Siyasetin en eski zanaatlarından biri dönüşüm değildir; dönüşmüş gibi görünmektir.
İplerin, kementlerin, idam naralarının bir sabah kravatlara, nezaket cümlelerine ve “milli birlik” söylemlerine evrilmesi de işte bu siyasal zanaatın en bilinen numarasıdır.
Türkiye siyaseti de bu dönüşümün en keskin örneklerinden birini yaşadı:
Bir zamanlar meydanlarda “ASACAĞIZ!” diye bağıran bir dilin, yıllar içinde o ipi boyundan çözerek siyasetin vitrininde bir kravat gibi taşıması…
Bu sadece bir söylem değişikliği değildir; bir meşruiyet üretme tekniğidir.
Belagatin tahrif edildiği yer: Dün idam isteyen, bugün ortaklık kuruyor.
Devlet Bahçeli’nin yıllarca siyasi varlığını tanımlayan en sert imgelerden biri “kement”ti.
APO’nun idamı üzerinden şekillenen bu dil, toplumun duygularına doğrudan seslenen, öfkeyi siyasal sermayeye dönüştüren bir retorikti.
Ancak siyaset, prensipten çok pozisyonla çalışan bir makinedir. Zaman değişti, dengeler değişti, ittifaklar yeniden kuruldu.
Ve o meşhur kement, bir gün “idam ipi” olmaktan çıkıp, sessizce kravatın altına saklandı.
Bu dönüşümün adı “pragmatizm” değil; daha eski, daha tanıdık bir kelime: Mugalata.
Mugalatanın siyasetteki işlevi: Meşruiyet üretmek
Bir siyasetçi dün söylediğinin tam tersini bugün savunabiliyorsa, bunun için üç şeye ihtiyaç duyar:
Unutkan bir toplum,
Kuşatılmış bir medya,
İyi işlenmiş bir retorik.
Bu retoriğin özü şudur:
Gerçeği değiştirmek mümkün değilse, gerçeğin etrafındaki duyguyu değiştir.
Dün “idam” duygusu vardı, bugün “milli birlik” duygusu pompalanıyor.
Aynı söylem değil, ama aynı zanaat.
Boyuna atılan ipin kravat oluşu bir sembol: Gücün istikameti değiştiğinde söz de değişir
Siyasette en tehlikeli olan şey, dünün sert ilkelerinin bugünün yumuşak pazarlıklarına dönüşmesidir.
Çünkü bu dönüşüm toplumun zihninde bir şeyi çürütür: Güven duygusunu.
İp, idamın sembolüyken güçlüydü.
Ama kravat olduğunda daha güçlü bir şeyi ele geçirdi: Siyasetin merkezini.
Asıl dikkat edilmesi gereken de budur.
Bir siyasi figür “karakterini değil, söylemini” değiştiriyorsa, o değişim hakikatin değil, çıkarın izini taşır.
Bu zanaatın adı ne?
Bu soruyu sen başlıkta sordun.
Cevabı metnin içinden kendiliğinden çıkıyor:
Biraz mugalata,
Biraz safsata,
Biraz amnezi üretimi,
Biraz duygusal yönlendirme,
Ve bolca siyasal hesap.
Ama hepsinin toplamı tek bir kelimede birleşiyor: Meşruiyet imalatı.
Siyasetçiler bazen gerçek üretmeyi bırakır; onun yerine meşruiyet üretmeye yönelir.
O meşruiyetin hammaddesi ise ne politika ne ekonomi ne de hukuk…Sadece sözdür.
