Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

EHVENİ ŞER -Teröristle Anlaşma Olmaz Ya! Haydi Oldu Diyelim -...

Cebir Şiddet ve Zarar ve Katl Af Kapsamının dışındadır. Affedilenler Bölücü Parti ve Kuruluşlara Üye Olamazlar.    Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi – 13. MADDE   Af, hukukun en istisnai kurumlarından biridir. Hukuk tarihinde af; suçun övülmesi veya ödüllendirilmesi için değil, pişmanlığın ortaya konulması ve toplumsal barışın yeniden tesis edilmesi amacıyla öngörülmüştür.   Bu nedenle affın temelinde yalnızca cezanın kaldırılması değil; hukuka, devlete ve toplumsal düzene gönüllü dönüş iradesi bulunur.   Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır:   **Örgüt ortadan kalkmadan, örgütsel bağlar kesilmeden ve örgütün feshi hukuken gerçekleşmeden bireysel af mekanizmasının işletilmesi düşünülemez.**   ### 13. MADDE   *“PKK silahlı terör örgütü ile PJAK ve PYD dâhil olmak üzere, Avrupa bağlantıları ve KCK üst yapı kuruluşları ile bunlara bağlı tüm örgütsel yapıların FESHEDİLMESİ ve faaliyetlerinin tamamen sona erdirilmesiyle birlikte, örgütle olan tüm bağımı kesiyorum.*   *Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verdiğim bu dilekçe itibarıyla, örgütsel faaliyetlerden tamamen ayrıldığımı ve bir daha hiçbir şekilde bu faaliyetlere katılmayacağımı beyan ediyorum.*   *Bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit bir vatandaşı olarak, bölücü fikir ve eylemlerden tamamen arınmış şekilde, mevcut kanunlara ve Anayasa’ya bağlılığımı kabul ve beyan ediyorum.*   *Bireysel olarak yapılan bu beyan, affedilmenin temel şartı ve hukuki dayanağıdır.*   *Örgütsel yapıların feshi gerçekleşmeden ve bu fesih yetkili makamlarca hukuken tespit edilmeden, bu madde kapsamında herhangi bir af hükmü uygulanamaz.”*   Bu maddeyle amaçlanan, terör örgütünün yalnızca silah bırakması değil, **örgütsel varlığını sona erdirmesidir.**   Çünkü silah bırakmak ile örgütün feshi aynı şey değildir.   Silah bırakma, örgütsel faaliyetin bir aşamasının sona ermesi olabilir. **Fesih ise örgütün kendisini hukuken ve fiilen ortadan kaldırmasıdır.** Bu nedenle süreç yasasında bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.   Süreç Yasası, bu maddeyle Türkiye’nin güvenliğine ve toplumsal bütünleşmesine hizmet etmelidir.   Çünkü sosyoloji bize şunu söyler: Bir toplumu ayakta tutan yalnızca ortak coğrafya değil, ortak aidiyet duygusudur.   Devlet vatandaşına güven vermek zorundadır; vatandaş da devlete sadakat göstermekle yükümlüdür. Bu karşılıklı güven zedelendiğinde yalnızca güvenlik değil, toplumsal bütünleşme de yara alır.   Psikoloji açısından gerçek pişmanlık; davranışın terk edilmesi, yanlışın kabul edilmesi ve aynı eylemin tekrar edilmeyeceğine dair açık iradenin ortaya konulmasıdır.   Pişmanlık yalnızca bir duygu değildir. **Davranış değişikliğiyle ortaya konulan bir iradedir.**   Hukukun aradığı da tam olarak budur.   Hukuk devleti bakımından af, koşulsuz bir unutma değildir. Belirli şartların yerine getirilmesi karşılığında tanınan istisnai bir hukuki imkândır.   Devlet egemenlik hakkından vazgeçmez; aksine, hukukun üstünlüğünü esas alarak toplumsal barışı sağlamaya çalışır. Bunun için sınırların açık, şartların net ve uygulamanın tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.   Mevcut haliyle bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir savrulmanın içine de sokabilir.   Eğer ortaya çıkacak sonuç;   **“Hoş geldin... Silahla bölemedin; gel şimdi kaleminle, oyunla ve oyunuzla böl. Dün dağda söylediklerini bugün kürsüde söyle.”**   anlamına gelecek şekilde yorumlanabilecek bir zemine dönüşürse, buna **“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme”** demek, kavramların anlamını ters yüz etmek olur.   Toplumsal bütünleşme; ayrışmayı farklı araçlarla sürdürmek değil, **ortak hukukta ve ortak vatandaşlıkta buluşmaktır.**   Millet slogan değil, **güven** ister.   Güven ise ancak açık hükümlerle, denetlenebilir şartlarla ve herkese eşit uygulanan hukuk kurallarıyla sağlanabilir.   Bu nedenle Süreç Yasası’nın kapsamı, sınırları, amacı ve sonuçları hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta yazılmalıdır.   **Kanunlar satır aralarında değil, açık hükümlerinde yaşar.**   Belirsizlik, hukukun değil; tartışmanın alanıdır.   Devletin şefkati kadar ciddiyeti, merhameti kadar otoritesi de vardır.   Kalıcı toplumsal barış; unutmakla değil, yanlışın terk edildiğinin samimiyetle beyan edilmesi ve bunun hukuk içinde güvence altına alınmasıyla mümkündür.   **Örgüt feshedilmeden af olmaz.**   Örgütsel yapı sona erecek, bireysel bağ kesilecek, vatandaşlık bağı yeniden ve açık biçimde kabul edilecek; bütün bunlar hukuk içinde denetlenebilir hâle gelecektir.   İşte o zaman af, yalnızca bir hukuki işlem değil; millet vicdanında da karşılık bulan gerçek bir toplumsal uzlaşmaya dönüşebilir.
Ekleme Tarihi: 09 Ağustos 2026 -Pazar

