Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

KAPİTÜLASYON AKLI DÜYUNU UMUMİYE ZİHNİYETİ

-Ve Günümüz Türkiye’sinde Üretimsiz İktidar Sorunu- Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü bir günde olmadı. Top atışlarıyla değil, ekonomik teslimiyetle başladı. Kapitülasyonlar, “ticareti canlandırıyoruz” bahanesiyle verildi; Düyun-u Umumiye, “borcu çeviriyoruz” gerekçesiyle kuruldu. Sonuç: siyasi olarak ayakta, iktisadi olarak felç bir devlet. Asıl sorun şuydu: İmparatorluk üretmeyen ama tüketen, Gelir yaratmayan ama vergi toplayan, Uzun vadeyi değil günü kurtaran bir idareye dönüşmüştü. Bugün bu tabloya bakınca, tarih kitaplarından değil, güncel ekonomik bültenlerden konuşuyor gibiyiz. GÜNÜMÜZDE DE AYNI AKIL ÇALIŞIYOR Bugünkü Türkiye ekonomisinin temel açmazı şudur: Üretime değil, ithalata; Sanayiye değil, tüketime; Teknolojiye değil, vergiye yaslanan bir düzen. Özellikle: Petrol Otomobil Yüksek teknoloji Ara malı ithalatı üzerinden vergiyle ayakta duran bir ekonomi modeli vardır. Devlet: Üretimden değil, Katma değerden değil, Sanayiden değil, ithal edilen maldan vergi alarak bütçe döndürmeye çalışmaktadır. Bu ne doğurur? Kur yükselir. Enflasyon artar. Halk fakirleşir. Üretici küçülür. Tıpkı Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi: Devlet vergi toplar ama ekonomi büyümez. BU BİR EKONOMİ MODELİ DEĞİL, BİR ALIŞKANLIKTIR Bu anlayış: Kapitülasyon aklının modern hâlidir. Düyun-u Umumiye zihniyetinin güncel versiyonudur. Yabancıdan al, Üstüne vergi koy, Açığı borçla kapat, Sonra “büyüyoruz” de. Ama bu büyüme: Kâğıt üzerindedir, Halkın sofrasına yansımaz, Sanayiye kök salmaz. ATATÜRK NEDEN “İKTİSADİ BAĞIMSIZLIK” DEDİ? Atatürk meseleyi çok erken ve çok net görmüştür: “Siyasi bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla mümkündür.” Bu yüzden: Kapitülasyonları reddetti. Yerli sanayiyi kurdu. Devletçilik dedi(ama tembellik için değil). Fabrika kurdu, banka kurdu, demiryolu döşedi. Milliyetçiliği: hamaset değil, yerli üretimi koruma refleksiydi.  Atatürk’ün milliyetçiliği: Türk’ün tüketici değil, üretici olma iddiasıdır. SON SÖZ: TARİH TEKRAR ETMEZ, ZİHNİYET TEKRAR EDER Osmanlı’yı yıkan şey dış güçlerden önce üretimsiz idare anlayışıydı. Bugün de aynı hatayı, Farklı isimlerle, Farklı ambalajlarla tekrar ediyoruz. Çıkış yolu bellidir: Yerli üretim Sanayi Teknoloji Plan Milli ekonomi Ve bunu başaracak tek düşünce şudur: Atatürk milliyetçiliği: Üreten, hesap yapan, geleceği kuran bir devlet aklıdır.
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2026 -Çarşamba

KAPİTÜLASYON AKLI DÜYUNU UMUMİYE ZİHNİYETİ

-Ve Günümüz Türkiye’sinde Üretimsiz İktidar Sorunu-
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü bir günde olmadı.
Top atışlarıyla değil, ekonomik teslimiyetle başladı.
Kapitülasyonlar, “ticareti canlandırıyoruz” bahanesiyle verildi;
Düyun-u Umumiye, “borcu çeviriyoruz” gerekçesiyle kuruldu.
Sonuç: siyasi olarak ayakta, iktisadi olarak felç bir devlet.
Asıl sorun şuydu:
İmparatorluk üretmeyen ama tüketen,
Gelir yaratmayan ama vergi toplayan,
Uzun vadeyi değil günü kurtaran bir idareye dönüşmüştü.
Bugün bu tabloya bakınca, tarih kitaplarından değil, güncel ekonomik bültenlerden konuşuyor gibiyiz.
GÜNÜMÜZDE DE AYNI AKIL ÇALIŞIYOR
Bugünkü Türkiye ekonomisinin temel açmazı şudur:
Üretime değil, ithalata;
Sanayiye değil, tüketime;
Teknolojiye değil, vergiye yaslanan bir düzen.
Özellikle:
Petrol
Otomobil
Yüksek teknoloji
Ara malı ithalatı üzerinden vergiyle ayakta duran bir ekonomi modeli vardır.
Devlet:
Üretimden değil,
Katma değerden değil,
Sanayiden değil, ithal edilen maldan vergi alarak bütçe döndürmeye çalışmaktadır.
Bu ne doğurur?
Kur yükselir.
Enflasyon artar.
Halk fakirleşir.
Üretici küçülür.
Tıpkı Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi:
Devlet vergi toplar ama ekonomi büyümez.
BU BİR EKONOMİ MODELİ DEĞİL, BİR ALIŞKANLIKTIR
Bu anlayış:
Kapitülasyon aklının modern hâlidir.
Düyun-u Umumiye zihniyetinin güncel versiyonudur.
Yabancıdan al,
Üstüne vergi koy,
Açığı borçla kapat,
Sonra “büyüyoruz” de.
Ama bu büyüme:
Kâğıt üzerindedir,
Halkın sofrasına yansımaz,
Sanayiye kök salmaz.
ATATÜRK NEDEN “İKTİSADİ BAĞIMSIZLIK” DEDİ?
Atatürk meseleyi çok erken ve çok net görmüştür:
“Siyasi bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla mümkündür.”
Bu yüzden:
Kapitülasyonları reddetti.
Yerli sanayiyi kurdu.
Devletçilik dedi(ama tembellik için değil).
Fabrika kurdu, banka kurdu, demiryolu döşedi.
Milliyetçiliği: hamaset değil, yerli üretimi koruma refleksiydi.
 Atatürk’ün milliyetçiliği:
Türk’ün tüketici değil, üretici olma iddiasıdır.
SON SÖZ: TARİH TEKRAR ETMEZ, ZİHNİYET TEKRAR EDER
Osmanlı’yı yıkan şey dış güçlerden önce üretimsiz idare anlayışıydı.
Bugün de aynı hatayı,
Farklı isimlerle,
Farklı ambalajlarla tekrar ediyoruz.
Çıkış yolu bellidir:
Yerli üretim
Sanayi
Teknoloji
Plan
Milli ekonomi
Ve bunu başaracak tek düşünce şudur:
Atatürk milliyetçiliği:
Üreten, hesap yapan, geleceği kuran bir devlet aklıdır.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.