranların yüzünde şaşkınlık belirmiş. “Aman üstad,” demişler, “dünyada sevecek bunca insan varken terzi de kim oluyor? Neden terzi?” Bilge gülümsemiş ve şöyle cevap vermiş: “Dostlarım, evet, ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde benim ölçümü yeniden alır. Oysa diğerleri öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler; ölünceye kadar da beni hep aynı gözle görürler.” Belki de bu kısa hikâyenin içinde insan ruhunun en büyük meselelerinden biri saklıdır: İnsan değişir; fakat insanlar çoğu zaman onun değişmesine izin vermez. Bir insanı tanıdığımızı düşündüğümüz anda, onun etrafına görünmez duvarlar örmeye başlarız. “O böyledir,” deriz. “Zaten çocukluğundan beri böyle.” “Onun huyu bu.” “Bir kere yaptı, yine yapar.” Böylece karşımızdaki insanı yaşamın akışından koparıp bir anın içine hapsederiz. Onun dününü, bugününe mühür; bugünkü davranışını ise yarının kaderi haline getiririz. Oysa insan, tamamlanmış bir cümle değildir. İnsan, noktasını henüz koymamış bir hikâyedir. Terzinin bilgeliği tam da burada başlar. Terzi, müşterisinin bedenini geçmişteki ölçülerine göre biçmez. Dün aldığı ölçüyü bugün yeniden kullanmaz. Çünkü bilir ki beden değişmiştir. Birkaç kilo alınmış, birkaç kilo verilmiş, omuzlar çökmüş, bel genişlemiş, boy biraz daha dikleşmiş olabilir. Hayat, bedende sessiz izler bırakmıştır. Terzi her gelişte mezurayı eline alır ve adeta şöyle der: “Seni dünkü hâlinle değil, bugünkü hâlinle görüyorum.” Ne büyük bir inceliktir bu. Belki insan ilişkilerinde en çok ihtiyacımız olan şey de budur: Birbirimizi yeniden ölçebilmek. Çünkü psikolojik olarak insan, başkalarının gözündeki imajından kaçmakta zorlanır. Bir zamanlar korkak olan biri cesurlaşsa bile, çevresi onu hâlâ korkak kabul edebilir. Bir zamanlar başarısız olan biri büyük bir başarıya imza atsa bile, bazıları onun geçmişteki hâlini hatırlamaya devam eder. Hata yapan biri pişman olup değişse bile, toplum çoğu zaman onun hatasını kimliğine dönüştürür. Böylece insan, yalnızca yaptığı şeylerin değil, başkalarının onun hakkında oluşturduğu kanaatlerin de mahkûmu olur. Toplum, bireyi sınıflandırmayı sever. İyi-kötü, başarılı-başarısız, güvenilir-güvenilmez, güçlü-zayıf, akıllı-ahmak… İnsanları anlamaktan çok etiketlemek kolaydır. Çünkü etiketler dünyayı basitleştirir. Fakat basitleştirilen her insan, biraz da eksiltilmiş insandır. Bir çocuğa sürekli “tembelsin” derseniz, zamanla yalnızca tembel davranışları değil, tembel bir kimliği de benimsemesine yol açabilirsiniz. Birine sürekli “sen zaten yapamazsın” derseniz, belki de onun içindeki yapabilecek insanı daha doğmadan öldürürsünüz. İnsan bazen başkalarının kendisi hakkında söyledikleri cümlelerin içinde yaşamaya başlar. İşte bu yüzden sevgi, yalnızca birini olduğu gibi kabul etmek değildir. Belki sevginin daha zor ve daha asil biçimi, bir insanın değişebilme ihtimaline de saygı duymaktır. Felsefe bize yüzyıllardır insanın ne olduğunu soruyor. Belki bu sorunun cevabı, insanın sabit bir özden ziyade sürekli oluş hâlinde bulunmasında saklıdır. Dün başka biriydik, bugün başka biriyiz; yarın ise bugünkü hâlimize bile yabancılaşabiliriz. Hayat bizi dönüştürür. Acılar, aşklar, kayıplar, karşılaşmalar, başarısızlıklar ve umutlar içimizde görünmeyen bir terzinin makasını çalıştırır. Her deneyim bizi yeniden biçer. Bu yüzden bir insanı yalnızca geçmişiyle tanımlamak, onun geleceğine haksızlık etmektir. Belki bilgenin terzisini sevmesinin asıl nedeni de budur. Terzi, ona yalnızca elbise dikmez; değişme hakkını teslim eder. Her gelişinde mezurayı yeniden uzatır. Ölçer. Dinler. Bakıp yeniden biçer. İnsana bundan daha güzel bir saygı biçimi olabilir mi? Belki biz de sevdiklerimize böyle yaklaşmalıyız. Eşimize, dostumuza, çocuklarımıza, anne babamıza… Onları yıllar önce tanıdığımız hâlleriyle değil, bugün oldukları insan olarak görebilmeliyiz. Çünkü insanı sevmek, onun geçmişini ezberlemek değil; bugününü fark etmektir. Hayatın en büyük haksızlıklarından biri, insanların değişmesine rağmen bizim onlara bakışımızın değişmemesidir. Oysa iyi bir terzi bilir: Eski ölçüyle yeni bir elbise dikilmez. Ve belki iyi bir insan da bilir: Dünkü insanla bugünkü insan aynı değildir. Öyleyse birbirimize her karşılaştığımızda mezuramızı yeniden elimize alalım. Çünkü hepimiz değişiyoruz. Kimi sessizce, kimi acıyla, kimi aşkla… Ve belki de insanı gerçekten sevmek, ona her seferinde yeniden bakabilmektir. Onu geçmişin ölçüsüne hapsetmeden… Bugünün ölçüsünü alarak. Yarının ise nasıl bir insan getireceğini merak ederek.  
Ekleme Tarihi: 23 Eylül 2026 -Çarşamba