EHVENİ ŞER -Teröristle Anlaşma Olmaz Ya! Haydi Oldu Diyelim -...

Cebir Şiddet ve Zarar ve Katl Af Kapsamının dışındadır. Affedilenler Bölücü Parti ve Kuruluşlara Üye Olamazlar.
 
 Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi – 13. MADDE
 
Af, hukukun en istisnai kurumlarından biridir. Hukuk tarihinde af; suçun övülmesi veya ödüllendirilmesi için değil, pişmanlığın ortaya konulması ve toplumsal barışın yeniden tesis edilmesi amacıyla öngörülmüştür.
 
Bu nedenle affın temelinde yalnızca cezanın kaldırılması değil; hukuka, devlete ve toplumsal düzene gönüllü dönüş iradesi bulunur.
 
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır:
 
**Örgüt ortadan kalkmadan, örgütsel bağlar kesilmeden ve örgütün feshi hukuken gerçekleşmeden bireysel af mekanizmasının işletilmesi düşünülemez.**
 
### 13. MADDE
 
*“PKK silahlı terör örgütü ile PJAK ve PYD dâhil olmak üzere, Avrupa bağlantıları ve KCK üst yapı kuruluşları ile bunlara bağlı tüm örgütsel yapıların FESHEDİLMESİ ve faaliyetlerinin tamamen sona erdirilmesiyle birlikte, örgütle olan tüm bağımı kesiyorum.*
 
*Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verdiğim bu dilekçe itibarıyla, örgütsel faaliyetlerden tamamen ayrıldığımı ve bir daha hiçbir şekilde bu faaliyetlere katılmayacağımı beyan ediyorum.*
 
*Bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit bir vatandaşı olarak, bölücü fikir ve eylemlerden tamamen arınmış şekilde, mevcut kanunlara ve Anayasa’ya bağlılığımı kabul ve beyan ediyorum.*
 
*Bireysel olarak yapılan bu beyan, affedilmenin temel şartı ve hukuki dayanağıdır.*
 
*Örgütsel yapıların feshi gerçekleşmeden ve bu fesih yetkili makamlarca hukuken tespit edilmeden, bu madde kapsamında herhangi bir af hükmü uygulanamaz.”*
 
Bu maddeyle amaçlanan, terör örgütünün yalnızca silah bırakması değil, **örgütsel varlığını sona erdirmesidir.**
 
Çünkü silah bırakmak ile örgütün feshi aynı şey değildir.
 
