Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

"Hürmüz'e Sekizinci Koca! - Nikahı Birleşmiş Milletler Kıyar mı...**

O halde sekizinci koca uluslararası adalet olsun. Nikâh, güç dengelerinin karanlık masalarında değil; açık, şeffaf ve insanlığın ortak vicdanını temsil eden bir iradeyle kıyılsın. Bu evlilik, çıkarların değil ilkelerin üzerine kurulsun. Çünkü bugüne kadar yapılan her “evlilik”, yani her müdahale, her ittifak, çoğu zaman sevgiyle değil, korkuyla; güvenle değil, hesapla şekillendi.   Hürmüz, sadece bir boğaz değildir. O, dünyanın damarlarından biridir. Oradan geçen petrol yalnızca enerji değil, aynı zamanda bağımlılık, rekabet ve gerilim taşır. Bu yüzden her yeni “koca”, yani her yeni güç odağı, aslında bu damarın kontrolüne talip olur. Fakat mesele sahip olmak değil, yönetmektir. Daha doğrusu, adaletle dengelemektir.   Eğer bu kez farklı bir şey denenecekse, bu evlilik zorbalıkla değil rızayla kurulmalıdır. Uluslararası hukuk, yalnızca metinlerde kalan bir süs değil; fiilen işleyen bir mekanizma haline gelmelidir. Aksi takdirde her nikâh, bir süre sonra çatışmanın başka bir adından ibaret olur.   Bu birliktelikten doğacak çocuklara gelince… Eğer gerçekten adil bir düzen kurulabilirse, onların adı “refah” ve “barış” olur. Belki de ikiz doğarlar; biri ekonomik dengeyi, diğeri insani huzuru temsil eder. Ama unutulmamalıdır ki, bu çocukların sağlıklı büyümesi için yalnızca doğmaları yetmez. Onları besleyecek olan şey; şeffaflık, güven ve karşılıklı saygıdır.   Dünya, artık eski yöntemlerle sürdürülebilir bir düzen kuramayacağını defalarca gördü. Güçle kurulan düzenler, daha büyük güçler tarafından yıkıldı. Oysa adaletle kurulan düzenler, kalıcı olma ihtimalini taşır. Bu yüzden mesele, kimin “koca” olacağı değil; bu ilişkinin hangi değerler üzerine inşa edileceğidir.   Eğer gerçekten bir nikâh kıyılacaksa, bu nikâhın şahidi insanlık olmalıdır. Ve eğer çocuklar doğacaksa, onların mirası savaş değil; ortak bir gelecek olmalıdır.   Son söz yerine değil, son ikaz olarak: Bu sofrada oturan herkes kendi payına düşen sorumluluğu duymak zorundadır. Amerika Birleşik Devletleri, gücünü “düzen kurma” adı altında sınırsızca kullandığında aslında kaosu derinleştirdiğini artık idrak etmelidir; dünya, tek taraflı akıllarla yönetilecek kadar basit değildir. İran, direniş söylemini sürekli gerilimle beslemek yerine, bölgesel aklı ve dengeyi büyütmenin daha kalıcı bir güç olduğunu görmek zorundadır. Ve Benjamin Netanyahu, günü kurtaran hamlelerin yarını yakan bir ateşe dönüştüğünü fark etmeden ilerleyemez; güvenlik, sadece silahla değil, karşı tarafın varlığını kabullenmekle inşa edilir. Artık herkes şunu bilmeli: Bu coğrafyada kimse tamamen kazanamaz ama herkes birlikte kaybedebilir. O yüzden akıl, hırsın önüne; sorumluluk, gücün önüne geçmek zorundadır—aksi halde doğacak çocukların adı ne refah olur ne barış, yalnızca bitmeyen bir miras kavgası kalır.
Ekleme Tarihi: 12 Nisan 2026 -Pazar

"Hürmüz'e Sekizinci Koca! - Nikahı Birleşmiş Milletler Kıyar mı...**

O halde sekizinci koca uluslararası adalet olsun. Nikâh, güç dengelerinin karanlık masalarında değil; açık, şeffaf ve insanlığın ortak vicdanını temsil eden bir iradeyle kıyılsın. Bu evlilik, çıkarların değil ilkelerin üzerine kurulsun. Çünkü bugüne kadar yapılan her “evlilik”, yani her müdahale, her ittifak, çoğu zaman sevgiyle değil, korkuyla; güvenle değil, hesapla şekillendi.
 
Hürmüz, sadece bir boğaz değildir. O, dünyanın damarlarından biridir. Oradan geçen petrol yalnızca enerji değil, aynı zamanda bağımlılık, rekabet ve gerilim taşır. Bu yüzden her yeni “koca”, yani her yeni güç odağı, aslında bu damarın kontrolüne talip olur. Fakat mesele sahip olmak değil, yönetmektir. Daha doğrusu, adaletle dengelemektir.
 
Eğer bu kez farklı bir şey denenecekse, bu evlilik zorbalıkla değil rızayla kurulmalıdır. Uluslararası hukuk, yalnızca metinlerde kalan bir süs değil; fiilen işleyen bir mekanizma haline gelmelidir. Aksi takdirde her nikâh, bir süre sonra çatışmanın başka bir adından ibaret olur.
 
Bu birliktelikten doğacak çocuklara gelince… Eğer gerçekten adil bir düzen kurulabilirse, onların adı “refah” ve “barış” olur. Belki de ikiz doğarlar; biri ekonomik dengeyi, diğeri insani huzuru temsil eder. Ama unutulmamalıdır ki, bu çocukların sağlıklı büyümesi için yalnızca doğmaları yetmez. Onları besleyecek olan şey; şeffaflık, güven ve karşılıklı saygıdır.
 
Dünya, artık eski yöntemlerle sürdürülebilir bir düzen kuramayacağını defalarca gördü. Güçle kurulan düzenler, daha büyük güçler tarafından yıkıldı. Oysa adaletle kurulan düzenler, kalıcı olma ihtimalini taşır. Bu yüzden mesele, kimin “koca” olacağı değil; bu ilişkinin hangi değerler üzerine inşa edileceğidir.
 
Eğer gerçekten bir nikâh kıyılacaksa, bu nikâhın şahidi insanlık olmalıdır. Ve eğer çocuklar doğacaksa, onların mirası savaş değil; ortak bir gelecek olmalıdır.
 
Son söz yerine değil, son ikaz olarak: Bu sofrada oturan herkes kendi payına düşen sorumluluğu duymak zorundadır. Amerika Birleşik Devletleri, gücünü “düzen kurma” adı altında sınırsızca kullandığında aslında kaosu derinleştirdiğini artık idrak etmelidir; dünya, tek taraflı akıllarla yönetilecek kadar basit değildir. İran, direniş söylemini sürekli gerilimle beslemek yerine, bölgesel aklı ve dengeyi büyütmenin daha kalıcı bir güç olduğunu görmek zorundadır. Ve Benjamin Netanyahu, günü kurtaran hamlelerin yarını yakan bir ateşe dönüştüğünü fark etmeden ilerleyemez; güvenlik, sadece silahla değil, karşı tarafın varlığını kabullenmekle inşa edilir. Artık herkes şunu bilmeli: Bu coğrafyada kimse tamamen kazanamaz ama herkes birlikte kaybedebilir. O yüzden akıl, hırsın önüne; sorumluluk, gücün önüne geçmek zorundadır—aksi halde doğacak çocukların adı ne refah olur ne barış, yalnızca bitmeyen bir miras kavgası kalır.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.