HER GİDİŞTE YENİDEN ÖLÇÜLMEK

Bir bilgeye sormuşlar: “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?”

Bilge hiç düşünmeden cevap vermiş: “Terzimi severim.”

Soruyu soranların yüzünde şaşkınlık belirmiş.

“Aman üstad,” demişler, “dünyada sevecek bunca insan varken terzi de kim oluyor? Neden terzi?”

Bilge gülümsemiş ve şöyle cevap vermiş: “Dostlarım, evet, ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde benim ölçümü yeniden alır. Oysa diğerleri öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler; ölünceye kadar da beni hep aynı gözle görürler.”

Belki de bu kısa hikâyenin içinde insan ruhunun en büyük meselelerinden biri saklıdır: İnsan değişir; fakat insanlar çoğu zaman onun değişmesine izin vermez.

Bir insanı tanıdığımızı düşündüğümüz anda, onun etrafına görünmez duvarlar örmeye başlarız. “O böyledir,” deriz. “Zaten çocukluğundan beri böyle.” “Onun huyu bu.” “Bir kere yaptı, yine yapar.” Böylece karşımızdaki insanı yaşamın akışından koparıp bir anın içine hapsederiz. Onun dününü, bugününe mühür; bugünkü davranışını ise yarının kaderi haline getiririz. Oysa insan, tamamlanmış bir cümle değildir. İnsan, noktasını henüz koymamış bir hikâyedir.

Terzinin bilgeliği tam da burada başlar. Terzi, müşterisinin bedenini geçmişteki ölçülerine göre biçmez. Dün aldığı ölçüyü bugün yeniden kullanmaz. Çünkü bilir ki beden değişmiştir. Birkaç kilo alınmış, birkaç kilo verilmiş, omuzlar çökmüş, bel genişlemiş, boy biraz daha dikleşmiş olabilir. Hayat, bedende sessiz izler bırakmıştır. Terzi her gelişte mezurayı eline alır ve adeta şöyle der: “Seni dünkü hâlinle değil, bugünkü hâlinle görüyorum.”

