Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

SİLAHSIZLANMA ve SİYASALLAŞMA KURULU

*Bu Fransız Öpücüğü kime!* **Breh, breh, breh!..   Türkiye'nin gündemine öyle bir kurul düştü ki, insan önce adını iki kere okuyor: **Silahsızlaşma ve Siyasallaşma Kurulu!** Silahsızlaşma anlaşılır. Silahı bıraktırmak, kanı durdurmak, terörü sona erdirmek elbette devletin ve milletin ortak arzusudur. Peki ya **siyasallaşma**? İşte asıl soru burada başlıyor. Çünkü son günlerde basına yansıyan bilgilere göre, Abdullah Öcalan'ın da yer alacağı bir “Silahsızlanma ve Siyasallaşma” alt kurulundan, bunun üzerinde bir üst kuruldan ve Meclis'te ayrıca bir izleme mekanizmasından söz ediliyor. Sürecin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı olmadığı; “çerçeve yasa”, demokratikleşme ve daha sonra yeni anayasa gibi aşamalarla birlikte tartışıldığı da kamuoyuna yansıyan haberlerde yer alıyor. Benim itirazım tam da buradadır: **Silah bırakmak başka, silahı bırakanın hangi siyasal zeminde, hangi amaçla ve hangi sınırlar içinde siyasallaşacağını belirsiz bırakmak başka!**   SEFALET ve İHTİŞAM! Balzac'ın meşhur romanlarından *İhtişam ve Sefalet* gelir aklıma. Romanda Paris polisinin, azılı bir suçlunun bilgisine ve becerisine başvurarak suç dünyasını çözmeye çalışması anlatılır. Bizdeki romanın adı ise galiba tersinden okunacak: **SEFALET ve İHTİŞAM!** Carlos Herrera'sı kim! **Abdullah Öcalan!** Peki bu romanın yazarı kim? Dışarıdan bu coğrafyanın kaderine ilişkin sürekli fikir beyan eden, Türkiye-Suriye-İsrail hattında kurulacak mekanizmalardan söz eden, aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve bölge özel temsilciliği görevini yürüten **Tom Barrack** mı? Bunu milletin sormaya hakkı vardır. Barrack'ın Türkiye hakkındaki fikirleri ortada.  **Basımcısı?** **Daktilografı? ** ...   SİLAHI BIRAKIP MİKROFONU MU ALACAKLAR? Bu kurulun adında iki kelime yan yana duruyor: **Silahsızlaşma.** Ve: **Siyasallaşma.** İşte benim endişem de buradan doğuyor. Silah bırakılacak... Sonra ne olacak? Düne kadar silahla savunulan söylemler, yarın mikrofonla mı savunulacak? Düne kadar dağda silahla söylenenler, yarın meydanlarda, kürsülerde ve Meclis'te siyasal program olarak mı karşımıza çıkacak? Milletin bilmek istediği budur. Eğer amaç gerçekten terörün sona ermesi, örgütsel yapının tasfiyesi ve herkesin mevcut anayasal düzen içerisinde demokratik siyasete katılmasıysa; bunun adı açıkça söylenmelidir. Ama “siyasallaşma” kelimesinin içi boş bırakılırsa, insanların şu soruyu sorması kaçınılmazdır: **Affedilenler, pişman oldukları için mi silah bırakıyorlar; yoksa aynı siyasî hedefleri artık silahla değil mikrofonla savunmak üzere yeni bir zemine mi geçiriliyorlar?** İşte cevap bekleyen soru budur!   BEYLER, BU AFFI MEVCUT HUKUK İÇİNDE YAPMIYOR MUSUNUZ? Eğer yapılacak düzenlemeler hukuk devletinin, mevcut anayasal düzenin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının sınırları içerisindeyse, bunu milletin anlayacağı açıklıkta söyleyin. Yok, eğer silah bırakmanın ardından yeni bir “siyasallaşma” dönemi açılıyor ve bunun sonunda devletin yapısını, vatandaşlık anlayışını, idari düzenini tartışmaya açacak başka bir proje bulunuyorsa, onu da açıkça söyleyin! Çünkü millet kapalı kapılar ardında yürütülen cümlelerin sonunu tahmin etmek zorunda değildir. Son zamanlarda sıkça duyduğumuz: **Türk, Kürt, Arap...** sıralamasına da bir soru soralım. Haa... Bu memlekette başka vatandaşlar yok mu? Onları unutmuş musunuz? Türkiye Cumhuriyeti'nin esası, vatandaşlarını etnik veya mezhepsel siyasal bloklara ayırmak değil; **eşit vatandaşlık temelinde bir milletin ortak hukukunu kurmaktır.** Eşit vatandaşlık budur. Kimsenin etnik kimliği inkâr edilmez. Ama devletin vatandaşlığı da etnik pazarlık masasına konulamaz!    KARl MI, DARI MI? İstiklal Madalyalı dedemin çocuklarına anlattığı, anamın da bana naklettiği bir fıkra vardır. Kumar tutkunu bir adam, bütün parasını kumarda kaybeder. Kaybettiklerinin hiç değilse bir kısmını geri almak umuduyla kumara devam etmek ister. Bu defa karısını ortaya sürer. Onu da kaybeder. Sabah olur. Kazanan adam, kapıya dayanır. Kaybeden: — **Bekle, getiriyorum!** der. Gider ambardan bir dolu darıyı getirir. Kazanan şaşırır: — **Bu ne?** Kaybeden cevap verir: — **Ne olacak? Darı!** Adam sinirlenir: — **Hani karı?** Kaybeden kapıyı kapatırken son sözünü söyler: — **Ben darı dedim, sen karı anlamışsın kardeşim!** Şimdi... **Beyler!** Sizin bu açılımda ortaya sürdüğünüz nedir? **Karı mı? Darı mı?**/ Af ve Bölücü siyaset imkanı mı yoksa Af ve Vatandaşlığa dönüş imkanı mı! Açıkça söyleyin de millet de öğrensin! Çünkü millet, kendisine ne verildiğini, ve kendisinin ne verdiğini bilmek istiyor. Silahların susması mı? Elbette! Terörün bitmesi mi? Elbette! Kan dökülmemesi mi? Elbette! Ama silahsızlanmanın arkasından hangi siyasî mimarinin geleceğini, hangi yasal düzenlemelerin yapılacağını ve “siyasallaşma” denilen kavramın tam olarak ne anlama geldiğini de bilmek istiyor. Onun için soruyorum:    **SİLAHSIZLANMA ve SİYASALLAŞMA KURULU...** **Bu Fransız Öpücüğü kime?**
Ekleme Tarihi: 23 Ağustos 2026 -Pazar

