Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Ali Eralp - Eğitimci-Araştırmacı-Yazar
 

DEMOKRASİ YOLUNDA İLK ADIM ATILMIŞTIR…

“Halkımız kurtuluşa giden yolda ilk adımını attı…” İktidar yenildi. Yalan, dolan, iftira, tehdit, küfür, aşağılama toplumda itibar, ilgi görmedi. Tencere ağır bastı. Tarikatların, şeyhlerin, yaygın olduğu bölgelerimizde AKP ve MHP kazansa bile tüm yurtta kaybetti. Üretimsizlik mahkûm edildi. Tek adam yönetimi ve sultanlık zihniyeti kabul görmedi… Sığınmacı politikası nefret topladı. Reis, 31 Mart 2024 yerel seçim çalışmalarını hem parti başkanı hem Cumhurbaşkanı olarak yürüttü. Tüm meydanlarda o vardı. Yetmedi, 17 bakanını da görevlendirdi. AKP tüm muhaliflerini PKK’lı, FETÖCÜ olmakla suçladı. Ama ekonomik konulara, işsizlik ve yoksulluk sorunlarına hiç girmedi, giremedi. Çünkü bu sorunların yaratıcısı kendisiydi. İşsizliğin, yoksulluğun yaratıcısı kendisiydi. Karşı koyanı düşman ilan etti. Toplumu gruplara ayırdı. Bütün bunları yaparken AKP, devlet olanaklarından da sonuna dek yararlandı. Ama başaramadılar, yenildiler… Büyük bir tedirginlik, telaş ve korku içerisindedirler şimdi… Bu sonuçlarla halk, onların ekonomilerini, icraatlarını beğenmediğini ortaya koydu… AKP büyük kentleri kaybetti. Hatta ilçeleri de… Şimdi önlerinde boş bir hazine, yoksulluk, işsizlik sorunu var. İşleri çok zor… İktidar çaresiz ve şaşkın. Ekonomi dibe vurdu. Bir kuyuya düştü ki onlar, Gayya kuyusu bu… Dört bir yanında ateş. Yangın… Dış borç milyar dolarlara ulaştı. Büyüme tepetaklak düşüyor. Tarım can çekişiyor. Kâr getiren tüm kamu malları yabancılara satıldığı için tüm kazanç da onlara akıyor. AKP’nin elinde bir tek çözüm aracı kaldı şimdi: ZAM, VERGİ. Dolaylı, dolaysız vergi toplamak… Bu durumda geminin batmakta olduğunu gören fareler de gemiyi terk etmeye hazırlanıyorlar… Hem de birbirlerini ezerek… Emir kulları bu durumu iyi düşünsünler. Sonunda hesap verme de var… Artık AKP dilediği gibi at oynatamayacaktır… Şimdi Atatürkçülere düşen görev ise, ülkemizin tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye’ye dönüşmesi için mücadeleye devam etmektir. İnönü’nün dediği gibi, “Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar.” Tıpkı Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, Ahmet Taner Kışlalılar, Deniz Gezmişler gibi. Onlar tüm yaşamları boyunca ve idam sehpasında bile “Yaşasın işçiler, köylüler” diye bağırdılar. Asla “Bu cahil halkla bir yere gidilmez” diye halkın bilinçlenmesini beklemediler. Mustafa Kemal Atatürk de “bu yoksul, bilinçsiz halkla bir şey yapılmaz” diye Kurtuluş Savaşını ertelemedi. Hem de karşısında emperyalizmle birleşip ülkesine ihanet eden bir hainler sürüsü varken… Samsun’a çıktı. Milli mücadeleyi başlattı. HALKA GİTTİ. HALKIN KENDİSİNE GELMESİNİ BEKLEMEDİ… Haksızlığa, zulme, vatanın yabancılar tarafından işgaline direnme her zaman geçerli bir hak olmuştur. Baskıya, işkenceye, sömürüye boyun eğmek, yaşarken ölümü kabullenmek, tüm pisliklere direnmek ise yaşamak demektir. Yurtseverlerin direnişi karşısında zalimler mutlaka yenilecek; Ortaçağ karanlığı, yerini tan vaktine, karakışlar bahara bırakacaktır…    
Ekleme Tarihi: 15 Nisan 2024 - Pazartesi

DEMOKRASİ YOLUNDA İLK ADIM ATILMIŞTIR…

“Halkımız kurtuluşa giden yolda ilk adımını attı…”

İktidar yenildi.

