Kurtuluş savaşı öncesi günlerini yaşıyoruz…
Ekonomi perişan.Yönetim perişan. İnsanlarımız çaresiz. Adalet, tek kişinin ağzından çıkacak söze bakıyor…
Asgari ücret diye çalışanlarımıza açlık sınırının altıda bir maaş bağladılar. Bir de üstüne üstlük, “Emekçilerimizi enflasyona ezdirmedik” diye utanmadan halkla dalga geçiyorlar.
İktidar geleceğini ve koltuğunu kurtarmak için bir yandan teröristlerle görüşmeler yapıyor, bir yandan ABD ile anlaşmalar yapıyor.
ABD Emperyalizminin başkanı Trump, bir taraftan Türkiye yöneticileri ile alay ederken, bir taraftan da onlara emirler yağdırıyor:
“Doğalgazı bizden alacaksın. Eskişehir’deki “Nadir toprak elementlerini” bize vereceksin. Heybeli adadaki “Ruhban okulunu yeniden açacaksın…
PKK’ya Güneydoğuyu ve doğu illerini vereceksin. Ulus devlet yapısını kaldırıp, yerine Osmanlı millet sistemini getireceksin...
“Otur dersem oturacak, kalk dersem kalkacaksın…”
ABD’de emirler yağdırılıp, istekler sıralanırken, bir taraftan da yanı başımızda ittifaklar yapılıyor…
İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs üçlü ittifakı… Bu ortaklık Türkiye’ye karşı enerji, iş birliği, güvenlik, askeri dayanışma ve ekonomik ilişkiler ortaklığına odaklanmaktadır.
Bu üçlü zirveden sonra Netenyahu Türkiye’ye tehditler savurmaya başladı. Ne dedi?
“İmparatorluklarını ve topraklarımız üzerindeki hâkimiyetlerini yeniden kuracaklarını hayal edenlere şunu söylüyorum: Unutun gitsin. Bu asla olmayacak. Aklınızdan bile geçirmeyin…”
Bu arada uçaklarımız düşürülüyor. Gemilerimiz vuruluyor. Uzaktan kumanda ile yönetilen dronlar sınırlarımızdan rahatça geçerek ülkemizde cirit atıyorlar.
Daha önce de 2015 yılında Türkiye’nin sessizliğinden yararlanarak Yunanistan 16 adamızı işgal etmişti.
Bunlar da yetmedi şimdi bir de bu günlerde bir söylenti yayılmaya başladı. Yılbaşında Işıd saldırılara hazırlanıyor… Bu haber üzerine iktidar operasyonlar düzenlemeye başladı…
Ve son olarak Libya uçağı düşürüldü. Libya genelkurmay başkanı ve komutanlar can verdiler.
Bu girişim bir sabotajdı.
Şunu artık açıkça söyleyebiliriz: iktidar politikaları sayesinde yalnızlaşan Türkiye’nin başına yeni çoraplar örülmektedir.
Çevremiz ateş çemberine alınmıştır…
Türkiye’ye düşman devletler ittifaklar yapmaktadırlar. Bunların içerisinde Arap ülkeleri de vardır…
Hedef Akdeniz’de ve Ege’deki petrol, doğalgaz kaynaklarıdır. Hedef ülkemizin elini kolunu bağlamak, kendi kara sularında araştırma yapmasını, petrol, doğalgaz çıkarmasını engellemektir.
Bu berbat ortamda ve koşullarda başımıza bir de PKK belası sardırılmıştır. ABD ve yerli ortakları tarafından Ülkemiz adım adım federal bir yapıya doğru sürüklenmektedir…
Buradaki amaç ise egemenlikleri altında bulunan terörist örgütler aracılığı ile su kaynaklarına ve zengin doğalgaz, petrol alanlarına çöreklenmek, BOP projesinin oluşmasını sağlamaktır.
Bu emperyalist beladan ve onun yerli ortaklarından kurtulmanın bir tek yolu kalmıştır: Tüm ulusalcı, yurtsever güçlerin bir araya gelip, sıkı sıkı kenetlenmesi, laf kalabalığını bırakıp direnişe ve eylemlere geçmesidir…
Vakit daralmakta, tehlike son sürat ülkemize yaklaşmaktadır…Vakit Atatürk olma, Atatürk’ün yolundan gitme vaktidir…