SİLAHSIZLANMA ve SİYASALLAŞMA KURULU

*Bu Fransız Öpücüğü kime!*
**Breh, breh, breh!..  
Türkiye'nin gündemine öyle bir kurul düştü ki, insan önce adını iki kere okuyor:
**Silahsızlaşma ve Siyasallaşma Kurulu!**
Silahsızlaşma anlaşılır. Silahı bıraktırmak, kanı durdurmak, terörü sona erdirmek elbette devletin ve milletin ortak arzusudur.
Peki ya **siyasallaşma**?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Çünkü son günlerde basına yansıyan bilgilere göre, Abdullah Öcalan'ın da yer alacağı bir “Silahsızlanma ve Siyasallaşma” alt kurulundan, bunun üzerinde bir üst kuruldan ve Meclis'te ayrıca bir izleme mekanizmasından söz ediliyor. Sürecin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı olmadığı; “çerçeve yasa”, demokratikleşme ve daha sonra yeni anayasa gibi aşamalarla birlikte tartışıldığı da kamuoyuna yansıyan haberlerde yer alıyor.
Benim itirazım tam da buradadır:
**Silah bırakmak başka, silahı bırakanın hangi siyasal zeminde, hangi amaçla ve hangi sınırlar içinde siyasallaşacağını belirsiz bırakmak başka!**
 
SEFALET ve İHTİŞAM!
Balzac'ın meşhur romanlarından *İhtişam ve Sefalet* gelir aklıma.
Romanda Paris polisinin, azılı bir suçlunun bilgisine ve becerisine başvurarak suç dünyasını çözmeye çalışması anlatılır.
Bizdeki romanın adı ise galiba tersinden okunacak:
**SEFALET ve İHTİŞAM!**
Carlos Herrera'sı kim!
**Abdullah Öcalan!**
Peki bu romanın yazarı kim?
Dışarıdan bu coğrafyanın kaderine ilişkin sürekli fikir beyan eden, Türkiye-Suriye-İsrail hattında kurulacak mekanizmalardan söz eden, aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve bölge özel temsilciliği görevini yürüten **Tom Barrack** mı?
Bunu milletin sormaya hakkı vardır. Barrack'ın Türkiye hakkındaki fikirleri ortada. 
**Basımcısı?**
**Daktilografı? ** ...
 