Yalan, dolan, iftira, tehdit, küfür, aşağılama toplumda itibar, ilgi görmedi. Tencere ağır bastı.

Tarikatların, şeyhlerin, yaygın olduğu bölgelerimizde AKP ve MHP kazansa bile tüm yurtta kaybetti.

Üretimsizlik mahkûm edildi.

Tek adam yönetimi ve sultanlık zihniyeti kabul görmedi…

Sığınmacı politikası nefret topladı.

Reis, 31 Mart 2024 yerel seçim çalışmalarını hem parti başkanı hem Cumhurbaşkanı olarak yürüttü. Tüm meydanlarda o vardı. Yetmedi, 17 bakanını da görevlendirdi.

AKP tüm muhaliflerini PKK’lı, FETÖCÜ olmakla suçladı. Ama ekonomik konulara, işsizlik ve yoksulluk sorunlarına hiç girmedi, giremedi.

Çünkü bu sorunların yaratıcısı kendisiydi. İşsizliğin, yoksulluğun yaratıcısı kendisiydi. Karşı koyanı düşman ilan etti. Toplumu gruplara ayırdı.

Bütün bunları yaparken AKP, devlet olanaklarından da sonuna dek yararlandı.

Ama başaramadılar, yenildiler… Büyük bir tedirginlik, telaş ve korku içerisindedirler şimdi…

Bu sonuçlarla halk, onların ekonomilerini, icraatlarını beğenmediğini ortaya koydu…

AKP büyük kentleri kaybetti. Hatta ilçeleri de…

Şimdi önlerinde boş bir hazine, yoksulluk, işsizlik sorunu var. İşleri çok zor… İktidar çaresiz ve şaşkın. Ekonomi dibe vurdu.

Bir kuyuya düştü ki onlar, Gayya kuyusu bu… Dört bir yanında ateş. Yangın…

Dış borç milyar dolarlara ulaştı. Büyüme tepetaklak düşüyor. Tarım can çekişiyor.

Kâr getiren tüm kamu malları yabancılara satıldığı için tüm kazanç da onlara akıyor.

AKP’nin elinde bir tek çözüm aracı kaldı şimdi: ZAM, VERGİ. Dolaylı, dolaysız vergi toplamak…

Bu durumda geminin batmakta olduğunu gören fareler de gemiyi terk etmeye hazırlanıyorlar… Hem de birbirlerini ezerek… Emir kulları bu durumu iyi düşünsünler. Sonunda hesap verme de var…

Artık AKP dilediği gibi at oynatamayacaktır…

Şimdi Atatürkçülere düşen görev ise, ülkemizin tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye’ye dönüşmesi için mücadeleye devam etmektir.

İnönü’nün dediği gibi, “Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar.” Tıpkı Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, Ahmet Taner Kışlalılar, Deniz Gezmişler gibi.

Onlar tüm yaşamları boyunca ve idam sehpasında bile “Yaşasın işçiler, köylüler” diye bağırdılar. Asla “Bu cahil halkla bir yere gidilmez” diye halkın bilinçlenmesini beklemediler.

Mustafa Kemal Atatürk de “bu yoksul, bilinçsiz halkla bir şey yapılmaz” diye Kurtuluş Savaşını ertelemedi. Hem de karşısında emperyalizmle birleşip ülkesine ihanet eden bir hainler sürüsü varken…

Samsun’a çıktı. Milli mücadeleyi başlattı. HALKA GİTTİ. HALKIN KENDİSİNE GELMESİNİ BEKLEMEDİ…

Haksızlığa, zulme, vatanın yabancılar tarafından işgaline direnme her zaman geçerli bir hak olmuştur.

Baskıya, işkenceye, sömürüye boyun eğmek, yaşarken ölümü kabullenmek, tüm pisliklere direnmek ise yaşamak demektir.

Yurtseverlerin direnişi karşısında zalimler mutlaka yenilecek; Ortaçağ karanlığı, yerini tan vaktine, karakışlar bahara bırakacaktır…

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.