Ne büyük bir inceliktir bu. Belki insan ilişkilerinde en çok ihtiyacımız olan şey de budur: Birbirimizi yeniden ölçebilmek. Çünkü psikolojik olarak insan, başkalarının gözündeki imajından kaçmakta zorlanır. Bir zamanlar korkak olan biri cesurlaşsa bile, çevresi onu hâlâ korkak kabul edebilir. Bir zamanlar başarısız olan biri büyük bir başarıya imza atsa bile, bazıları onun geçmişteki hâlini hatırlamaya devam eder. Hata yapan biri pişman olup değişse bile, toplum çoğu zaman onun hatasını kimliğine dönüştürür. Böylece insan, yalnızca yaptığı şeylerin değil, başkalarının onun hakkında oluşturduğu kanaatlerin de mahkûmu olur.

Toplum, bireyi sınıflandırmayı sever. İyi-kötü, başarılı-başarısız, güvenilir-güvenilmez, güçlü-zayıf, akıllı-ahmak… İnsanları anlamaktan çok etiketlemek kolaydır. Çünkü etiketler dünyayı basitleştirir. Fakat basitleştirilen her insan, biraz da eksiltilmiş insandır.

Bir çocuğa sürekli “tembelsin” derseniz, zamanla yalnızca tembel davranışları değil, tembel bir kimliği de benimsemesine yol açabilirsiniz. Birine sürekli “sen zaten yapamazsın” derseniz, belki de onun içindeki yapabilecek insanı daha doğmadan öldürürsünüz. İnsan bazen başkalarının kendisi hakkında söyledikleri cümlelerin içinde yaşamaya başlar. İşte bu yüzden sevgi, yalnızca birini olduğu gibi kabul etmek değildir. Belki sevginin daha zor ve daha asil biçimi, bir insanın değişebilme ihtimaline de saygı duymaktır.

Felsefe bize yüzyıllardır insanın ne olduğunu soruyor. Belki bu sorunun cevabı, insanın sabit bir özden ziyade sürekli oluş hâlinde bulunmasında saklıdır. Dün başka biriydik, bugün başka biriyiz; yarın ise bugünkü hâlimize bile yabancılaşabiliriz. Hayat bizi dönüştürür. Acılar, aşklar, kayıplar, karşılaşmalar, başarısızlıklar ve umutlar içimizde görünmeyen bir terzinin makasını çalıştırır. Her deneyim bizi yeniden biçer. Bu yüzden bir insanı yalnızca geçmişiyle tanımlamak, onun geleceğine haksızlık etmektir.

Belki bilgenin terzisini sevmesinin asıl nedeni de budur. Terzi, ona yalnızca elbise dikmez; değişme hakkını teslim eder. Her gelişinde mezurayı yeniden uzatır. Ölçer. Dinler. Bakıp yeniden biçer. İnsana bundan daha güzel bir saygı biçimi olabilir mi?

Belki biz de sevdiklerimize böyle yaklaşmalıyız. Eşimize, dostumuza, çocuklarımıza, anne babamıza… Onları yıllar önce tanıdığımız hâlleriyle değil, bugün oldukları insan olarak görebilmeliyiz. Çünkü insanı sevmek, onun geçmişini ezberlemek değil; bugününü fark etmektir.

Hayatın en büyük haksızlıklarından biri, insanların değişmesine rağmen bizim onlara bakışımızın değişmemesidir. Oysa iyi bir terzi bilir: Eski ölçüyle yeni bir elbise dikilmez. Ve belki iyi bir insan da bilir: Dünkü insanla bugünkü insan aynı değildir. Öyleyse birbirimize her karşılaştığımızda mezuramızı yeniden elimize alalım. Çünkü hepimiz değişiyoruz. Kimi sessizce, kimi acıyla, kimi aşkla… Ve belki de insanı gerçekten sevmek, ona her seferinde yeniden bakabilmektir. Onu geçmişin ölçüsüne hapsetmeden… Bugünün ölçüsünü alarak. Yarının ise nasıl bir insan getireceğini merak ederek.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nevzat
(23.09.2026 08:19 - #6308)
Hayat ve insani İlişkiler açısından çok güzel bir bakış açısı. Elinize yüreğine sağlık Sevgili Yazar
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.