SİLAHI BIRAKIP MİKROFONU MU ALACAKLAR?
Bu kurulun adında iki kelime yan yana duruyor:
**Silahsızlaşma.**
Ve:
**Siyasallaşma.**
İşte benim endişem de buradan doğuyor.
Silah bırakılacak...
Sonra ne olacak?
Düne kadar silahla savunulan söylemler, yarın mikrofonla mı savunulacak?
Düne kadar dağda silahla söylenenler, yarın meydanlarda, kürsülerde ve Meclis'te siyasal program olarak mı karşımıza çıkacak?
Milletin bilmek istediği budur.
Eğer amaç gerçekten terörün sona ermesi, örgütsel yapının tasfiyesi ve herkesin mevcut anayasal düzen içerisinde demokratik siyasete katılmasıysa; bunun adı açıkça söylenmelidir.
Ama “siyasallaşma” kelimesinin içi boş bırakılırsa, insanların şu soruyu sorması kaçınılmazdır:
**Affedilenler, pişman oldukları için mi silah bırakıyorlar; yoksa aynı siyasî hedefleri artık silahla değil mikrofonla savunmak üzere yeni bir zemine mi geçiriliyorlar?**
İşte cevap bekleyen soru budur!
 
BEYLER, BU AFFI MEVCUT HUKUK İÇİNDE YAPMIYOR MUSUNUZ?
Eğer yapılacak düzenlemeler hukuk devletinin, mevcut anayasal düzenin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının sınırları içerisindeyse, bunu milletin anlayacağı açıklıkta söyleyin.
Yok, eğer silah bırakmanın ardından yeni bir “siyasallaşma” dönemi açılıyor ve bunun sonunda devletin yapısını, vatandaşlık anlayışını, idari düzenini tartışmaya açacak başka bir proje bulunuyorsa, onu da açıkça söyleyin!
Çünkü millet kapalı kapılar ardında yürütülen cümlelerin sonunu tahmin etmek zorunda değildir.
Son zamanlarda sıkça duyduğumuz:
**Türk, Kürt, Arap...**
sıralamasına da bir soru soralım.
Haa...
Bu memlekette başka vatandaşlar yok mu?
Onları unutmuş musunuz?
Türkiye Cumhuriyeti'nin esası, vatandaşlarını etnik veya mezhepsel siyasal bloklara ayırmak değil; **eşit vatandaşlık temelinde bir milletin ortak hukukunu kurmaktır.**
Eşit vatandaşlık budur.
Kimsenin etnik kimliği inkâr edilmez.
Ama devletin vatandaşlığı da etnik pazarlık masasına konulamaz!
 
 KARl MI, DARI MI?
İstiklal Madalyalı dedemin çocuklarına anlattığı, anamın da bana naklettiği bir fıkra vardır.
Kumar tutkunu bir adam, bütün parasını kumarda kaybeder.
Kaybettiklerinin hiç değilse bir kısmını geri almak umuduyla kumara devam etmek ister.
Bu defa karısını ortaya sürer.
Onu da kaybeder.
Sabah olur.
Kazanan adam, kapıya dayanır.
Kaybeden:
— **Bekle, getiriyorum!** der.
Gider ambardan bir dolu darıyı getirir.
Kazanan şaşırır:
— **Bu ne?**
Kaybeden cevap verir:
— **Ne olacak? Darı!**
Adam sinirlenir:
— **Hani karı?**
Kaybeden kapıyı kapatırken son sözünü söyler:
— **Ben darı dedim, sen karı anlamışsın kardeşim!**
Şimdi...
**Beyler!**
Sizin bu açılımda ortaya sürdüğünüz nedir?
**Karı mı? Darı mı?**/ Af ve Bölücü siyaset imkanı mı yoksa Af ve Vatandaşlığa dönüş imkanı mı!
Açıkça söyleyin de millet de öğrensin!
Çünkü millet, kendisine ne verildiğini, ve kendisinin ne verdiğini bilmek istiyor.
Silahların susması mı?
Elbette!
Terörün bitmesi mi?
Elbette!
Kan dökülmemesi mi?
Elbette!
Ama silahsızlanmanın arkasından hangi siyasî mimarinin geleceğini, hangi yasal düzenlemelerin yapılacağını ve “siyasallaşma” denilen kavramın tam olarak ne anlama geldiğini de bilmek istiyor.
Onun için soruyorum:
 
 **SİLAHSIZLANMA ve SİYASALLAŞMA KURULU...**
**Bu Fransız Öpücüğü kime?**
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.