Yazıya başlamadan önce bir noktaya vurgu yapayım: CHP’nin yanlış uygulamalarını eleştiriyoruz diye bize karşı çıkan partililer var. Onlara şunu söyleyeyim. CHP’liyiz diye partimizde yapılan yanlış uygulamaları eleştirmeyecek miyiz? Ben her seçimde oyumu CHP’ye veriyorum ve vermeye de devam edeceğim.
Biz vatanseverler, muhalefete muhalefet yapmıyoruz. Gerçekleri ortaya koyuyoruz. Yanlış uygulamaları sergiliyoruz. Ne koltuk sevdamız var ne de makam – mevki sevdamız… Tek düşüncemiz halkın mutluluğu ve vatanımızın çağdaşlığa kavuşmasıdır… Bu uğurda her türlü baskıya göğüs gererek yolumuzda ilerliyoruz.
Bundan önce de tam 13 yıl Kılıçdaroğlu yönetimini eleştirdik, bizi “Kös dinler gibi” dinlediler. Gereğini yapmadılar. Geldiğimiz noktayı şimdi yaşayarak görüyorsunuz.
Peki, biz bu eleştiri hakkını nereden ve kimden alıyoruz? Elbette Mustafa Kemal Atatürk’ten…
Gazi Paşa 1931 yılında, CHP’nin 3.üncü olağan kurultayında şunları söyledi: “Partide bir yanlışı gördüğünüz zaman kayıtsız şartsız eleştireceksiniz.
Yapılacak her hangi bir yanlışa müsamaha göstermek son derece yanlıştır. Mahsuru faydasından büyüktür.”
Şimdi gelelim konumuza. CHP yöneticilerinin ve başkanının yaptığı yanlış uygulama nedir?
Hemen vurgulayalım: Ülkede çözülmesi gereken onlarca sorun varken ve vatanımızın geleceği tehlike altındayken, Özgür bey PKK’nın siyasal temsilcisi DEM’in peşine takılmış, “Umut hakkıyla” uğraşıyor.
Emperyalizmin ortağı PKK ile birlikte BOP projesini hayata geçirmeye çalışıyor; Atatürk, cumhuriyet düşmanlarına hizmet ediyor.
Cumhuriyetin temel ilkelerinden vazgeçmiş, makam uğruna anayasayı değiştirmek isteyen iktidar ve onun ortağı DEM’lilerle birlikte kapalı kapılar arkasında toplantılar yapıyor, gülen çehrelerle boy boy fotoğraflar çektiriyor.
Oysa halkımız açlık, susuzluk girdabında can çekişiyor. Cehennem hayatı yaşıyor. Ev kiraları sığınmacıların yüzünden 20 – 25 binlere çıkmış… İnsanlarımız rüyalarında bile artık ev alamıyorlar. Sınırlarımız yolgeçen hanına dönmüş. Giren belli değil, çıkan belli değil.
Hatay’da Suriyeli sığınmacılar vatandaşlarımıza “Burası bizim eyaletimizdi, Hatay’ı zorla aldınız, terk edin topraklarımızı” demeye başladılar bile… Onlara tek laf eden yok.
Ülkemiz binlerce terörist şeriatçı ile doldu. Gözümüzün önünde polislerimizi kurşunluyorlar. Sokaklara “Yaşasın Şeriat” pankartları asıyorlar. İktidar ise, Atatürk’ün laik ülkesinde bu çağdışı, vatansız grupların eylemlerini görmezden gelip, bu eylemlere karşı çıkan vatanseverleri zindanlara atıyor.
ABD büyükelçisi bölge valisi gibi bir taraftan “Osmanlı düzenine geri dönün” diye emirler yağdırırken, bir taraftan Türk varlığına son vermek için PKK’lılarla, Yunanlılarla, İsraillilerle ülkemizi işgale hazırlanıyor.
İşin daha kötü yanı, eğitim dilinin Kürtçe olmasını öneren Ana muhalefet partisinden milletvekilleri bile var… Ama CHP’nin ve Atatürk’ün temel ilkelerini, yani cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devrimcilik, devletçilik, milliyetçilik ilkelerini savunmak bu adamların kitabında yazmıyor. Bütün bu sorunlar ülkemizde yaşanırken CHP’li başkan ve yöneticiler tutturmuş bir “Kürt Sorunu…”
DEM’in peşinden sürükleniyorlar. İşte bu nedenle ana muhalefet partisinin gidişatı ve uygulamaları halkımıza inandırıcı gelmemektedir. Halkın yüzde sekseni Öcalan’ın serbest bırakılmasına karşı. İşte bu nedenle iktidar partisi ile CHP arasındaki oy farkı yüzde 2-3’leri geçmemektedir.
CHP, izlediği bu yanlış politika ile İyi Parti ve Zafer partisinin milliyetçi oylarını da görmezden geliyor. Oysa iki partinin oy toplamı bugün DEM’in oy toplamından fazladır. Zaten Kürtler Öcalan’ı lider olarak görmemektedir. Son sözümüz şu:
Biz partimizin Atatürk’ün ilkelerinden ayrılmasından yana değiliz ve diyoruz ki: TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. Nokta…
Ülkemizde Kürt sorunu yoktur. PKK, Öcalan, DEM sorunu vardır. Ulusal kurtuluş savaşında yan yana, omuz omuza tam bağımsızlık savaşı veren Türk, Kürt, Laz, Çerkez, alevi, Sünni tümü de kardeştir. Sorun Kürtlerin sorunu değildir; tüm milletin sorunudur. Ülkemiz demokrasiye, adalete, eşitliğe kavuştuğu gün sorunlar da sona erecektir…