Silah bırakma, örgütsel faaliyetin bir aşamasının sona ermesi olabilir. **Fesih ise örgütün kendisini hukuken ve fiilen ortadan kaldırmasıdır.** Bu nedenle süreç yasasında bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.
 
Süreç Yasası, bu maddeyle Türkiye’nin güvenliğine ve toplumsal bütünleşmesine hizmet etmelidir.
 
Çünkü sosyoloji bize şunu söyler: Bir toplumu ayakta tutan yalnızca ortak coğrafya değil, ortak aidiyet duygusudur.
 
Devlet vatandaşına güven vermek zorundadır; vatandaş da devlete sadakat göstermekle yükümlüdür. Bu karşılıklı güven zedelendiğinde yalnızca güvenlik değil, toplumsal bütünleşme de yara alır.
 
Psikoloji açısından gerçek pişmanlık; davranışın terk edilmesi, yanlışın kabul edilmesi ve aynı eylemin tekrar edilmeyeceğine dair açık iradenin ortaya konulmasıdır.
 
Pişmanlık yalnızca bir duygu değildir. **Davranış değişikliğiyle ortaya konulan bir iradedir.**
 
Hukukun aradığı da tam olarak budur.
 
Hukuk devleti bakımından af, koşulsuz bir unutma değildir. Belirli şartların yerine getirilmesi karşılığında tanınan istisnai bir hukuki imkândır.
 
Devlet egemenlik hakkından vazgeçmez; aksine, hukukun üstünlüğünü esas alarak toplumsal barışı sağlamaya çalışır. Bunun için sınırların açık, şartların net ve uygulamanın tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.
 
Mevcut haliyle bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir savrulmanın içine de sokabilir.
 
Eğer ortaya çıkacak sonuç;
 
**“Hoş geldin... Silahla bölemedin; gel şimdi kaleminle, oyunla ve oyunuzla böl. Dün dağda söylediklerini bugün kürsüde söyle.”**
 
anlamına gelecek şekilde yorumlanabilecek bir zemine dönüşürse, buna **“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme”** demek, kavramların anlamını ters yüz etmek olur.
 
Toplumsal bütünleşme; ayrışmayı farklı araçlarla sürdürmek değil, **ortak hukukta ve ortak vatandaşlıkta buluşmaktır.**
 
Millet slogan değil, **güven** ister.
 
Güven ise ancak açık hükümlerle, denetlenebilir şartlarla ve herkese eşit uygulanan hukuk kurallarıyla sağlanabilir.
 
Bu nedenle Süreç Yasası’nın kapsamı, sınırları, amacı ve sonuçları hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta yazılmalıdır.
 
**Kanunlar satır aralarında değil, açık hükümlerinde yaşar.**
 
Belirsizlik, hukukun değil; tartışmanın alanıdır.
 
Devletin şefkati kadar ciddiyeti, merhameti kadar otoritesi de vardır.
 
Kalıcı toplumsal barış; unutmakla değil, yanlışın terk edildiğinin samimiyetle beyan edilmesi ve bunun hukuk içinde güvence altına alınmasıyla mümkündür.
 
**Örgüt feshedilmeden af olmaz.**
 
Örgütsel yapı sona erecek, bireysel bağ kesilecek, vatandaşlık bağı yeniden ve açık biçimde kabul edilecek; bütün bunlar hukuk içinde denetlenebilir hâle gelecektir.
 
İşte o zaman af, yalnızca bir hukuki işlem değil; millet vicdanında da karşılık bulan gerçek bir toplumsal uzlaşmaya dönüşebilir.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.