Bir milletin kaderi, bazen cephede yazılır; bazen de Meclis kürsüsünde...
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önüne gelmesi beklenen "çerçeve yasa", yalnızca teknik bir hukuk metni değildir. Bu teklif, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında nasıl bir devlet yapısıyla yürüneceğine ilişkin tarihî bir tercih anlamı da taşımaktadır.
Milletin ortak geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir düzenlemenin ayrıntılarının uzun süre kamuoyundan uzak yürütülmesi, doğal olarak soru işaretlerini artırmıştır. Devlet ile millet arasındaki güven, açıklık ve şeffaflıkla güçlenir; belirsizlik ise tartışmaları büyütür.
Türkiye, Mondros'un ağır şartlarını da gördü; Sevr'in parçalanma tasavvurunu da yaşadı. Wilson İlkeleri'nin bu coğrafyada nasıl yorumlandığını da tarih kitaplarından biliyoruz. Cumhuriyet ise bu dağınık tabloya karşı "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek yeni bir devlet inşa etti.
Bugün bizim ölçümüz de budur.
Cumhuriyet...
Üniter devlet...
Millî birlik...
Hukuk önünde eşit vatandaşlık...
Bu dört sütundan biri sarsılırsa, yalnızca bir siyasi proje değil, ortak gelecek de tartışmalı hâle gelir.
Irak'ın yaşadığı parçalı yapı ortadadır.
Suriye'nin yaşadığı otorite boşluğu ortadadır.
Lübnan'ın mezhep dengeleri üzerine kurulu siyasal sistemi, yıllardır istikrar üretmekte zorlanmaktadır.
Türkiye, kendi tarihî ve anayasal birikimini bu örneklerle değil; kendi Cumhuriyet tecrübesiyle değerlendirmelidir.
Elbette silahların susmasını herkes ister.
Elbette annelerin gözyaşının dinmesini herkes ister.
Ancak kalıcı barışın yolu, hukukun üstünlüğü ve demokratik meşruiyetten geçer. Şiddetin hiçbir dönemde siyasetin meşru aracı olmadığı gerçeği de unutulmamalıdır.
Cumhuriyet'in en büyük başarısı, Anadolu'da yaşayan herkesi etnik kökenine göre değil, kanun önünde eşit vatandaş kabul etmesidir. Bu ortak vatandaşlık anlayışı korunabildiği ölçüde Türkiye güçlenir; farklılıklar ayrışmanın değil, ortak aidiyetin zenginliği olur.
Şimdi gözler Meclis'te...
Kim ay yıldızlı al bayrağın temsil ettiği ortak Cumhuriyet idealini savunacak?
Kim önerilen metni bu ilkelere uygun bulacak?
Kim karşı çıkacak?
Bunu demokratik usuller içinde millet izleyecek, değerlendirecek ve günü geldiğinde sandıkta kendi hükmünü verecektir.
Siyaset gelir geçer.
Kanunlar değişir.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği, bağımsızlığı ve ortak vatandaşlık ülküsü, günlük siyasetin değil, milletin ortak emanetidir. Millet bu emanete halükârda sahip çıkacaktır.
Kaynakça
* Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Gündemi.
* TBMM'de görüşülmesi beklenen çerçeve yasa hakkında kamuoyuna yansıyan haber ve değerlendirmeler.
* Mondros Mütarekesi, Sevr Antlaşması ve Wilson İlkeleri üzerine tarih çalışmaları.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemi ve üniter devlet yapısı üzerine temel eserler.
