On dört yaşında bir çocuk. 1.80 i aşan bir boy ve 90 kilo ile ağırlıklı görünümü ile normal akranları içinde bir çocuk. Okula gidip geliyor. Kendisi sınıfta ama derslere katıldığı söylenemez, önündeki deftere bir şeyler yazıp çiziyor. Bunu sürekli yapıyor. Teneffüslerde yalnız, kimseyle konuşmuyor. Hiç arkadaşı yok. Kimseye bulaşmıyor, kimseyi darp ettiği gôrülmemiş.
İri yarı cüssesiyle okulda var. Bedeniyle var. Kimsenin, öğretmenlerinin onu kaale aldığı yok. Öyle ki sınıfta öğretmeni ders anlatıyorken, o sınıfın içinde dans eder gibi dolaşıyor, ôğretmeni uyarmıyor, diğer çocuklar tepki gôstermiyor. Sınıftan dışlanmış.
Arjantin'den internetten edindiği kız arkadaşları var. Arkadaşları ona kız muamelesi yapıyor. Etek giyip omuzunu açarak aynada şuh olabildim mi diye kendini seyrediyor. Adı İsa, nüfus cüzdanındaki kimliği erkek. Aslında o bir cinsiyet karmaşasında: Süper egosu erkek. Hem de sert bir erkek. Whatsapına profili olarak Elliot Fodger'i koymuş. Şu okul suikastçisi katili koymuş. Ama egosu kadınsı. Hatta öyle ki bunu arkadaşları da biliyor. Baksanïza bu yüzden kimse kendisiyle arkadaş olmamış. Baba kızların silahla ne işi olabilir ki diye beş silahını ortada bırakabiliyor. Bir tek rehber öğretmenleri onun kadınsı tarafını görememiş. Görseydi, ona gider açılır. Defterlere, size kendimi yaptığım kötülükle tanıtacağım diye yazmazdı.
Kendisini bazen kız gibi bazen erkek gibi hissediyordu. Kadınsı görünümünün farkındaydı. Ve aslında evde ailesinin, okulda ise arkadaşlarının da bu kadınsılığını tarkettiğinin farkındaydı. Kimsenin kendisini bu haliyle kabul etmediğinin de farkındaydı.
O çocuk, ergen yaşında böyle olamayacağına, böyle gidemeyeceğine karar verdi. Yapayalnız, anlaşılmadan, toplumda kabul görmeden nasıl yaşayabilecekti ki! Yalnız öyle bir şey yapmaliydı ki, kadınlk tarafının zaten kabul gördüğüğü ve görebileceği de yoktu, o halde erkek tarafıyla bir nam bırakmalıydı. Erkekler savaşlarda nam bırakır. Çocuktu savaşa gidemezdi, zaten bu kadınsı görünümüyle onu askere bile almazlardı. Arkadaşlarını, günahsız çocukları öldürmek kötüydü, bunu biliyordu, ama onu yalnız bırakan arkadaşları değil miydi! Zaten nam da kötülük yapılarak kazanılıyordu. Mafya dizilerinde böyle değil miydi.
Ve okulun güvenlik boşluklarından da faydalanarak, gitti o kötü eylemini yaptı. Erkek olduğununu bütün Türkiye'ye kendine göre gôsterdi. Bir ERKEKSİ PROTESTO ile.
Tüm çocuklara yazık oldu.
Milli Eğitim Bakanı başta, ailesinde, okul yônetiminde, öğretmenlerde, medyada, güvenlik birimlerinde biraz liyakat ve görev adına duyarlılık olsaydı, bunların hiç birisi olmayabilirdi.
